Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

Zulüm ufacık bir şeydi

Tarihle sohbet etmek gerekir arada…
Orada şimdi yaşadıklarımıza benzer şeyler buluruz.
Söylenmediğini düşündüğümüz nice sözün söylendiğini, bu bize ait diye övünebileceğimiz nice cümlenin kurulduğunu, insanın benzer uyarılara muhatap olduğunu görürüz.
Bunlar tarihte kaldı dediğimiz nice şeyin tekrarlanarak yaşandığını, tarihle yapacağımız sohbette anlarız.
Tarihin tozlu raflarının tozunu atıp, günümüze taşıyarak mukayese etmedikçe çok şey kaybederiz.
Başlayalım tarihle sohbete…
Sadi-i Şirazi anlatıyor, söz ona ait, övgü cümleleri onun kendi dönemiyle ilgili, biz yalnızca aktarıyoruz, övgüsü değil sözünün geldiği nokta bizi ilgilendiriyor.
Adaletiyle meşhur Sasani hükümdarı Nuşirevan ziyafet veriyordu. Bir hayvan kesilmiş, ateşte kebap ediliyordu. Ancak yanlarında tuz yoktu. Getirsin diye köye bir köle gönderdiler.
Nuşirevan :
- Tuzu para ile al ki, gasben bedava alma adeti çıkmasın, memleket zulüm ile harap olmasın, dedi.
Bir tuzdan ne zarar gelir? diye soran adamlarına Nuşirevan şu cevabı verdi:
-Cihanda zulmüm temeli ufacık bir şeydi. Ama her gelen onu büyüttü. Nihayet şimdiki duruma ulaştı.
Bugün “bir tuz işte, ne olur ki” diyenler vardır belki, tarihten bize aktarılan bu not ilgilerini çekmelidir.
Zulmün temelinde hep önemsenmeyen şeyler vardır.
Bazen öylesine söylenen bir söz temel kaide olur, zulme dayanak teşkil eder. Yıllar geçer o söz sebebiyle yüzler, binler gadre uğrar.
Başlangıçta o söylenen sözün fazla bir kapsamı yokken, her gelen o söze ekleme yapar, derken koca zulüm metinleri ortaya çıkar.
“Ben filanın adamıyım” diyen biri gelir, vatandaşa; “şunu vereceksin, bunu yapacaksın, yoksa…” der. Bu girişim “falan” tarafından duyulur. “Bir cahillik yapmış, fazla ileri gitmez” der, takipsiz kalır. Mesele büyür, geçiştirilen bir şikâyet koca bir zulüm girdabına dönüşmüş olur. Zulme adım atan, kendisiyle birlikte “falanı da” sürükler o girdaba…
“Sen benim kim olduğumu biliyor musun” der bir başkası… Öyle ya, eline yetki verilmiştir. Sözü kanundur artık.
Zulüm söz konusu olduğunda “yazılı olmayan kanunlar” vardır.
Kimse, o sözü söyleyenden sorumlu olan kimse, gidip “benim kim olduğumu biliyor musun deme hakkın yok” demez. Söylenen söyleyene “kâr” kalır. Gölgesi uzar. Güneşten pay sahibi olma hakkına sahip insanların bir kısmını bundan mahrum eder.
Zulüm tepeden bakmayla başlar.
Elde ettiği imkânı, “ayrıcalık ödülü” olarak gören insan, pencereden, kapıdan, merdivenlerden, alışveriş mekânlarında tepeden bakar. “Gururlanma padişahım, senden büyük olan Allah var” sözünü duymamıştır. Duymuştur da “ayrıcalık ödülü” o sözü unutturmuştur.
Cirmi nedir ki insanın ama düşünmez. Düşünse zulme yelken açmaz. Zulüm bir hiç olan cirmin gölgesi olarak büyür de büyür.
Zulüm hakkında ayetlere, hadislere bakabiliriz. Mesele bilgi yoksulluğundan kaynaklanıyorsa eğer, bu yapılabilir. Fakat vaziyet farklı, insan; bu bilgilerin hepsi benim için, bana sesleniyor, beni uyarıyor, beni eğitiyor demekte sorun yaşıyor.
En iyisi şu sözü unutmamak:
Cihanda zulmüm temeli ufacık bir şeydi. Ama her gelen onu büyüttü. Nihayet şimdiki duruma ulaştı.
Şimdiki durum ne ki, bir şey mi var?
Kimse unutmasın!
Var olan şeyi önemsizleştirmektir zulmü besleyen ve büyüten…

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 128
Bu Ay : 4154
Toplam : 4154

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom