Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Referandum, Devlet ve değişim

Açılım süreci ile başlayıp, referandum ile devam eden değişim süreccini anlamak için, ana belirleyenleri ile birlikte siyasal düzlemi doğru tespit etmek gerekir.

Değişimin merkezini devlet milletle paylaşmaktadır. Tabir yerindeyse gelinen son aşamada devletle milletin uyuşan, örtüşen değişim talepleri birbirini ateşlemekte, içselleştirmektedir. Milletle birlikte değişmeyi devlet, devletle birlikte değişmeyi de millet kabul etmiş gözükmektedir. Devletle milletin yüz yıldan beridir ayrışan yolları birleşmek üzere yakınlaşmaktadır. Devlet millete yaklaşırken millet de devlete yaklaşmaya başlamıştır. ‘Milletin devleti’ ile ‘devletin milleti’ arasında kan uyuşmazlığına bağlanabilecek tezatlar, aradaki mesafeler azalmaya başlamıştır. Uzlaşma diye tanımlanacak bu gelişme hayatın gerçeklerinin mecbur ettiği alanda devlet millet kaynaşmasını zorunlu kılmıştır. Belki de uzlaşma kavramının pratik yararları ile yaşama katacağı yer bu zemindir. Güçlü siyasal birliktelik her iki unsuru da daha canlı, daha dinamik kılmaktadır.

Daha problemsiz satıhta millete yaslanan devlet de, devlete yanaşan millet de bu ilişkide karşılıklı fayda ve güç elde ediyor gözükmektedir. Millet değişimi zorlamış, devlet politikasının yönünü belirlemede çok etkili olmuştur. Öbür yandan değişimi hızlandıran odaktaki gücün devlet olduğunu da görmek zorundayız. Devletin de milletin de kendilerini hazırladıkları yeni durumun kaynaşmayı zorunlu kılan koşulları iki taraf için de hayırlı sonuçlar vermektedir. Doğrusu kaynaşmaktan, hukuk, özgürlük ve kardeşlik ikliminde birlikte olmaktan başka da çıkar yol gözükmemektedir. Bu yol herkese rahatlık sağladı, sağlayacaktır.

Türkiye’nin yüzyıllık atılımını engellemek isteyenler, her türlü enstrümanı kullanarak yolumuzu kapamak istediler. En az bir asırdır milli varlığımızı hedef alan komploların ağından kurtulmaya çalıştık. Zaman zaman gündelik siyasal çekişmelerin bütünü görmemizi engelleyen vertigosunda, şuur kayıpları yaşadığımız oldu. Varoluş refleksi, şuursuz davranışlarla birleşince kendi ellerimizle kendimizi önemsizleştirdik. Gücümüz azaldı, güvenimiz kayboldu. Aklımız çökme noktasına geldi. Bu hazin durumda kendimize ve hayata dair hiçbir tasavvur üretemez, hiçbir politika geliştiremezdik. Öyle de oldu. Korkaklık ve ürkeklik; sindirilmiş, yılgın benliklerin karakteri olurken devletin de resmi politik üslubuna dönüştü. Karışmayalım, konuşmayalım mantığı etkimizi, etki alanımızı daralttı. Daralmayı içimizin derinliğinde, en uzak hücrelerimizde duyduk. Giderek, neredeyse varlığımızı yok edecek bir daralmaydı bu. İşte tam da bu sırada dünyada sert ve ani değişiklikler oldu.

Daralmamıza, şuur kaybımıza yol açan koşulların baskısı hafifleyince kendimizi bir boşlukta bulduk adeta. Ancak bizim kendi yerimizi almakla doldurulacak tarihsel boşluktu bu. Doğrudan doğruya kendi boşluğumuz. Sarsıntı ve değişim kendimize gelmemize yol açacak uyarıcı nitelikler içeriyordu. İşte şimdi, kendi bilincimizle yolların birleştiği noktadayız. En az yüz yıldır devletle milletin ayrışan yolları, varoluşsal bir mecburiyetle birleşiyor. Bu birleşme noktasında açılım bir mecburiyettir. Açılım, içeriye ve dışarıya kapalı dünyamıza yeni ufuklar kazandıracak zorunlu programıdır. O nedenle açılım var olma kararlılığı ve arzusunun zorunlu aşamasıdır. Şimdiye kadar özellikle kimi entelektüel dimağların gündeme getirir getirmez, devletin içe kapanmacı, engelleyici politikalarına çarpan düşünceler, çok boyutlu olarak, üstelik devlet kanalı ve onayı ile hayata katılmaktadır. Türkiye şimdi bu aşamada yeni bir devlet aklı, yeni bir devlet politikası üretmektedir.

Tabir yerindeyse değişen yeni durumlara göre devlet; aklını, algısını, kodlarını, yol haritasını, felsefesini tepeden tırnağa değiştirmektedir. Bu kötü müdür? Hayır, bilakis son derece yerinde, iyi, yararlı bir gelişmedir. Geç kalmış bir gelişmedir. Bir büyük, bir kanayan yarayı tedavi edecek tarzda güzel ve özlenen gelişmelerdir yaşananlar. Sonuç itibariyle devlet eski alışkanlıklarını, reflekslerini, inadını bir yana bırakarak kendini, vatandaşına daha yakın bir yerde yeniden formatlamaktadır.

Hukuka dayalı, insan hak ve özgürlüklerine, hususen inanç ve kültür değerlerine önem veren, verecek olan yeni zemin; kurumlar dâhil herkesin, hepimizin ortak zemini olacaktır. Orada birimiz diğeri için tehdit ve tehlike değil, imkân olacaktır. Farklılıkların, katılımcılığı anlamlı kılacak bir bulunmaz zenginlik olduğunu anladık, anlayacağız.

Türkiye değişiyor. Değişimi bilerek isteyerek yapıyor. Devletin sahiplenmesi değişimin gücünü, hızını artırıyor. Zihni yapılarını devlet karşıtlığı temeli üzerinde biçimlendirmiş olanlar da, devletçi bir tutumu ideolojik tutuma dönüştürenler de çok yakında müthiş savruluşlar yaşayacaklar. Savruluşu yaşamaya başladılar bile. Hadiseleri değerlendirirken bu açıyı ihmal edenler, bundan böyle tutarlı, başarılı politikalar üretemeyeceklerdir. Referandumla ortaya çıkan sonuç, bu önemli eşiği daha belirgin kılmıştır.
 Yazarın izni ile HaBertaraf'tan alınmıştır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 1
Bugün : 1
Bu Ay : 1
Toplam : 1

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom