Ğıffari Türkmen

Ğıffari Türkmen

giffari-turkmen

Ru’yet-i Hilal Meselesi

RU’YET-İ HİLAL MESELESİ
“Güneş ve ay da bir hesap iledir.” (Rahman s. 5)

“Güneş kendi müstekarrı ( zaman ve mekân açısından istikrar) için akıp gider. Bu aziz ve âlim olanın takdiridir. Ay’a da menziller takdir ettik. Nihayet o eski urcun (hurma salkımının eğri olan dibi gibi) haline döndü. Ne güneşin aya erişmesi kendisine yaraşır ne de gece gündüzün önüne geçebilir. Hepsi bir felekte ( yörüngede) yüzmektedirler.” (Yasin s. 38–40)

Yukarıdaki ayetler Allah (c.c. )’ın tüm yarattıklarında olduğu gibi söz konusu gök cisimlerinin de hareketlerinin kurallarını belirlediğini bize anlatmaktadır. Bu kurallar sünnetullahtır. Sünnetullahta bir değişiklik göremeyeceğimizi yine kur’an bize söylemektedir ( Fetih s. 23; Fatır s. 43).
Bu gök cisimlerinin hareketini; zaman, mekan, enerji,… açısından inceleyebilir ve bunların ölçüm sonuçlarını çıkarabiliriz. Çıkaracağımız bu sonuçlarla bu cisimlerin gelecekteki hareketlerinin analizini doğru bir şekilde yapar ve bunu insanın faydasına kullanırız.

“Kim (ramazan) ayı (na) şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta veya seferde ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde oruç tutsun.” ( Bakara s. 185) ayeti ramazan orucunun ramazan ayında tutulmasını emretmektedir. Mazeretli olarak tutulamayan günlerin daha sonra kazasını emretmektedir.

“Hilali gördüğünüzde oruç tutunuz, hilali gördüğünüzde iftar (bayram) ediniz. Eğer hava size bulutlu olursa ramazan hilalini (otuz gün ) olarak sayınız.” (Sahihi Buhari; 925)
“Ay 29 gecedir. Ayı görmedikçe oruç tutmayınız. Eğer size hava bulutlu olursa sayıyı 30’a tamamlayınız. (Sahihi Buhari; 929)

Bu ayet ve hadislerle oruç ibadetinin zamanı kesin olarak belirlenmiştir. Bunda başka bir kimseye herhangi bir yetki bırakılmamıştır. Bu zamanın ise hilalin gözlenerek belirlenmesi gerektiğini, belirsizlik durumlarında sayının 30’a tamamlanması gerektiğini söylemektedir. Bu zaman dilimi ölçüm yöntemi ile de belirlenebilir. Bu günün imkânları ile yapılacak doğru ölçüm doğru sonuçlar verecektir. Bu gün bunun çok daha ötesinin ölçülebildiğini gözlemekteyiz. Amaç hilali görmek değil, hilalin görüldüğü zamanı belirlemektir. Ama ölçüm sonucu gözlem ile uyumlu olmak zorundadır. Aksi halde ölçüm yanlıştır, gözlem geçerlidir.

Hilale göre bayramın yapılması için orucun son günü akşamleyin güneşin batışının ardından yeni hilalin görülmesi lazımdır. Bu hilal güneşin batışına çok yakın dakikalarda batabilir ve bu durumda gözlenmesi zordur.

Bu yıl ramazan bayramı için kendim de ilgilendiğim hilali gözlemenin sonucu şöyle oldu:
1) 09/09/2010 perşembe günü hilal görülmedi. Diyanet takvimine göre perşembe günü bayramın ilk günüydü ve hilal iki günlüktür, güneşten en az 44–45 dakika sonra batacağı için mutlaka görülmeliydi.

2) 10/09/2010 cuma günü hilal güneşten 43 veya 45 dakika sonra battı (farklı iki gözlemci için). Bu hilal perşembe günü güneşten bir iki dakika sonra batmıştır. Bu hilalin çarşamba günü görülmüş olma ihtimali yoktur. Çünkü hilal bir günde en az 43 dakika gecikerek batar. Çarşamba günü görülebilecek hilal perşembe günü güneşten en az 45 dakika sonra batar.
3) 11/09/2010 cumartesi günü hilalin güneşten yaklaşık 87 dakika sonra battığı gözlendi. Bu da en fazla üç günlük hilal demektir.

Diyanetin takvimde belirttiği tarihin gözlenen hilalle uyuşmadığına geçmiş bazı yıllarda yine şahit olmuştum. Diyanetin hesap yanlışlığının nereden geldiğini bilmiyorum. Burada diyanetin kimlik- inanç sorgulamasının yapılmasını da uygun bulmuyorum. Bu sistem içerisinde hareket alanı belirlenmiş olan diyanet kurumunun hesap yöntemini değil hilali gözlemeyi gündemine alabileceğini zannetmiyorum. Çünkü o zaman laiklik ilkesinin ihlal edildiğinin, devletin çalışma takviminin-kurallarının dinin kurallarına göre belirlenmeye başlandığı tartışmalarının şiddetleneceğini tahmin ediyorum. Bu, sonuç alınamayacak yersiz bir tartışma olur. Fakat diyanetin belirttiği hesabın da artık doğru çıkmasını bekliyorum.

İbadetin bilincine varmış müslümanların bu bilinçle davranmayı sürdürmeleri gerekir. Dün ibadetlerden siyasi davranışlar- duruşlar çıkarmış olmamız bu gün için farklı yorumlanabilir, uygun olmayan davranışlar olarak değerlendirilebilir. Dün kendi vadimizde attığımız sloganların hedefinde değil kendi vadimizin kenarlarında yankılanıp tekrar bize döndüğü, bu günün siyasi ve sosyal atmosferi için uygun olmadığı yorumu yapılabilir. Bu yorumlar sosyal- siyasi bilinçlenmenin neticesi olarak derinleştirilebilir. Fakat bu yorumların hiç biri dün ibadetin kendisi için yanlış olan bir unsurun aynısının bu gün için yanlış olmadığı anlamına gelmez. Kaldı ki siyasi aktörler değişti diye sistemin kendisi değişmedi. Değişen siyasi aktörler de müslümanların sosyal alana taşıyan ibadet özgürlüklerine yönelik henüz bir şey yapmadılar. Asıl sorun bu özgürlüklerin gerçekleşmesi sorunudur.

Dün sosyal yönünü güçlü siyasi söylemle vurguladığımız ibadetlerin bu gün sosyal yönü yok demek değildir. Oruç ibadeti nassın belirlediği kurallara göre ifa edilen toplumsal ağırlığı olan bir ibadettir. Bunun kuralları da bilinci de dün ne idiyse bu gün de aynıdır. “Deki namazım, ibadetim, yaşamım ve ölümüm âlemlerin rabbi olan Allah (c.c.) içindir.” ayetinde söylendiği gibi. Bu gün için de oruç ibadetinde dikkate alınması gereken hilalin görülme zamanıdır.

Bu yıl Libya hariç bütün orta doğuyu kapsayan Müslüman toplumlar ittifakla çarşamba günü hilalin görülmediği ve ramazanın 30 güne tamamlanması gerektiği fikrinde adeta ittifak ettiler ve cuma günü bayram ettiler. Bu ülkeler ilke olarak hilalin gözlenmesini ve ona göre davranmayı benimsemişler. Bütün eksiklilerine olumsuzluklarına rağmen bu tercih edilir bir durumdur. Diğer yandan Türkiye, Kosova, Rusya, Ukrayna, Makedonya, Sırbistan, Bosna Hersek gibi ülkeler takvim hesaplarına uyarak perşembe günü bayram ettiler.

“Bu gibi konularda bulunduğun toplumla uyum içerisinde olmak, gereksiz muhalefete girmemek gereklidir” görüşünün bizim için yersiz olduğunu düşünüyorum. Çünkü oruç için takvim hesabı Türkiye’de müslüman toplumun ortaya koyduğu bir durum değildir Diyanetin kendi şartlarında belirlediği ve bazen yanlış sonuç veren bir durumdur. —Burada diyaneti asla müslümanların dışında tutmuyorum.- Bundan dolayı ramazan ayının başlangıç ve bitiş zamanına kendimizin daha duyarlı olmamız gerektiği ve duyarlılığımız neticesinde vardığımız doğru sonuca göre hareket etmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 129
Bu Ay : 14641
Toplam : 23899

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom