Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Son sözlerini söyleyebilirler

Ülkenin hukuk devleti ve özgürlükler zemininde ilerlemesini istemeyenler, anayasa değişikliğinin halka götürülmesini engellemeyi başaramayınca çeşitli polemiklerle seçmenin zihnini karıştırmak istiyorlar. ‘Hayır’ diyenler de, boykot edeceklerini söyleyenler de ‘Evet’ safında yoğunlaşan talepleri engellemek istiyor. İşin özü, özeti bu.

Bu kesimler açık, şeffaf toplum olmamızdan yana değiller. Devletin hesap verebilir olması yönünde bir kaygılarının olmadığı anlaşıldı. Bu sayede şimdiye kadar yer yer dillendirdikleri hak ve özgürlükler söyleminde ne kadar samimiyetsiz olduklarını, bu değerleri istismar ederek halkın nezih duygularını sömürdüklerini açığa vurmuş oldular. Bu kesime bakınız, ömrü tarihlerinde hiç bir zaman insan ve vatandaş eksenli siyaset yapmamışlardır. Bilakis birbirlerini besleyerek destekleyen, birbirlerini tamamlayan politikaları hep devlet yanlısı olmuştur. Sözünü ettiğimiz devletin, ideolojik şartlanma ile hiçbir kanun, kural tanımayan ‘derin devlet’ yapısı, o yapıda at koşturan çeteleşme olduğunu söylemeye bile gerek yok. Bu anlamda MHP’yi zaten tartışmaya gerek yok. Jakoben devletçi tavır CHP’nin değişmez/değiştirilmez karakteridir; bu da bilinmeyen bir sır değil.

Tabir yerinde ise CHP Türklerin BDP’si, BDP ise Kürtlerin CHP’si gibidir. Bu üç parti de halkın duyarlıklarına, değerlerine ve beklentilerine uygun siyaset yapmıyor. Hak ve özgürlükleri halka çok görmeyi, bu yöndeki açılımları engellemeyi temel politikaları haline getirmişlerdir. BDP’nin propagandasını en çok yaptığı hak, hukuk ve özgürlükler noktasında hiç bir şey yapmadığını anlamak için derin siyasi gözlemci olmaya gerek yok. Eğer sahneye çıktıklarında dillendirdikleri davalarında samimi olsalardı, açılımı desteklerlerdi. Açılımı desteklemeyerek kendileriyle korkunç çelişkiye düştüler.

Sadece bu parti değil, demokrat olmaları gereken diğer muhalefet partileri de aynı çelişki içinde debelenip durdu, duruyor. Bol bol içi boş laf üretiyorlar. Açılım, özgürlük ve kardeşlik değerlerini öne çıkarıyor, bunlar karşı çıkıyor. Açılım, herkesin kendi ana dilini serbestçe konuşmayı, o dilde sanat ve kültür etkinliği yapmayı, radyo ve televizyon kurmayı, kurslar açmayı getiriyor. Bu kapsamda birkaç televizyon ve radyo kuruldu bile. Bunlar karşı çıkıyor. Açılım, kişi ve yer isimlerinin eski biçimleri ile değiştirilmesini getiriyor, bunlar karşı çıkıyor. Bütün bunların neresi kötü Allah aşkına? Bunları anlamak mümkün değil. Biz de şöyle düşünmek zorunda kalıyoruz: Bunların davaları gerçekten demokratik bir ortamda, özgürce ve kardeşçe yaşamayı tesis etmek değil. Sadece kaos ortamından şahsi veya siyasi rant elde etmek istiyorlar. İyi ama millete yazık değil mi?

Kendi çıkarınız için tehdit ettiğiniz, yıldırmaya, korkutmaya çalıştığınız topluma yazık değil mi? Açılımla sağlanmak istenen yapı, özgürlük getirmiyor da, sizin şiddetiniz, terörünüz, yıldırmalarınız, korkutmalarınız mı barış ve kardeşlik getiriyor?

Emine Ayna dün yaptığı bir konuşmada, aklınca boykotun gerekçelerini anlatıyordu. “Bizi öldürmek için boynumuza düğüm atıyorlar. İki düğümden birini seçmemizi istiyorlar. Mecbur muyuz ölümlerden ölüm beğenmeye? Bunları reddettiğimiz için boykot ediyoruz “ diyor. Düğüm boğazını fena sıktığı için böyle rahat konuşuyor olmalı! İnsanımız da inandı bu laflara. Nasıl olsa onların tuzu kuru. Nasıl olsa en lüks şekilde devletten besleniyorlar. Bir elleri yağda diğeri balda. Her istedikleri oluyor nasıl olsa. Sözde karşı oldukları düzenin bütün nimetlerinden faydalanıyorlar, sonra da halkı, kendilerinin yapmadığı/yapamadığı eyleme kışkırtıyorlar: Boykota! Yüreğiniz yetiyorsa milletvekilliğinden istifa edin, devletin size verdiği imkânların hiç birinden yararlanmayın da göreyim. Bir ara sine-i millet dediklerinde biraz olsun samimi olabileceklerini düşündüm. Samimiyetleri bir gün bile sürmedi.

Her neyse bunları geçelim. Şu ilmek meselesinin iyi anlaşılması lâzım. Siz kendi ilmeğinizden de haberdar mısınız? Yoksa Kürt halkına zulmetmeyi kendinize tartışmasız hak olarak mı görüyorsunuz? Sözde feodal düzene, ağalığa karşısınız öyle mi? Yoksa “Kürt halkı üzerinde tartışmasız tek feodal ağalar bizleriz” mi demek istiyorsunuz şuuraltınızda? Şimdiye kadar o kötülediğiniz hiç bir ağa, bu kadar Kürdün kanına girmedi? Hiç bir ağa, hiç bir seçimde, halkın tercihine baskıyla, ölüm tehditleriyle ipotek koymadı. Demek siz feodal yapıya ve ağalığa karşısınız? Demek sizler Barış ve Demokrasi partisi olarak halkın özgürlüğünden yanasınız öyle mi? İyi ki barıştan ve özgürlükten yanasınız. Bir de barıştan ve özgürlükten yana olmasaymışsınız kim bilir neler yapar mışsınız? İğrenç bir Stalin veya Pol Pot olmamanız için hiç bir neden olmazdı. Zaten onlara öykündüğünüz her halinizden, her söyleminizden belli.

Öbür ilmeğe gelelim. Yani ‘Evet’ ilmeğine. 12 Eylül’ün ve darbe(ci)lerin yargılanacak olması mı vatandaşın boynuna ilmek atmaktır? Vatandaşın Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkına evet demek mi? Kamuda vatandaşın işlerini zorlaştıran veya keyfi davrananları ombudsman’a götürmek mi, hukukun üstünlüğü mü ilmek, çocuk istismarını önleyici tedbirler mi, şehid ve gazilere, onların ailelerine kimi haklar sağlamak mı ilmek? Hangisi? İşçi hakları mı, memur hakları mı ilmek? Demek bütün bunlar ilmek ve fakat PKK terörü çare öyle mi? Demek bütün bu sağlanan iyileşmeler ölüm, PKK’nın şiddet sarmalı hayat. Aferin, size de bu yakışırdı doğrusu. Haydi bakalım, şimdi seçimin, şimdi bir büyük firakın, bir netleşmenin, ayrışmanın tam eşiğindeyiz. Söyleyin, söyleyeceğiniz bütün yalanları. Bu yolda muhalefetin diğer partilerinden de destek bulacaksınız merak etmeyin. En az onlar da sizin kadar barış ve demokrasiden yana düşünüyorlar. Onlar da yalanlarında sizleri aratmıyorlar.

Evet, ülkenin hukuk devleti ve özgürlükler zemininde ilerlemesini istemeyenler, anayasa değişikliğinin halka götürülmesini engelleyi başaramayınca, çeşitli polemiklerle seçmenin zihnini karıştırmak istiyorlar. Hayır diyenler de boykot edeceklerini söyleyenler de evet safında yoğunlaşan talepleri engellemek istiyor. İşin özü, özeti bu. Zaman yaklaşıyor. Zevalleri yaklaşıyor. Son sözlerini söyleyebilirler. Çünkü milletin hak ve özgürlük talepleri, sadece yeni ufukları aydınlatmak için değil, onların karanlık iç dünyalarını parçalamak için de dinamit gibi patlayacak!
 Yazarın izni ile HaBertaraf'tan alınmıştır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 13
Bugün : 893
Bu Ay : 3096
Toplam : 3096

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom