Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Tasfiye olacaklara tavsiyem olacak

Statükonun değişmesi sadece devletin resmi ideolojik tutumuyla ilgili bir hadise değildir. Başta siyasi partilerin birkısmı olmak üzere, sivil toplum örgütleri diye bilinen kimi yapılar da kendilerini değişime uyduramadıkları için tasfiye sürecine girmişlerdir. Tasfiyeyi değişerek yenilenen, yenilerek değişen hayatın ve toplumun kendisi yapacaktır.

Yeni anlayışın devlet ve toplum katında örgütlenerek yaygınlaşması tasfiye sürecini hızlandırıcı dinamiktir. Bu partiler ve TÜSİAD gibi kuruluşlar statükoya uygun ve ondan beslenen anlayışlarını yeni duruma uyduramamaları halinde, gelecek zamanlarda ya etkisizleşecekler ya da kenarda köşede marjinal örgütler olarak kalacaklardır. Onların varlıkları, güçten yana tavırlarıyla kudretli oldukları zamanları hatırlayanlar için, ibretlik bir nostalji olacaktır.

Sözün özü mesele basit bir evet-hayır veya çoklarının derinliğine vakıf olamadıkları sıradan bir “açılım” hadisesi değildir. Açılım çok geniş kapsamlıdır, derindir. Türkiye tepeden tırnağa değişmektedir. Değişim devlet anlayışını, devletin vatandaşına bakışını, paradigmasını radikal ölçekte farklılaştırmaktadır. Değişime ayak uyduramayanların sudan çıkmış balık durumuna düşmeleri işten bile değildir. Bir yönüyle gelişmelerin varacağı sonuç bana böyle gözüküyor.

Canlı bir mekanizma olarak hayatın ve en üst seviyede toplumun siyasal örgütlenmesinin etkin kurumu olarak da devletin, her zaman iş çevreleri ile yakın ilişkisi olmuştur. Devlet ve toplum gerçeğinin ana dinamiğini belirlemede iş dünyasının etkisi tarihsel bir realitedir. Bu realite her toplumda, İslam toplumlarında da, batı toplumlarında da görülür. Medeniyetin temsilcisi olduğumuz yüzyıllarda ilim ve siyaset çevreleri kadar tüccarların da oldukça belirleyici rolleri olmuştur. Çoğu şehirlerin kuruluş ve gelişme dinamiğini ticaret ve üretim belirlemiştir. İş çevreleri her zaman siyasi otorite üzerinde eleştirel ve hak talep eden bir konumda olmuşlar, hatta çoğu zaman siyasi ve toplumsal düzenin ana karakteri bu taleplere göre şekillenmiştir. Batıda modern kentler yeni sınıf olan burjuva tarafından kuruldu. Daha da ötesi var: Batıda devleti burjuva şekillendirdi. Bu gerçeği Fransa’da da, İngiltere’de de açıkça görürüz. Ancak oralarda burjuvazi kesinlikle özgürlüklerden, yasal düzenden ve son olarak demokrasiden yanaydılar. Değerler ve çıkarlar hattında devlet de yeni şeklini alıyordu. Batı toplumlarının en önemli parametrelerinden biri bu realitedir.

Cumhuriyetin kurulduğu daha ilk günlerde, burjuva sınıfının var edilmesi, modernleşme projesi bağlamında devlet politikası olarak belirlendi. Belirlendi ama bunun için gereken ne altyapı ne de sosyal-kültürel ortam mevcuttu. Burjuvaziyi batıdakinden tamamen ters bir mantıkla devlet kurdu ve ona toplumu sosyalleştirme görevi verildi. İdris Küçükömer bunlara ‘komprador burjuvazi’ diyordu. Yani devletten beslenen, devlete ideolojik olarak göbekten bağlı bir görevli topluluğu! Anlayacağınız burjuvazi batıda uzun çabalar, araştırmalar, çatışmalar sonrasında varlığını kanıtlamışken bizdekiler kolaycı, korunmacı idiler.

Devlete sırtını dayayarak var olan bizim burjuvazinin değer üretmek, özgürlük ve demokrasi talep etmek gibi bir derdi yoktu. Nasıl olsa devlet aracılığı ile milletin parasal kaynakları bu beyefendilerin kasalarına akıtılıyordu. Gel keyfim gel rahatlığı içinde yaptıkları, yapacakları tek şey, devletin kılıcını sallamaktı. Halk para ve servet sahibi bu çevreye, onlar gibi yaşamaya özenecek ve bu açıdan da toplumun modernleşmesi sağlanacaktı. Hesap buydu.

O nedenle TÜSİAD özelinde bizim iş çevrelerimizin devletten bağımsız, özgürlükten, demokrasiden yana içten politikaları olmamıştır. Kimi zaman bu yönde göstermelik bir iki araştırma yapmaları, rapor yayınlamaları, gittikçe artan toplumsal ve entelektüel taleplere karşı görüntüyü kurtarma çabasından başkası değildir. Bunun böyle olduğu, bugün özgürlük talepleri sonucu referanduma götürülen anayasa değişikliğine üstü örtük “hayır” diyecek olmalarından anlaşılmaktadır.

Bu kesim her zaman darbeleri desteklemiştir. Niçin? Çünkü darbeci kadroların, sırtlarını dayadıkları devletin kendisi olduğunu düşünmüşlerdir de onun için. Çıkarları bu yöndedir veya kısa vadede böyle değerlendirmişlerdir. 28 Şubat sürecine açık destek verip bildiri yayınlayan beşli grubun başını çeken örgütlerden biri de TÜSİAD’dır.

Sadece daha baskısız ve darbelerin olmadığı bir Türkiye noktasında değil, gerçek anlamda ülke kalkınmasında da ne kadar samimi oldukları tartışmalıdır. Bu çevre daha düne kadar, ekonomik krizi bahane ederek hükümetin IMF ile anlaşma yapması için bastırıp durdu. Bu amaçla toplantılar yaptılar, güdümlerindeki gazetelere manşetten haberler girdiler. Bir korku, panik havası yaymak istediler. Güya bu anlaşma olsaydı ülke olarak rahatlayacakmıştık! Bu sürekli devletten ve statükodan beslenen kesim hükümete açıkça şunu söylüyordu: “IMF’den milyar dolarlar kredi alıp, bizim cebimize akıtırsan bizler rahatlarız. Toplum da rahatlamış olur” Kalsın, biz böyle bir para istemiyoruz! Eğer bu anlaşma yapılsaydı onlar rahat edecek milletinse o borçları ödemek için canı çıkacaktı.

Anlaşma yapılmadı. Krizden fevkalade bir başarıyla çıkıldı. Şu an Türkiye sanayi ve ticari bakımdan bölgenin hızla ilerleyen cazibe merkezlerinden biri. Bu tuzu kuru tayfasının dediği olmadı. Şantajlarını hükümete yutturamadılar. Onlar belki mutsuz. Ama millet hiç olmazsa o gereksiz borç yükünün altına girmediği için daha mutlu. Yarın çok daha mutlu olacağımızı umuyorum. Bunun için “Evet” ve sanıyorum işte bu açık sebepler nedeniyle onlar da “Hayır” diyorlar. Desinler. Aslında evet demesi gereken ilk kesim TÜSİAD olmalıydı. Ne var ki, onlar sadece iş adamı değil. Başka önemli görevleri ve öncelikleri de var. Görülen o ki, bu hayır kendileri için hayırlı olmayacak. Diğer yandan Anadolu’nun her yanından dalga dalga yeni iş adamları sahneye çıkmış durumdalar. Her yerde örgütlenmiş bu iş adamlarının, bu Anadolu Kaplanları’nın “Evet” i statükonun değişmesinde daha etkili olacak. Ben yine de, yarın geç olmadan her kurumun gerçek anlamda sivilleşme ve demokratikleşme yönünde kararlarını gözden geçirmelerini diliyor, bekliyorum.

Yazarın izni ile HaBertaraf'tan alınmıştır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 9
Bugün : 824
Bu Ay : 15336
Toplam : 24594

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom