Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

"Evet" alçaklıkla hesaplaşacağız

Mesele referandumda sadece ‘evet’ veya ‘hayır’ deme meselesi değildir. 12 Eylül’de basit bir evet ve hayır oyunu oynamayacağız. Bunun böyle olduğunu bütün siyasal güçler, siyasete soyunan sendikacılar, iktidar ve muhalefet partileri herkes biliyor. Bu referandumda sadece 12 Eylül anayasası yargılanmayacak. Zulümlerle yüzleşmeyeceğiz. Bütün bu olacaklar karşı cephenin kabul edemeyeceği durumlar değildir. Onlar da kendileriyle başbaşa kaldıklarında, yapılan düzenlemeleri kabul ederler. Ne var ki onları yöneten iradenin çok uzak mahfillerden, çok karanlık fesat odaklarından, mesela doğrudan Siyonistlerden, Mossad’dan emir aldıklarını sanıyorum. Değilse göz göre göre darbe anayasasını savunur olmak hiç bir siyasi teşekkülün göze alacağı bir husus değildir.

Son zamanlarda PKK ile irtibatlı olan Ergenekon yapılanmasının İsrail ve Mossad’la bağlantısı ortaya çıkmıştır. Hem birbirleri üzerinden, hem ayrı ayrı değişik yol ve yöntemlerle aynı mahfillerden yönetildikleri anlaşılmıştır. Amaç şu ya da bu partiye karşı olmak değildir. Öyle ya da böyle olması çok önemli değil. Önemli olan Türkiye’yi engellemektir. Türkiye’nin ayakları üstüne doğrulmuş, kendi yolunu, tarzını bulmuş bir ülke olması engellenmek istenmektedir.

Türkiye vurulmak, bölünmek, etkisizleştirilmek istenmektedir. Türkiye kanı akıtılarak, canı acıtılarak yola getirilmek istenmektedir. Tam da bu sırada Türkiye hesap edilenin tersine güvenlik ve kalkınması için şiddet yolunu seçmek yerine, daha fazla demokrasi, kardeşlik ve açılım yolunu seçti. Türkiye’nin bu tutumu başta Mossad olmak üzere hain odakları harekete geçirdi. Eğer açılım gerçekleşirse Türkiye tutulamayacaktı. Tutulamaz. Ne yapıp edip engellemek, ne yapıp edip yine kan ve ateş sarmalı içinde tutmak gerekirdi. Böyle düşündüler, düşünüyorlar.

İktidar devlet aklını ve vicdanını millet lehine harekete geçirmeyi başardı. İlk defa devlet millet kaynaşması bu ölçüde ileri seviyede oluyordu. Bu durum hainlerin moralini fena bozuyordu. Nihai amaç memleketi bölmekti. Dün sağcı- solcu gerilim hattında ölüm pazarlayanlar, bu kez Türk-Kürt çatışması çıkarmak, bütün ülkeyi söndürülmez bir ateşin içine atmak istiyorlardı. Son zamanlarda bu yönde kışkırtıcı sayılabilecek (en azından ben öyle sayıyorum) yazılar bile yazıldı. Adeta bir çatışmanın zemini hazırlanmaya çalışıldı. Sanki bir odaktan programlı olarak yönetiliyordu bu süreç. Ertuğrul Özkök’ün yazılarına bakınız mesela. Bu yazar Mavi Marmara olayı üzerine İsrailli dostlarına “Bizi burada zor durumda bırakıyorsunuz” diyerek safını, yönünü, amacını belli etmiyor muydu? Yine de Özkök’ü kendini gizleme gereği hissetmediği için tebrik ediyorum. Bu memlekette herkesin her şey olma hakkı vardır. Mason, Siyonist olma hakkı da vardır elbette. Geçenlerde Özkök “Türkler Kürtlerle, Kürtler Türklerle birlikte yaşamak zorunda değil” ifadesini öne çıkaran, ayrılığı çözüm gibi gösteren yazılar yazdı. Bu yazıların amacı nedir, kime hizmet etmektedir? Sadece Türkler ve Kürtler değil, bu topraklarda onlarca etnik unsur başta İslam kardeşliğinin oluşturduğu güçlü bağlarla binyıllardır kader birliği etmiştir. 12 Eylül gibi darbe rejimlerinin hazırladığı ortamlar bu bağı zayıflatmayı amaçladı, başaramadı. Kimse başaramayacak.

Ne yapıp ederseniz ediniz, bir yandan dışarıdaki dostları adına zor durumda kalan sözümona aydınlar, bir yandan PKK, bir yandan BDP, MHP, bu oyunda kim nasıl görev alırsa alsın, biz ortak medeniyet ve kültürümüzün gerektirdiği tarzda yaşamayı çok iyi biliriz, yaşamaya devam edeceğiz.

Kışkırtmalar Türkiye’ye iyilik düşünen dimağdan çıkıyor olamaz. Eylemler doğrudan ülke varlığını, millet varlığını hedef almaktadır. Şimdilerde terörün gölgesinde, onların himayesinde siyaset yapanlar referandumda Hayır deme veya reddetme yarışı içindeler. Şaşırdılar. Siyasi manevraları, kullandıkları şiddet ve nefret dili, kendilerini gülünç yapıyor.

İnsanımız onların içine düştükleri sefalete ve rezalete acıyor. 12 Eylül’ün acı ve ıstıraplarını çekmiş camiaların oyunu alanlar, şimdi onunla hesaplaşmaya yaklaşamıyorlar. Dahası o tarifsiz acılar çekmiş insanlardan, o acılarla yetişmiş kuşaktan, topyekûn milletten 12 Eylül darbesini ve millete, demokrasiye düşmanlığı kutsamasını istiyorlar. Yazık ki ne yazık! Gerçekten durumları ibretlik bir vaka. Bu millete açlık, yokluk teklif edin ama darbelere, evlatlarımızın zindanlara tıkanıp işkence görmesine, öldürülmelerine, idam edilmelerine razı olma şerefsizliğini teklif etmeyin. Bu millet şerefsiz değildir. Sizlerin de bu noktada kendinizi gözden geçirmeniz gerekir mi? Sanmıyorum. Gencecik insanımızın kanları, şehit cenazeleri üzerinden siyaset yapanların böyle bir meselelerinin olduğunu, olacağını sanmıyorum. Herkes kendi tıynetine, mayasına uygun şekilde davranıyor.

Referandumu Türkiye’nin gündemine getirmek aleyhimize ve zararımıza oynanan büyük oyunu boşa çıkardı. Şimdi bütün güçleri ile başta terör olmak üzere bütün imkânlarını kullanacaklar. millete, özgürlüklere, demokrasiye savaş açmış durumdalar. Kötü, kanlı amaçları için içeriden de destek bulabilirler. Heron olayında ve en son Çukurca’da 7 şehit verdiğimiz dünkü olayda, istihbarat raporlarının kimi yetkililerce itibara alınmaması veya açık ihanet diyeceğimiz tarzda yorumlanıp faaliyete konması, bu yönde düşünmemiz için yeterli kanıtlardır.

Bu hain insanlar mutlaka yargılanmalıdır. Bunların yargılanmasını istemek yoksa orduyu mu yıpratıyor? İyi ama ne amaçla olduğunu bilemediğimiz kaygılarla, göz göre göre suçlu insanları korumaya çalışan zihniyet, bütün bir milletin yıpranmasına yol açıyor. Peki, bu ne olacak? Millet yıpranırsa yıpransın, yeter ki ordu yıpranmasın mı deniyor? Ordunun yıpranmaması için daha ne kadar Dağlıca, Aktütün, Reşadiye, Çukurca baskınının olması gerekir? Daha ne kadar “Heron’u düşürün” skandalının olması gerekir? Daha ne kadar istihbarat raporlarını kale almayarak teröre imkân vermek gerekir? Meselenin orduyu yıpratmak olmadığını, asıl bu görevini kötüye kullananların orduyu yıprattığı ve kötü amaçlı haince eylemlerine bu klişe sözü kalkan ettiklerini biliyoruz. Sonuç itibariyle artan, artırılan terör sözde iktidarı düşürmeyi, referandumu olumsuz etkilemeyi amaçlamaktadır. Amaçlarını gerçekleştirmek için orduyu da milleti de yıpratmaktan çekinmiyorlar. Bunları cezasız bırakmak, hainlere cesaret vermektir. Ülkeyi kaosa sokup, olağanüstü, müdahaleye açık bir ortam hazırlamak istiyorlar. İyi dinleyin, iyi dinlesinler: Patlasalar da, çatlasalar da demokratik açılımdan vaz geçmeyeceğiz. Vaz geçmek milleti değil merkezleri İsrail ve ABD’de olan fesat odaklarını sevindirir. Onları sevindirmeyeceğiz. Çatlasalar da patlasalar da referandumda ‘Evet’ diyeceğiz. Millet düşmanlarını çıldırtmak bile insana muazzam bir mutluluk veriyor.

Yakında herkes mutlu olacak.

Milletimiz sağduyuludur.

Milletin kendi çıkarına karşı çıkacağınızı sanıyorsunuz?


 Yazarın izni ile HaBertaraf'tan alınmıştır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 4
Bugün : 258
Bu Ay : 4659
Toplam : 4659

Son Eklenen Firmalar

Nas çelik para kasası

FİRMA DETAYI

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom