Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Hukuk ve medeniyet

Hukuk medeniyetin ana temelidir.
“Adalet mülkün temelidir” özdeyişini bu kapsamda düşünmek yanlış olmaz.
Müslüman düşünürler “medeniyet” kavramını haklı olarak “medine” yani şehir ile irtibatlayarak açıklar. Medine şehir demektir. Özellikle peygamberimizin hicretine mekân olmuş Yesrib’in, şehir niteliğine “Medine Sözleşmesi” ile birlikte kavuşmuş olması sadece önemli bir ayrıntı değil, esas bir hususiyettir. Müslüman muhacirlerle birlikte Yesrib’in yaşamına önemli bir farklı unsurun dahil olması, medeniyet için gerekli çoğulcu yapıyı oluşturmuştur. Doğallıkla Medine Şehir Devletinde insan haklarını ve özgürlüklere dayalı bir hukuk düzenini öne çıkaran yönetim şekillenmiştir. İşte medeniyetin herkesin hakkını gözeten zorunlu hukuk düzeninin kurulması bu zarurete isnat eder.

Her ne kadar medeniyet kelimesi Arapça olsa da, aslı Aramicedir. Medeniyet tarihi incelendiğinde, bu kelimenin Aramiceye kuvvetli bir ihtimalle Sümerlerden geçtiği söylenebilir. Sümerlerde, Fırat ve Dicle’nin körfeze döküldüğü havzadaki şehirlere “Medinte” deniyordu. Burada birbirine yakın, birbiriyle sıkı ilişkisi olan yedi şehre “Medain” deniyordu. Kelimenin bu haliyle kullanımı Selevkoslara kadar sürdü. O dönemlerde bir yerleşim yerinin Medinte yani şehir olmasının en önemli kriteri, o yerleşim yerinin bir mahkemeye sahip olmasıydı. Yani bir yerin şehir sayılması, ancak orada bir mahkemenin olmasına bağlı idi. Peki, Sümerlerin Medinte olmayan yerlerinde hukuka ihtiyaç duyulmuyor muydu? Elbette duyuluyordu. Ne ki, o yerler çoğulcu bir yapıya sahip olmadıkları için, mesela aşiret oldukları için, zaten tartışmaya meydan vermeyecek tarzda oturuşmuş geleneksel bir düzenleri vardı. Farklılıklar olmadığı veya oldukça az olduğu için, sorunlar dar, kapalı işleyiş içinde hükme bağlanıyor, çözülüyordu. Aynı yapının geçerli olduğu yerlerde bugün bile farklı bir uygulama görülmez. Buna gerek de yoktur. Ancak etnik, kültürel veya sosyal aidiyetler bakımından çoklu/çoğulcu toplumlar, aralarındaki sorunları çözmek için, mutlaka bir kamu düzenine ihtiyaç duyarlar. Kamu hukuku, hiçbir grubun diğerine egemenlik kurmasına meydan ve fırsat vermeden, hayatın adil bir şekilde sürmesini amaçlar. İşte Sümerlerdeki Medinte’yi de hicretten sonra kurulan Medine’yi de bu zaviyeden düşünmelidir.

Ulaşılmış insani seviyeyi muhafaza etmek için oluşturulan yansız, bağımsız hukuk düzeni medeniyetin temelidir. Toplum ancak bu temel zemin üzerinde özgür, barışık yaşayabilir. Ancak özgür ve adil toplumlar başarır, gelişir. Ancak bu toplumlarda incinmemiş benlikler, zedelenmemiş duygular kendini daha rahat ifade eder. Kültürel, ekonomik verimler ancak bu toplumlarda artar. Barbarlık bu yapıyı bozar. Başka bir söyleyişle, medeniyetin bozulduğu ortamlarda barbarlık vardır. Eğer hukuku belli bir ideolojinin, belli bir zümrenin emrine verirseniz orada medeniyet çöker. İnsani ilişkiler sağlıklı, verimli yürümez.

Modern dönemlerde hayatı belirleme iddiasıyla ortaya çıkan ideolojiler, çağdaş barbarlığın örneklerini vermiştir. Hayatı ve insanı, medeni bir topluma yakışan tarzda hukuk düzeniyle kavrayamayan tolumlar eşsiz zulümler yaşamış, yaşatmışlardır. İdeolojik düzenlerde adaletle zulüm yer değiştirmiştir. Zulüm sözde hukuk ve hukuk adamları marifetiyle meşrulaştırılmak istenmiştir. Hukuk, elitist seçkinlerin, ideolojik çıkarların yararına işletilen araca dönüşmüştür. Hukuk medeniyetin ana temelidir derken çok basit, çok önemli bir toplumsal varoluş ilkesini ifade ediyoruz.
Bütün bunları niçin söylediğim, içinden geçtiğimiz süreçle doğrudan ilgilidir. Bugünlerde Anayasa Mahkemesi bir karar verecek. Üstelik bu kararı da millet adına verdiğini söyleyecek. Elbette egemen seçkinler adına, sahip olduğumuz ve korumak zorunda olduğumuz ideoloji adına veriyoruz diyecek halleri yok. Halkoylaması ile ilgili verilecek kararı bekliyoruz. Hukuk kendini halktan tecrit edemez, yalıtamaz. Buna kimsenin hakkı yoktur, haddine de değildir. Halk adına halkın karar vermesi, engellenir veya sınırlandırılırsa, bu hiç kimse için iyi olmaz. Başata bu kararı verenler için iyi olmaz. Adalet yara alır. Vicdanlar kanar. Ülke zaman kaybeder, sıkıntıya girer. Sonra bu ne derin çelişkidir böyle? Bu ne gülünç, ne acı bir durumdur? Zaten halkın karar vereceği bir hususta, halk adına birilerinin kabul veya red kararı vermesini anlamakta zorlanıyorum. Halkı rahat bırakın. Önünü kapatmayın. Bırakın halk kararını zaten verecek. Halk belki reddedecek, belki kabul edecek.
Halkı kendi iradesi ile başbaşa bırakmak, o iradeye saygılı olmak temel insani ve medeni bir gerekliliktir. Eğer hukuk, üst yargıda yer işgal etmiş hukuk adamları marifetiyle çiğnenirse medeniyetin temelleri hasar görür.

Hukuku ideolojikleştirmek, medeni bir tutum değildir. Çağdaş bir barbarlıktır. Toplanmaya, toparlanmaya çok ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde, inşaallah birileri ülkeye çelme takmaz diye ümit ediyorum.
 yazarın izni ile HaBertaraf'tan alınmıştı

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 123
Bu Ay : 4149
Toplam : 4149

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom