Ğıffari Türkmen

Ğıffari Türkmen

giffari-turkmen

SBS sınavlarına bir ayar daha

SBS SINAVLARINA BİR AYAR DAHA

Eğitim sistemin önemli unsurlarında sık aralıklarla yapılan benzer değişiklikler ciddi sistem sorunlarının var olduğunu göstermektedir.

2008 yılına kadar ilköğretimdeki öğrenciler liseler giriş için sadece 8. sınıfın sonunda bir tane sınava (OKS) girerlerdi. Belirlenmiş iki saatlik bir sınav süresi üç eğitim yılının belirleyicisi olurdu.
2008’den itibaren Hüseyin Çelik döneminde yeni sistemle birlikte 6., 7. ve 8. sınıfların sonunda birer tane sınav yapılmaya başlandı (SBS). O zaman Hüseyin Çelik bu sistemle dershanelerin birkaç yıl sonra gereksiz hale geleceğini söylemişti. Durum tam bunun tersi oldu. Aileler o kadar masraf ederek 5. sınıftan itibaren çocuklarını dershanelere göndermek zorunda kaldı. Eğer Hüseyin Çelik’in bu konuda sözü ve niyeti aynıydıysa sadece bir yanılgıydı. Yok dershane patronları ile anlaşıp vatandaşı ters köşe yaptıysa bu, hesabını hiç de kolay veremeyeceği büyük bir vebaldir; SBS’lerin öğreci ve velilere verdiği sıkıntı ve zarardan dolayı kimsenin kendisinden razı olacağını beklemesin.

Şimdi ise Milli Eğitim Bakanı Nimet ÇUBUKCU SBS sınavlarının aşamalı olarak kaldırılacağını söyledi. Önümüzdeki dönemde 7. ve 8. sınıflar bu sınavlara girecek. 6. sınıflar ve sonraki gelenler ise sadece 8. sınıfın sonunda sınava girecekler.

Sebebini ise katıldığı toplantılarda ilgili kişilerin bu sınavları eleştirdiği, bu sınavların çocukları olumsuz etkilediği olarak belirtti. Bu doğrudur. Eğitsel kazanımı öğrenci ve aile üzerindeki olumsuz etkilerinin yanında çok cılız kalıyor. Hemen hatıra gelen şudur: Çocukları olumsuz etkiliyorsa niçin 7. sınıfa geçmiş olan yüz binlerce çocuk önümüzdeki yıl bu olumsuzluğu yaşamaya devam etsin? Bir şekliyle şimdiki 7. sınıflar da bu olumsuzluktan kurtarılmalıydı.
8. sınıflar ise bu olumsuzluğu yaşamaya devam edecek. Orta öğretim kurumları (liseler) arasında bir toplam kalite karşılaştırması yapıldığında aralarında bariz farkların olduğu, toplam kalitesi iyi durumda olanların nicelik olarak sınırlı olduğu ve buna bağlı olarak da 8. sınıflar için bu sınavların en azından bir süre daha devam edeceği belli olur.

Burada 8. sınıflar için öncelikli olarak sınavın kaldırılmasının tartışılmasının yerine şu an için zorunlu gibi görünen bu sınavların olumsuz etkilerinin en aza indirilmesinin tartışılmasıdır. Bir iki yıl sürecek olan sınav stresini en aza indirmektir.
Çünkü bu stres öğrencinin psikolojisini, fiziksel gelişimini, ailenin psikolojisini ve bütçesini ciddi olarak olumsuz etkilemektedir.
Sınavın stres oluşturan en büyük yönü çocuğun eğitim hayatını ciddi oranda belirlemesidir. Bu oran aşağı çekilirse stresin şiddeti azalır. Sınavın geçerlilik yüzdesi daha aşağı çekilip (% 50 civarına ) diploma notunun geçerlilik yüzdesi arttırılarak bu sağlanabilir. Hem böylece eğitim sürecinin etkisi arttırılmış olur. Okulların etkisi arttırılmış olur. Bu durumda kimi okulların notları olduğundan daha yüksek vermelerinin ( notları şişirme) önüne geçilmelidir. Bu ise sınav ile diploma notu arasında kurulacak bir oranlama ile saptanabilir. Sınav notları düşük olan bir kurumda diploma notları çok yüksekse burada notlar şişirilmiş demektir. Bunun uyarıları önceden yapılmalı ve olduğunda ise gerekli uygulamalar yapılmalıdır. Ödül büyüdükçe gayrı meşru yollara teveccüh artıyor.

İkinci yapılması gerekense liselere girişin yeniden değerlendirilmesidir. İlköğretim zorunludur. Herkes bir şekliyle oradan mezun olmalıdır. Çünkü ilköğretim öğretim kadar bir eğitim kurumudur. Güzel davranış kazanma, sosyalleşme yeridir. İlköğretim yaşındaki bir çocuğun öğrenim boyutu eksik de kalsa toplumsal davranış kazanması niyetiyle sokakta kalmaktansa okulda kalması daha uygundur. Nitekim bugün sadece okur-yazar düzeyinde olup ilköğretimden mezun olan çokça öğrenci vardır. Öğrenim boyutu çok zayıf olan öğrenciler liselere kayıt yaptırabiliyor. Liseler öğrenim boyutunun daha önde olduğu kurumlardır. Bütün liselere giriş için bir düzeyin olması gereklidir. Çıtayı fazla yüksek tutmamalı. Fakat bir kişi liseye gidiyorsa ben okumaya devam edeceğim kararını vermiş demektir. Bunun için ilköğretimden asgari düzeyde belli kazanımları almış olmalıdır.

 Eğer bu kazanımları almamışsa ya telafi etmeli ya da açık öğretim lisesine devamı sağlanarak eğitim şansı elinden alınmamalıdır. Aksi takdirde bu tip öğrenciler liselerde bir süre daha oyalandıktan sonra kimisi okulu bırakıp iş hayatına atılıyor, kimisi de bu şekliyle liseden mezun olmaya çalışıyor. Her ikisi de istendik durumlar değildir.
Zayıf öğrencilerin yerleştiği liseler kalburaltı liseler oluyor. İyi öğrenciler anadolu ve ya fen liselerine yerleştirilirken zayıf öğrenciler ise bir süreliğine daha düz veya meslek liselerinde oyalanıyor.

Liselerin toplam kalitesi birbirine yaklaştırılırsa ve örgün eğitim veren bütün liselere giriş az da olsa belli bir hazır bulunmuşluk düzeyine (kişinin birikimine) endekslenirse hem liselerde eğitimin kalitesi artar hem de ilköğretimden öğrenciler için motive edici olur.
Örgün eğitim veren liselere devam edemeyen öğrenciler açık öğretim liselerine yönlendirilerek eğitimlerini sürdürmeleri teşvik edilmelidir. Açık öğretim lisesi uzaktan eğitim yöntemini yenilemelidir. Derslerin sunumu ekranda haberleri okur gibi yapılmamalıdır. Daha canlı, etkinlik destekli ve yapılandırıcı yönteme uygun olmalıdır. 1970’li yılların yöntemi geride kaldı, bu yöntemle bu değirmen zor döner.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 8
Bugün : 430
Bu Ay : 5412
Toplam : 5412

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom