Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

Aklın zayi olduğu anlar

Mükellef “akıl ehliyeti” olandır. Akıl ehliyeti olmayan mükellef değildir. Bir de aklın zayi olduğu, gizlendiği, yerini öfkeye bıraktığı anlar vardır. Öfke ile kalkanın zararla oturması, aklın zayi olması ve insanın başka Saiklerle karar vermesindendir.

Akıl kimi zaman kilitlenir, şok oluşur, mükellef olan zat gider yerine başkası gelir.

Mesela…

Kitle hareketlerinde, bir anda sloganlarla tetiklenen duygular aklı kilitler. Akıl kilitlenince, imanın tam olarak ne istediği unutulur ve kişi o anda, mükellef olduğunu hatırlamaz hale gelir. Kişinin mükellef olduğunu hatırlamaz noktaya geldiği her durum aklın zayi olduğuna işaret eder.

Sivil itaatsizlik adına çıkış arayan kimi insanlar, meydanların tetiklediği öfkeyle şiddet depolar ve depolanan şiddetin, enerjisini nerede nasıl ortaya koyacağı bilinmez. Bu enerjinin ortaya çıktığı an kişinin bedelini ödemekte zorlanacağı neticeler doğurur. O an ödenebilecek bedel düşünülmez, bedel ödeme anı geldiğinde, kopkoyu bir pişmanlık duygusu sarar insanı. Lakin olan olmuş, giden gitmiştir. Bu durumda, fert olarak kişinin kendi kendisine yardım etmesi ancak temiz bir tevbeyle mümkündür. İşin hukuki boyutu zaten kendisini aşar.

Seçim dönemlerinde de, sosyal bir dalgalanma yaşanırken, dikkat edilmesi gereken en önemli husus zannımca aklın zayi olma halidir. Duygular öne çıkar, öfke belirleyici olur, bölgesel ırkçılık kararlara etki edebilir, aynı şehirde köy, belde ve ilçe asabiyeti teberrüz eder. Bütün bunlar olurken akıl, insandaki hâkimiyetini kaybeder. Aklın dengesini şaşırdığı o anlar, işin inanç boyutunu da etkileyecek kararlara zemin hazırlar.

Normal şartlarda bilinç olarak “iyi” denilen nice insanın, bir anda bölge asabiyetinin etkisine girdiği gözlemlenebilir. Taraftar toplama derdinden başka bir şey düşünmeyen kişiler, yalan ve dedikodularla ördükleri ağı, bölge asabiyeti altında tutsak kılmak istedikleri insanların üzerlerine atarlar. Ağdan kurtuldum diyene kadar “günah sınırları, haram sınırları” ihlal edilir. Kimi zaman, asabiyet ağının tesiri günahtan, haramdan öteye uzanır.

Seçim dönemlerinde, örülen asabiyet ağının tesirinde ölçü şaşar. Ölçü şaşınca geriye bişey kalmaz. Zira önemli olan ölçüdür. Ölçü şaşınca doğru ile yanlışın ne olduğuna başka güçler karar verir. Bu tür ortamlarda akıllı insan kötülüğün ortağı olmamak için çalışmalıdır. Ölçü sapmasına ortak olmamaya gayret etmelidir. Gayret-i cahiliye içine girmemelidir.

Seçim ve kargaşa dönemlerindeki akıl tutulmaları veya aklın zayi olması bir ilkesizliğin göstergesidir. Demek ki insanın inşasında, dış saldırıların etkisi yeterince düşünülmemiş ve gerekli tedbirler alınmamıştır.

Diğer taraftan çağdaş seçim anlayışında bir “ehliyet problemi” bulunmaktadır. Kimin ehil olabileceği değil “çoğunluk fenomeninin” dürtüsüyle isimler tespit edilmektedir. Neticede uyumsuzluklar yaşanmakta, her kesimin kendi yanındakiyle sevinmesi misali, seçmen kitleleri arasında ehliyet ve ölçünün devre dışı kaldığı “adam tutma” oyunları oynanmaktadır. “Ehl-i Hal vel Akd” bilinci uygulanmadığından, sıkıntılı süreçler yaşanmaktadır.

Yalan üzerine bina edilen oyunlar, insanların reylerini etkileyebilmekte bahusus iftira bir hastalık olmaktan çıkmaktadır. Yalan ile iftira fiiliyatı, bize ait tercih kıstaslarını devre dışı bırakabilmektedir.

İnsan aklın zayiliği durumunda mükellef değildir lakin aklın zayi olması ilânihaye mesuliyeti ilga etmez. Hele taammüden aklın devre dışı bırakılması durumunda; öfke tasarlanmış, yalan davet edilmiş, inanç kıstasları işlevsiz bırakılmış olduğundan, mükellef bilerek kendini cendereye sokmuş olur. “ey Evsliler nerdesiniz” çağrısına karşılık “Hazreçliler ne duruyorsunuz” nidası nasıl duyulmuş ve iman etmiş insanlar, nasıl bir anda uçurumun kenarına gelebilmişse, buna benzer bir hal yaşanır.

Oysa “bir kötülükle yüz yüze geldiğinizde, kovulmuş Şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, deyin” ifadesi hep diridir. Aklın zayi olmasına mani olmak isteniyorsa, biteviye, kovulmuş şeytanın, zem edilmiş işlerin esintisinin şerrinden hep Allah’a sığınmak gerekir. Bu istiazedir. İstiaze şarttır ve kıyamete kadar diri tutulması elzemdir.

İstiaze yaşanarak gösterilir ve süreklidir. Zira kötülükler yaşarken insanı bulur. Toplumdan kaçan, toplum içinde kalarak, hayatı hayatın her alanında yaşayarak geçirenler kadar iyi ve kötü ile karşılaşmaz. Mademki münzevi bir tercihimiz yok, demek ki her an, hem iyi hem de kötü peşimizdedir ve bize arkadaş olmak isteyecektir. Kötü, aklımızı zayi etmek isteyecek, iyi olan bize kimliğimizi hatırlatacaktır.

Aklın zayi olmasına engel olmanın başka reçeteleri de var elbette… Ama istiazeyi es geçmek, reçeteyi nakıs kılmaktır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 7
Bugün : 44
Bu Ay : 6749
Toplam : 6749

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom