Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Anlaşılması çok kolay bir gerçek

-Türkiye’de bir Kürt sorunu var mı?
-Evet var.
Rejim Kürt gerçekliğini inkâr etmiş, görmezden gelmiştir. Bu bir gerçektir. Kürtçe konuşmak, yayın yapmak, şarkı söylemek yasaklanmış mıdır? Evet yasaklanmıştır. İnsanların köylerinin, ilçelerinin isimi değiştirilmiştir. Bölgede bir asimilason ve şiddet politikası uygulanmıştır. Bütün bunların hepsi doğrudur. Bu gerçekleri görmemek, tarihi inkâr etmek, başımızı kuma sokmak olur. Ancak bu kadar doğru olan başka bir gerçek, aynı baskı politikalarının Türklere de uygulandığıdır.

Rejim, ideolojik içeriği yoğun bir uluslaşma projesi uyguladı. Uluslaşma tarihsel, toplumsal gelişmenin doğal seyrine uygun olarak olgunlaşmadı. Cumhuriyet bütün vatandaşları belli bir anlayışın, yaşama biçiminin çizgisine göre hizaya sokmak istemiştir. Bu amaçla bütün bir Türk halkının dinine, inancına, diline, tarihine, yaşamına, geleneklerine, hatta müziğine varıncaya kadar her şeyine müdahale edilmiştir. Bunu bilmeyen yok. Bu yanlışlıkların trajedisini herkes, hepimiz yaşamışızdır.

Özellikle belli bir dönem, bizzat TDK eliyle, Türkçeye müdahale edilmemiş midir? Belli bir tarih anlayışı dayatılmıştır. Ezan Türkçe okutulmamış mıdır? Neye nasıl, ne kadar inanıp inanmayacağımız bizzat rejim tarafından tayin edilmeye çalışılmıştır. Milletin efendisi sayılan köylüler kent merkezlerine sokulmamıştır. Türkçe şarkılar, türküler yasaklanmıştır. Türkçe veya Kürtçe şarkılar söylenen düğünleri karakollar basmıştır. Belki çokları bilmez ama şu sıralar popüler olan ‘Kolbastı’ oyun türü o dönemlerden kalmadır. Türkler de kendi çocuklarına istedikleri ismi verememişlerdir. Bizzat ben, yazısını okuduğunuz bu fakir, çocuğuna istediği ismi koymada direnince mahkemelik olmuştur. Düşüncesinden dolayı cezalandırılan insanlar hapishaneleri doldurmuştur. Bütün bunlar olmuştur. Hâlâ da olmaktadır. Eğer bugün başörtüsü sorunu devam ediyorsa, bu devletin katı, anlaşılmaz ideolojik tutumu sebebi iledir. Demek istediğim dayatma ve asimilasyon politikaları sadece kürtlere değil, bütün bir millete karşı uygulanmıştır. Elbette bu uygulamaların tabanında, rejimin insanına yabancılığı yatmaktadır.

Cumhuriyete egemen kadrolar halka düşmanlığı marifet sanmışlardır. İsmet İnönü’nin “Bu halk da bizim düşmanımızdır” sözünü bilen bilir. Halka düşmanlıkla, değerlerimizi inkâr hatta onları yok etmekle çağdaş, ilerici olacaklarını sanmışlardır. Ne var ki halkımız sabırla, metanetle bütün olumsuzluklara direnmiş, bir çıkış, bir çözüm bulmaya çalışmıştır.

Allahın izni ve lütfu ile içinden geçtiğimiz bu süreç devletin milleti ile barıştığı, barışacağı bir dönem olacaktır. Ben açılım ve demokrsi projesinin bu tarafının kararlı bir şekilde uygulandığını görüyor, gelişmelerden memnun oluyorum. Önemli olan yönetim biçiminin demokratik bir nitelik kazanmasıdır. Çözümün odak noktası burasıdır. Bu yönde güzel, umut verici adımlar atılmaktadır. Sırf devlete muhalif olmak adına gelişmelere karşı olmanın gereği yoktur ve yanlıştır diye düşünüyorum.
Şimdi herkes çocuğuna istediği ismi verebilmektedir. Yer isimlerinin eskisi ile değiştirileceği güzel bir gelişmedir. Radyo ve Televizyonlarda Kürtçe yayın yapılabilmesi önemlidir. Kürtçe kurslar açılabilmektedir. Kürt Dili ve Kültürü Araştırma Enstitüleri, bölümleri kurulmaktadır. Bunlar yeterli olmayabilir. Ancak özünde iyi niyet olan bu girişimler desteklenmelidir.

Eğer Kürt davasını güttükleri söylenenler, süreci baltalar, sürece katkı verilmezse sadece çelişkiye düşmüş olmazlar. Davalarında samimi olmadıklarını da kanıtlamış olurlar. Başta PKK ve ona bağımlı siyaset yaptığını sanan BDP, işte böyle bir çelişki ve samimiyetsizlik içindedir. Hüseyin Yıldırım ve Kürt aydını Kemal Burkay’ın ifadeleri açılımın desteklenmesi yönündedir. Ve yine tüm açıklığı ile anlaşılmıştır ki, PKK başta olmak üzere çoğu Kürtçülerin, Kürtlerin hak ve özgürlükleri, mutlulukları adına bir meseleleri yoktur. Bilinen tutumları ile insanımıza iyilik etmiyorlar. Onlar özgürlük ve demokrasiden korkmaktadır. Erich Fromm’un dediği gibi bir “özgürlük korkusu” içindedirler. Sağlanacak demokratik gelişmelerle alanlarının daralacağını düşünüyorlar. Gerilimden, şiddetten beslenmek isteyenlerin bu tarz travmatik davranış bozukluklarını anlamamak mümkün değil. Ama olan vatandaşlarımıza oluyor. Etki ve tepki sarmalı içinde, olayların derinliğine nüfuz edemeyen vatandaşlarımızı telef etmenin bir manası var mı?
Bunu Türk Kürt bütün insanlarımıza ve bütün siyasetçilerimize söylüyorum.
Şu gerçeği algılamak çok mu zor? Hepimiz kardeşiz. Hepimiz aynı ülkenin insanlarıyız. Hepimiz aynı kaderi paylaştık, paylaşıyoruz. Geçmişin yıkıntıları altından güç bela çıktık, bari geleceğimizi kurtaralım.
Anlaşılması çok zor şeyler mi bunlar?
  Yazarın izni ile HaBertaraf'tan alınmıştır

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 9
Bugün : 504
Bu Ay : 7209
Toplam : 7209

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom