Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Saldırılar püskürtülecektir

Türkiye bir saldırıyla karşı karşıyadır.
Saldırıyı yapanlar, Türkiye’nin siyasetini kendi isteklerine göre yönetmeyi, yönlendirmeyi amaçlıyorlar. Onlara göre Türkiye kendi kişiliği ve kimliğiyle var olmamalıdır. Onlara göre biz, kendimiz için karar verme becerisinden yoksunuz veya yoksun bırakılmalıyız. Bu emperyalist anlayışın içerdeki uygulama biçimini de yaşadık, gördük yıllardır.

Çok acılar, sıkıntılar çektik. Kendimiz olmanın, kendimizle buluşmanın moral gücü ile var olmak bize muazzam hareket imkânı oluşturdu. Varlığımızın ana dinamiklerini fark etmek, o dinamikleri yaşanır kılmak, müthiş çevresel etki yarattı, yaratıyor. Şimdi Türkiye, bölgesinde tarihsel derinlik ve genişliğinin gerektirdiği bir canlanmanın öncüsü konumundadır. Müthiş bir değişim yaşanmaktadır. Mazlum coğrafyalar uyanmaya başlamıştır. Türkiye, uyanışı bilince, değere dönüştürecektir.

Emperyalist işgalciler için tehlike büyüktür. Onlar için ölüm çanları çalmaktadır. Eksenini, yönünü değiştiren daha doğrusu olması gereken kendi yerinde, yörüngesinde olan Türkiye, İsrail’i ve İsrail’e koşullanmış dünyayı allak bullak etmektedir. Türkiye’yi kaybetmekten korkuyorlar. Türkiye’ye eskisi gibi tahakküm edememekten, emir verememekten, söz geçirememekten, zarar verememekten, zayıf bırakamamaktan korkuyorlar. Onun için saldırıya geçmiş durumdalar. Siyasetten teröre kadar etkili olabilecek bütün araçları kullanarak, bizi köşeye sıkıştırmak, bize diz çöktürmek istiyorlar. Büyük olmayalım, hep küçük kalalım istiyorlar. Güçlü olmayalım hep zayıf kalalım istiyorlar. Büyük, güçlü bir Türkiye’nin kendileri için ne büyük bir engel olduğunu, en iyi onlar biliyor. O nedenle Türkiye kuşatılmalıdır. Çaresiz bırakılmalı, sesi soluğu kısılmalıdır. Gerekirse bin bir türlü yol, hile, şeytanlık denenerek beli kırılmalıdır.

Saldırıya geçtiler.
Dışarıdan tüm diplomatik yollar kanallar denenirken içerideki dostları da boş durmuyor. Yeni taktikler devreye sokuyorlar. Yargıyı, basını ve siyaseti kanun, kural tanımaz bir şekilde harekete geçirmiş durumdalar. Ne hukuk ne ahlak tanıyorlar. Hiçbir ölçüleri yok. Hele bu keyfiliği, fütursuzluğu yargı mensuplarında görmek, gözlerinin ne kadar döndüğünü açıklamaya yeter.

Memlekete hizmeti cezalandırmak, milletin demokratik açılımını ve kardeşliğini bozmak için akıllara ziyan çabalar, planlar içindeler. Hukuk organları hukuku tepeler oldu. Anayasayı başta Anayasa Mahkemesi çiğniyor. Hukuk filan derseniz, hayır diyorlar o bizim için değil. Biz efeler, efendiler için değil. Biz millete efelik, efendilik taslayanlar için değil hukuk. Biz istediğimizi yapmakta özgürüz. Bize sınır konamaz. Yasalar ikinci sınıf vatandaşı sınırlamak içindir diyorlar. Millet ikinci sınıf vatandaştır demek istiyorlar. Bu memlekette milletin değil bizim sözümüz geçer diyorlar. Hükümet üzerinden milleti sıkıştırıyorlar. Hükümet üzerinden bel altı vuruşlarla millete diz çöktüreceklerini sanıyorlar. Ahmaklar! Siz bu milleti sindiremediniz, sindiremeyeceksiniz.

Gazetelere bakınız. Onlar da aynı programın zihin yönlendiren, akıl çelen aygıtı olarak görevlerini eksiksiz yapıyor. Saldırının hemen ardından Başbakan’ın Genelkurmay Başkanı ile Şemdinli’ye sıfır noktasında sipere gidişini alkışlayacaklarına, akıllarınca alay ediyorlar. Neymiş başbakan siperde diz çökmüş. Peki, ne olacakmış? Orada ayakta dinelecek ve muhtemel bir snaypır kurşununa kurban gideceklermiş. Allah korusun eğer böyle bir şey olsa, neredeyse zil takıp oynayacak hepsi. Kurtulduk diyecekler. Yayınlarına bir bakın Allah aşkına. Başlarını Ertuğrul Özkök’ün çektiği bir koro’nun yaptıkları eleştirilerin temel noktası, bütün bu terör olaylarının izlediğimiz yanlış politika ve açılım sebebi ileymiş. Eğer yanlış politikalar izlenmeseymiş terör olmazmış. Ne demek istedikleri açık değil mi? Meğer neyin doğru neyin yanlış olacağını da böylece teröristler bize öğretecekmiş. Meğer teröristler ne doğru adamlarmış da haberimiz yokmuş. Belki canlarımız yanıyor ama zararı yokmuş onlara, göre bizim yaptığımız yanlışlar sebebi ileymiş bütün bunlar. Bize yaptığımız yanlışların bedellerini işte böyle “doğru bir şekilde” ödetirlermiş. Onlar da bunun böyle olmadığını biliyor. Onlar da terörün akıl vicdan işi olmadığını biliyorlar. Gel gelelim, işte o terörü, efendileri İsrail kullandığı, kışkırttığı için başka bir şey diyemiyorlar.

Adeta teröre hak verir bir dil, üslup kullanıyorlar. Çünkü terör İsrail’in ve siyonistlerin amacına hizmet etmektedir. Aynı amaçta birleştikleri için, terörü eleştirmenin efendilerini eleştirmek olacağını düşünerek yükleniyorlar hükümete. Peki, çare ne? Çare izlenen politikanın değiştirilmesi. Özetle ne olsun isteniyor biliyor musunuz? Türkiye yine katil ve kıytırık İsrail’in güdümüne girsin. Ona tek kelime eleştiri yöneltmesin. Filistin’de Gazze’de, Kudüs’te katliamlarına, işgal ve ambargosuna ses çıkarmasın. Bütün komşuları ile düşman olsun. Ticari, kültürel, siyasal ilişkilere girmesin. Türkiye kendi kendini dünyadan izole etsin. Kardeşlik ve demokrasi açılımı yapmasın. İşte o zaman terör olmazmış. İşte o zaman Türkiye kaymamış ekseninde politika yapmış olurmuş. O zaman Türkiye iyi yolda olurmuş. Saldırılarının amacı işte bu. Türkiye’yi yine kendi oyunlarının, kumpaslarının içine çekmek. İçeriden ve dışarıdan tehdit savuruyorlar. Bu politikalarınıza devam ederseniz terörü tırmandırırız diyorlar açıktan açığa.

Peki, Türkiye ne yapıyor? Ne yapacak? Bu çok bilmişlere aldırış etmeden halkı ve devleti ile bütünleşerek yoluna devam etmelidir. Estirilmeye çalışılan olumsuz rüzgârın toz dumanına rağmen, fevkalade iyi yönde ve yoldayız. Kendi memleketine ihanet etmenin onuru ile aydın ve siyasetçi olduklarını sananların, tüm aleyhte çabalarına rağmen, milletimiz, yeni bir şuurlanmayla insanlığın, haysiyetin kararlı sahipleri olacaktır. Bu kararlılığı göremeyenler, Türkiye adına ne düşünce ne siyaset üretebilirler.

Millet milli varlığımızı hedef alan saldırıları mutlaka püskürtecektir. Bu saldırıları, aydını cahili, kadını erkeği, Kürdü Türkü, hükümeti ve sivil toplum örgütleri ile bütün bir millet olarak püskürteceğiz. Bunu millet olma duyarlığı ile yapacağız. Sözde aydın, entelektüel olma adına, devlete olan eleştirilerinde hızını alamayıp, neredeyse terörün değirmenine su taşıyan tutumun sahiplerine, birlikte var olma şuurunu sahiplenmek ağır gelmemelidir. Burda yüksünecek bir durum yoktur. Sonuçta bu memleket bizim. Hepimizin. Biz bu şuurla kendimizle birlikte devleti de değiştirmenin kavgasını veriyoruz. Hiç bir saplantıya kapılıp, kendimizi gereksiz yere marjinalleştirmeksizin milli bütünlüğümüzü, barışı koruma hassasiyetini sürdürmek gerekir.

Ortada bir gerçek var: Saldırıya geçenlerin İzledikleri stratejilerden biri de hükümeti ve Ak Partiyi yalnızlaştırmaktır. Halk kardeşlik ve demokrasi açılımında Ak partiyi destekleyecek, yalnız bırakmayacaktır.
            Yazarın izni ile HaBertaraf'tan alınmıştır

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 2
Bugün : 131
Bu Ay : 16211
Toplam : 25469

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom