Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Okumaya ve yazmaya ilişkin

Kimi dostlarım neleri nasıl okuyup, nasıl yazacaklarına dair soruyorlar. Okumanın da yazmanın da bireysel, özel bir çaba olduğunu söyleyerek, kimi düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Hakiki manada 'okuma' meselemiz olduğu kadar yine hakiki manada 'okuyamama' meselemiz vardır. İnsanda samimi olarak kendi varoluşsal derinliğine salınma derdi yoksa, en özlü kitaplar bile yüzeysel etki yapabiliyor. Yok eğer hakikat karşısında samimi bir bakış, duruş, düşünüş, anlayış, kavrayış mesuliyeti içindeyseniz, gelişigüzel sağa sola serpilmiş, dökülmüş kelimelerden bile aydınlıklar biriktirebilirsiniz.

Mesuliyet dedim de aklıma geldi. Neye karşı mesuliyet? Elbette hayata, varlığa, kendimize, gerçeğe karşı. Mesuliyetle sual kelimeleri aynı kökten türemiştir. Demek ki, mesuliyet hissi, sizi sahici suallere, sahici sualler de sizi görünür olanın ötesini kurcalayan sahici sorulara götürüyor. Sahici karşılıkları ile soramayanlar, sorgulayamayanlar, varlık ve hakikatin sorumluluğuna da sahici manada sahip olamıyorlar. Böylece gerçek anlama bir sorgulama çabası demek olan düşünme eylemini besleyen okumalar, konuşmalar, yazmalar da ortaya çıkmıyor. Soru sormayı merkeze alan bir hayatı terkedince cevapları da umursamaz olduk. Sorusuz cevapsız hayatın sönüklüğü, medeniyetimizin çökmesine kadar bir dizi olumsuzlukları getirip önümüze, içimize yığdı. O yığıntının altından kalk kalkabilirsen!

Dostoyevski, 'Ölüler Evinden Anılar' adlı hatıra kitabında, Sibirya'daki kürek mahkumluğunu anlatır. Orada okumak yasaktır. Uzatmayayım. Bir gün çöp dökülen alanda küçük ebatta iki sayfalık bir dergi bulur. Üstad mealen diyor ki: "O iki yaprağı alıp koynumda sakladım. Petersburg'da genç Rusların çıkardığı yeni bir dergiden iki sayfa idi. O iki sayfa benim için yeni bir dünya, yeni ufuklar, yeni pencereler, yeni düşünceler, hayaller, çağrışımlar demekti. Yüzlerce kez okudum. Her okuyuşta yeni anlamlar doldu zihnime. Her defasında yeni anlamlar verdim" Bu kadar hatırlayışla yetineyim. Bence okumak böyle bir çabadır. Aktif olmayan zihin için her kitap pasif kalır diye düşünüyorum. O nedenle mesele 'İdrak' meselesidir. Necip Fazıl'ın dediği gibi gerçekten hakikat adına ciddi, derin bir sorumluluk duyma meselesidir. Fikir çilesi çekme meselesidir. Siz bu çileyi çekmeye razı ve hazırsanız, her kitabı okuyabilirsiniz. O zaman, okuyacağınız bütün kitapların aslında bir tek kitabı anlama çaışması olduğunu anlarsınız. O bir tek kitap da zaten bütün kitapları anlamak için okunur. O bir tek kitap ancak Kur'an olabilir. İçimiz, hayat veya alın yazımız da olabilir. Yeri gelmişken Kur'an'dan ve alınyazısından daha doğru, daha tartışmasız bir kitap görmedim. Ben onları okumaya çalışıyorum.

Önce kutsal metinler sıklıkla okunmalıdır. Bunlara okumak da değil, araştırma (veya zikir dense daha) doğru olur. Muhammed Esed'den, Elmalı'ya Fahrüddin Razi'ye, Abduh'a, Reşid Rıza'ya kadar (Menar Tefsiri) kaynak gördüğüm kitapları okurum.

Bir entelektüelin mutlaka bilmesi gereken kimi bilgi alanları vardır. Bunları genel hatları ile Din, tarih, felsefe, sanat, siyaset diye ayrıştırabiliriz. Bu alanları yerli, yabancı kaynaklardan, ama en ciddi, en birinci kaynaklardan okumalıdır. Alanı biraz daraltarak örnekleyeyim. Mesela siyaset felsefesi okuyacaksak Socrates'in Devlet'inden başlayarak, İbn-i Haldun'un Mukaddime'sine, Maverdi'nin Ahkamus'sultaniye'sine, Farabi'nin El Medinet'ül Fazıla'sına, Nizamul Mülk'ün Siyasetnamesine, Mustafa Koçi Bey'in Risalesi'ne, Kâtip Çelebi’ye, Bursalı Mehmet Vehbi'ye, İbn-i Teymie'nin Es Siyaset'üş şeriyye'sine kadar hepsini ince bir dikkatle okumalıdır. Batılı düşünürlerin hatırı kalmasın: Onları okumaksızın bu konularda bir tek kelime bile etmeyi yanlış bulurum. Aziz Augustin, Akino'lu Thomas, Erasmus ve ardından Fransız Bodin mutlaka bilinmelidir. Sonra Thomas Hobbes, Rousseau, ondan önce özellikle Monarshi adlı yapıtıyla Dante (İlahi Komedya ile ünlenen Dante'nin başı asıl bu kitapla belaya girmiş ve Vatikan tarafından afaroz edilmiştir) Suares, Althusser, ve elbette son dönemlerin ünlü düşünürleri, Negri, Habermas ve diğerleri.

Bilmem anlatabildim mi? Şimdi mesela edebiyat alanına, diyelim ki bir Rus ve Fransız edebiyatına girersek okunacak kitapları yazmak bile uzunca bir zamanımızı alabilir. Bütün bunlardan sonra ısrarla şunu söylüyorum: Önemli olan çok değil özlü okumaktır. Kitap yüklü eşek olmak bilgi yüklü olmak anlamına gelmez. Önemli olan özlü, analoji gücü yüksek tefekkür yeteneği ve isteğidir. Bu yetenek körelmiş, yozlaşmışsa hiç bir kitap bizi açamaz, açıklayamaz. Kapalı okur için açık kitap bulamazsınız. Bu tip insanlar için en açık ifadelerin bile anlamı kapalı kalacaktır. Zihindeki tıkanıklık giderilmediği sürece de hep kapalı kalacaktır.

Ben içsel olmayan hiç bir sorun edinmedim.

Yürekten gelmeyen hiç bir yazı yazmadım.

Yazılarımda fazlaca bir değerin olduğunu sanmıyorum. Varsa eğer bir hünerim o rabbimin inayeti ve lütfuyla kalbimin temiz kalan yanlarının tezekkürüdür.

Sözün hakiki sahibi Allah'tır.

Kelimeleri yaratan, isimleri öğreten O'dur.

Zihin tıkanıklığı yaşayan aydınımız, milletimiz için karanlıktan başkasını üretememiştir.

Bu karanlıkta kendi aydınlanmamızı ve aydınlığımızı yontmak zorunda olan bir kuşak olarak, hassasiyetinizin yaşayan, çoğalan algılara dönüşerek sürmesi dileği ile Cuma’nızı kutluyorum.

Yazarın izniyle habertaraf'tan alınmıştır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 9
Bugün : 377
Bu Ay : 560
Toplam : 560

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom