Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

İran'a Yaptırım

BM İran’a yaptırım uygulama kararı aldı. Türkiye ile Brezilya beklendiği gibi red oyu kullandılar.
Türkiye ve Brezilya’nın ortak çabası ile İran’la yapılan takas anlaşmasının reddedildiğine dair haberler düştü. Zaten bu anlaşma reddedilmeksizin yaptırım kararı almak büyük bir çelişki hatta sakandal olurdu. Aslına bakarsanız Obama’lı ABD benzer çelişki ve tutarsızlık içinde siyaset üretemez duruma gelmiştir. Bana sorarsanız bu yaptırım şeklidir. Yaptırımın yaptırım gücü olmayacaktır. Bizzat ABD’de, sonra Rusya’da yaptırım kararının, kimi dengeleri gözetmek hatırına alındığı ima ve ifade edilmektedir. Daha kararın mürekkebi kurumadan, karar alıcılar İran için diplomatik yolun kapanmadığını ifade etmişlerdir. Bu süreçte diğer ülkelerin anlaşılmaz zikzaklarına rağmen Türkiye son derece net, tutarlı, istikrarlı bir yol izlemiştir. Aslına bakarsanız Türkiye’nin takas hamlesi ile başta ABD’nin şahin kanadı olmak üzere, gerilimden yana olan unsurlar sınıfta kalmışlardır. Bu anlaşma barış havzasını genişleten mahiyete sahipti. Yakın zamanda bir diplomatik yol açılacaksa kesinlikle bu yine Türkiye’nin öncülüğünde gerçekleştirilen takas anlaşması üzerinden olacaktır. O anlaşmanın kadük kaldığını kimse düşünmesin.

Bu süreç dünyayı yeni bir kaos ortamına sürükler mi? Birleşmiş Milletlere egemen güçlerin barıştan değil savaştan ve sıkıntıdan yana politikaları benimsedikleri mi ortaya çıkmış oldu? Ben bu sorulara çok rahat cevap veremiyorum. Aslına bakarsanız gözetilmesi gereken dengelerde ABD ve özellikle Obama yönetimi de kendine bir yer arıyor. Obama bir şekilde İran’a karşı bir yaptırım yapmalıydı. Özellikle dış siyasette belli güçleri olan İsrail yanlısı kanat ve şahin grup Obama’yı bu yönde sıkıştırıyorlar. Onlara kalsa yapılması gereken en etkili yol İran’a savaş açmak. Hele İsrail buna dünden razı. Bu konuda Obama’nın daha esnek ve yumuşak düşündüğü belli. Durumu idare etmek, herkesin gönlünü almak için de göstermelik bir yaptırım kararı alınmasına öncülük yaptı. Bu kararıın üç oyun dışında oy çokluğu ile almalarının sebebi, aslında kararın yumuşaklığıdır. Yani Çin ve Rusya gibi veto hakkı bulunan ama İranla da yakın, yoğun ilişkileri bulunan ülkeler başka türlü onay vermezlerdi.

Türkiye’nin tutumu kendisine güç ve itibar kazandıracaktır. Türkiye burada da doğru politika izlemiştir. Karakolda doğru söyleyip mahkemede şaşmamıştır. İran’ın hatta bütün dünyanın nezdinde güvenilirliği daha da artmıştır. Dün ne söyledi ise bugün açıkça ve ABD’ye rağmen onun gereğini yapmıştır. Obama’nın mektubunda temas ettiği hususlar gerçekleştirilmesine rağmen, ABD’nin takındığı tamamen ters tutum ona itibar kaybettirmiştir. Obama Başbakan Erdoğan’a karşı mahçup olmuştur, mahçup olmalıdır. (Son gelişmelerden sonra Türkiye’nin ABD yanlısı politika izlediğini söyleyen kimi marijinal grupların, ne düşündüklerini siz de merak ediyor musunuz?)
Yaptırım kararı bir ambargo değildir. İran açısından ortaya çıkacak kimi pürüzleri aşmanın bin yolu vardır. Kaldı ki, geçmiş dönemlerde ambargoların nasıl delindiğini, uzun vadede ambargo konulan ülkelerin kazançlı çıktıkları bile görülmüştür. İranla sıkı ilişki içinde olan Rusya ve Çin’in yaptırıma nasıl ikna oldukları ayrı bir muammadır. Her ikisinin de İranla sıkı ilişkileri var. Özellikle Çin enerji ithalatının hatırı sayılır bir kısmını İran’dan karşılamaktadır. Fiili olarak ABD ve İsrail’i korumaya dönük politikalara bakalım bu ülkeler ne zamana kadar destek verecek.
Ekonominin ve ulusal çıkarlara dayalı ilişkilerin reel zemini kayganlaşmışsa, o zeminde fazla durmanın imkânı olmaz. Ya zemini tekrar sağlamlaştıracaksınız ya da duracağınız yeni bir zemin inşa edeceksiniz. Şu anki konjonktür yeni bir zeminin oluşmasına hem imkân veriyor hem de vermiyor. Tam bir karışıklık var. Karışıklık insanların ve ülkelerin algı tarzlarını, ruh durumlarını bile etkiliyor. Karışıklık değişimin hızlı ve keskin dönüşümlerle yaşanmasından kaynaklanıyor. Nerede durmalı? Hiç ummadığınız zamanda bastığınız zemin, kayıyor, göçüyor. Üzerinde duracağınız zemini siz seçeceksiniz. Zemin, siyasi ve hukuki dayanakları hayatın gerçeklikleri ile örtüştüğü zaman anlamlı olacaktır.

Her ülke duruş yerini iyi seçmeli. Seçtiğiniz yerde sağlam durmalısınız. Keyfi yer değiştirmeleriniz, sadece başkalarını şaşırtmaz, sizin algılama, kavrama gücünüzü ve ciddiyetinizi de etkiler. İki gün önce Türkiye’nin İranla belli koşulları sağlaması için görüşme yapmasını talep ediyorsunuz. O koşullar sağlandıktan iki gün sonra Güvenlik Konseyinde böyle bir yaptırım kararı uyguluyorsunuz. Bu ne demek oluyor? Yani meğer inanmadığınız şeyleri söylüyormuşsunuz. Bir kararınızın sonucunu almadan ters istikamette başka karar alıyorsunuz. Bu ne devlet ne insan ciddiyetiyle bağdaşır. Çocuk musunuz? Çocukların evcilik oyunu oynadıkları gibi sizler de devletçilik mi oynuyorsunuz? Bizimle ve bütün dünyayla oyun mu oynuyorsunuz? Siz bu olgunlukla mı, bu ciddiyetle mi, bu güvenilirlikle mi dünyaya egemen olmak istiyorsunuz? Siz ne yaparsanız yapın, biz bildiğimizi okuyacağız tutumu ile bir yere varamazsınız. Geldiğiniz, geleceğiniz yer işte burası, buraya kadar. Bundan böyle kimi, nasıl inandıracaksınız?

Devlet işi, idarecilik, siyaset sorumluluk ve ciddiyet ister. Demek ki, bu görüşmelerde sonuç ne olursa olsun önceden karar verilmiş. Yani “Siz ne yaparsanız yapınız bir karar verdik, bu mektubu usulen yazdık” denilmektedir. Adeta nasıl olsa İran takas teklifimizi kabul etmez, biz de İran’a yaptırım için kendimizi haklı çıkaracak bir gerekçe daha elde ederiz. İran’ın teklifi kabul etmesi ABD’nin başını çektiği neoconları ters köşeye yatırdı. Aslına bakarsanız yaptırımın daha şimdiden inandırıcılığı kalmadı. Yani bu yaptırım kendi gerekçesini baştan yok etti. Hem özü itibariyle hafif ve usulden olmasından, hem de karar alıcıların tutarsız davranışlarından! Bütün bu sebepler yaptırımın haksız olduğu kanaatini uyandırdı. Sonra Türkiye’nin tutumu aslında gerçek anlamda büyük bir devlete yakışan tutumdur. Türkiye bütün dünyaya karşı siyaset üretmiştir. Bu saatten sonra komşusuna karşı uygulanacak ambargoya katılmaması karşısında kimse bizi suçlayamaz. Niçin? Çünkü biz anlaşma olsun diye çaba gösterdik. Sonra eğer bölgede bir nükleer tehdit ve tehlike varsa İsrail’in nükleer silahlarına niçin dikkat çekilmiyor? İşte bu çifte standarda bütün dünyanın dikkati çekilmiştir. Göreceksiniz bu süreçte Türkiye, İran ve bütün bölge ülkeleri hayırlı sonuçlar elde ederek çıkacaklardır. Bu haksız karar bölge ülkelerini birbirine karşı daha da yaklaştıracaklardır. Bu karar doğrudan İsrail’i korumaya yöneliktir ve İsrail’in dayatmaları ile çıkarılmıştır.

Bu karar sonrasında Türkiye ne kadar zorda kalır? Aslına bakarsanız Türkiye yolunu seçmiştir. Bütün bölge halkları ve ülkeleri ile yakın ilişkiler kurmak. Birleşme gelecekte büyük bir güç ortaya çıkaracaktır. Yaptırımdan’dan Türkiye de payına düşen dersleri çıkaracaktır. Bu dersler bize hayati derecede lazım olan canlılığı da getirebilir. Unutulmasın ki ciddi manada ilk silah yapımına Kıbrıs harekâtında maruz kaldığımız ambargodan sonra başlamışızdır. Bundan böyle Türkiye’nin savunma sanayiini çok daha ileri seviyelere götürmesi gerekmektedir. Çünkü dünya siyasetinde kimin ne zaman ne yapacağı belli olmuyor. Düne kadar dostunuz gibi gözüken devletler, bir günde düşmanınız konumuna gelebiliyor. Sizin de caydırıcı gücüğnüzün kuvvetli olması gerekir. Bölgenizde çok sağlam, sarsılmaz, köklü ittifaklar, ilişkiler kurmanız gerekir. Türkiye yeni güzergâhında ilerlerken bu seçenekleri başarmak durumunda, zorundadır.

Bu süreçte en çok zorlanan ABD olmaktadır. Kimi Siyonist lobilerin kuşatması ve tazyiki ile bu yönde karar alınmasında ABD belirleyici aktör oldu. Birbakıma da buna mecbur oldu. Ama bu kez Türkiye’nin karşı oyu onu düşündürmektedir. ABD Türkiye’yi düşünmek zorundadır. Bu kararla ne kazanacaktır? İrana ufak bir ders vereyim, İsrail’i memnun edeyim derken Türkiye’yi kaybetme riskiyle karşılaşmak ne anlama gelir? Ayrıca eğer bunun telafi yoluna gidilmez, hatadan dönülmezse Obama’nın politikası zayıflamış olacaktır. Obama Bush’laşacak, neocon’lara teslim olacaktır. ABD Başkanının işte şimdi, seçimden önceki söylemlerini ve vaadlerini hayata geçirmesi gerekir. Siyasi gücü, kararlılığı, kabiliyeti işte şimdi belli olacaktır.

 Yazarın izniyle habertaraf'tan alınmıştır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 8
Bugün : 435
Bu Ay : 3576
Toplam : 3576

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom