Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Manevi Mimarımız Olarak Üstad'ı Anlamak

Türk şiir burçlarının zirve şahsiyeti Necip Fazıl, 26 Mayıs’ta doğmuş, yetmiş dokuz yıl sonra 25 Mayıs’ta vefat etmişti.

Necip Fazıl’ı andık.

O’nu gerçek manada anladığımız zaman anmış oluruz.

Necip Fazıl bu toplumun ruh kökünü diri bir şuurla aşılayarak gövdeyi canlandırmış müstesna şairdir. Burada ‘şair’ ‘şuur’ sahibi olarak anlaşılmalıdır. Üstün, derin bir şuur. Üstadın varoluş amacımızı anlamlı kılan şuur hamlesini her zamankinden daha fazla önemli kılan; merhumun yaşadığı dönemde milli varlığımızın manevi kodlarından koparılmaya çalışılmasıdır. Üstadı mana şairi olarak hayati derecede önemli kılan ilk sebep; onun, manevi varlığımızın yok edilmek istendiği bir dönemde, ısrarla ve yüksek bir özgüvenle imanın, aşkın, tek kelimeyle İslâm’ın aydınlatıcı meşalesiyle, toplumun içine sokulduğu karanlık dehlizlere girmesidir.

O tek başına bir aydınlatma fişeğidir. Tek başına deniz feneridir. Tek başına toplumu ve geleceği mayalayan düşüncenin onurlu, kişilikli öncüsüdür. Üstat tam manasıyla bir aydındır, münevverdir, mütefekkirdir. O sonradan gelen münevver kadroların mana mimarıdır. Duyuşu, duruşu, düşünüşü ile hepimize örnek olmuştur. Entelektüel ve estetik dünyamızda bir rehberdir. Ölçüdür. Sanatta, düşüncede, dilde tam manasıyla özgün bir çığır açmıştır. Sonrakiler onun açtığı çığırı izleyerek zihin dünyalarını kurdular. Ahmet Kabaklı ‘Türkiye’yi Yoğuranlar’ adlı eserinde Mehmet Akif ve Yahya Kemal ile birlikte Necip Fazılı konu etmekte son derece haklıdır. Bizim, hepimizin hamurunda sadece onların mayası yoktur. Ayrıca üzerlerimizde emekleri, hakları vardır. Hamurumuzu onlar yoğurmuşlardır. İşte aziz milletimin huzurunda o mümtaz şahsiyetlere şükranlarımı arz ediyorum. Allah hepsinin mekânını cennet etsin.

Necip Fazıl için çeşitli bakış açıları ortaya konuluyor. Bazıları entelektüel eleştiri adına onun kimi huylarını dillerine dolarlar. Benzer durum Yahya Kemal için de ileri sürülebilir. Ne var ki bu pürüzlere takılıp kalmak, bu ayrıntılarda yoğunlaşmak esası gözden kaçırmak olur. Babıâli’de Üstat, bu eleştirilerin çoğuna cevap vermiştir. Bana sorarsanız tarihe ve edebiyat dünyasına demirbaş bir kişilik olarak mal olmuş üstün şahsiyetler, düşünce ve sanat verimleri ile gündeme gelmeli, gündemde kalmalıdır. Ben kimsenin günahını aştırmaya memur değilim. Bu bana bir şey de kazandırmaz. Ortada uzun yıllar çilesi çekilmiş bir fikir, geriye bırakılan onlarca eser ve zaman zaman ‘Yılanlı Kuyudan’ tüketilmiş bir yaşam var. Benim için sanatçı ve düşünür kimliği önemlidir. Bir entelektüelde öncelikle içerik ve nitelik ararım. İlk değerlendirme ölçütüm budur.

Bütün bunlara ilaveten, çok başka önemli bir husus daha var.

Benim için çok önemli bir husus.

Üstadı benim için “çok önemli” ve “vazgeçilmez değer” kılan nedir biliyor musunuz?

Onun nüktedan kişiliği mi?

Değil.

Felsefi derinliği ve şiirlerindeki metafizik anlam genişliği mi?

Elbette. Ama bütünüyle bu da değil.

Ne denirse densin ona duyduğum saygıyı sarsamayacak çok önemli sebep, onun onurlu dik duruşudur. Onun kibridir.

Şimdi bizim mollalar kalkıp, kibrin zararlarından bahsedecekler, biliyorum. Onlar her şeyi çok net, çok kesin biliyorlar. İşte görüyorsunuz biz hep bulanık düşündük, düşünüyoruz.

Necip Fazıl, neredeyse ‘Allah’ demenin suç olduğu, milletin baskı ve yıldırmalarla dışlandığı, sindirildiği bir zamanda; değerlerinden, inançlarından dolayı millete tepeden bakılıp, horlandığı küçümsendiği bir devirde, o tek partili CHP diktasının egemen olduğu o dönemlerinde; tek başına Anadolu insanının temiz, asil, cesur gür sesi olarak başkaldırmış, kendini seçkin görenlere tepeden bakmış, onları küçümsemiştir.

Anladınız mı niçin üstadın kibrini sevdiğimi? Üstat o bakışıyla bu topluma ezilmemeyi, onurlu durmayı, dik durmayı, vakarı hatırlatmış, öğretmiştir. Üstat “tek başına bir ümmet” gibi, bütün bir Anadolu insanının kalbi, sesi, soluğu, şiiri, şarkısı olmuştur. Üstat, burnundan kıl aldırmayan kendini bir şey sanan soytarılara bu milletin aşağılanamayacağını, küçük düşürülemeyeceğini göstermiş; onları azarlar gibi, onlarla alay eder gibi konuşmuştur. Yine çokbilmişler azarlamanın, alay etmenin hoş görülmeyen yanlış bir tutum olduğunu bana söyleyecekler.

Ah azarlayanı azarlamayı, millete tepeden bakanlara tepeden bakmayı bir bilseydiniz!

Sen rahat uyu Üstat.

Değerlerinden, duyarlıklarından, yaşam biçiminden dolayı kimse bu millete tepeden bakamaz. Tepeden bakanların ne durumlara düştüğünü gördük. Yine göreceğiz.

Üstad’ı anlamak, onu yaşayan canlı algılara ve pratiğe dönüştürmek çok önemlidir. O’nu anlamak, boş laflarla anmakla değil, miras bıraktığı değerleri yenileyerek, hayatı mayalayacak bilince, pratiğe dönüştürmekle olur.

Allah rahmet etsin.
 
Yazarın izniyle habertaraf'tan alınmıştır.
Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 4
Bugün : 102
Bu Ay : 3243
Toplam : 3243

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom