Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Paramla aldım, haramla aldım

Kılıçdaroğlu’nu giydiği gömlekle eleştirenler haksız sayılmazlar.

Demek ki, lider her sözüne, hareketine, giydiğine, yediğine, içtiğine dikkat etmelidir. Sonra işte böyle dile düşmek de var. Bu işler böyledir. Hiç belli olmaz, hesapta olmayan bir gömlek meselesi yüzünden, olmayan karizmayı bir anda tümden çizdirirsin.

Bu konu mesele edecek ciddiyette midir? Kendi başına asla. Gel gör ki öküzün altında buzağı arama gayreti içinde esaslı meseleleri konuşamaz oluyoruz.

Bu önemsiz ayrıntının beni ilgilendiren tarafı, önemle gündeme getirilen meselelerin esaslı içerikten yoksun olmasıdır. Siyaseti keyfi tutumlarının tatmin alanı görenlere de kaşlarımızı çatmak adına bu tarz yazılar yazmak zorunda kalıyoruz. Çünkü başka dil ve üslup bazen anlaşılmaz olabiliyor.

Kılıçdaroğlu, basının pohpohlamasıyla ‘Halkçı’ imajını takınarak sahneye çıktı veya çıkarıldı. Şu sıralar “Vay be, ben neymişim böyle. Ne oldum birdenbire!” şaşkınlığı yaşamasını doğal karşılıyorum.

Ancak biz ondan yeni CHP’nin siyasi felsefesini ve programını beklerken o son derece ucuz, basit sloganlarla ‘Recep Bey’ diye hitap ettiği Başbakan’ın mal varlığını gündeme getirdi. Başbakanı savunmak bana düşmez ama onun yakın döneme kadar ticaret yaptığını ve servetini açık seçik beyan ettiğini biliyoruz. Buna mukabil Baykal, kendisinin ve eşinin üzerine kayıtlı mal varlığını açıklamaktan kaçınmıştı.

Zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış. Ben bunları niye söylüyorum? Şunun için: Siz 2010 Türkiye’sinde, 70’lerde kalmış kaba solcu propagandalarla “halkçılık” diye ortaya çıkarken iki kez dikkatli olacaksınız. Eğer birilerinin mal varlığını gündeme getirecekseniz, iki gün önce altından koltuğunu çektiğiniz liderinizin de, kendinizin de mal varlığını gündeme getireceksiniz. Böyle ucuz göz boyamacılıkla halkçılık yapılmamalı. Artık milleti saf ve aldatılmaya müsait kitle olarak görme uyanıklığından vazgeçmeli değil mi? Üstelik sana Gandi yakıştırması veya yapıştırması yapılmışken. Bu yapıştırmayı yapanlar sadece fiziki çelimsizliğine, ne yapacağı belli olmayan yere bakan yürek yakan tavrına bakarak yapıyor olmalılar. Ne yapamayacağınız, Baykal’a ne yaptığınızdan belli. Yoksa Gandi’deki özgün, samimi, gerçekten halkının derdiyle hemhal olma durumu sende gözükmüyor.

500 liralık gömlek giymekle Gandi, başa kasket takmakla Ecevit olunmuyor. Ecevit’in de Lenin’e özenerek kasket taktığını söyleyenler vardı. Nedir bu taklit sefaletimiz Allah aşkına? Düşünce ve siyaset dünyamız hep yabancı olan başkalarını taklitle şekillendi. Koskoca ülkede, koskoca tarih içinde kendinize örnek alınacak bir insan, bir kahraman bulamadınız mı? Her neyse bunu geçelim. Demem o ki, bu tutumlarla halkçılığınızdaki yapaylık sırıtıyor. Adına ‘propaganda’ dediğiniz, insanları etkileme demode taktikleriniz artık tutmuyor. İnsanları aldatmak için bile olsa yeni yalanlar icat etmek gerekmez mi? O taktikler sizin ne kadar geri kaldığınızın kanıtı oluyor, sizi gülünç duruma düşürüyor o kadar. Millet bunları yutmuyor, bunlara kanmıyor. Niye bunları söylüyorum? Sen, yönetim ve toplum politikası ortaya koymak yerine, kapı önüne oturup dedikodu yapmaktan zevk alan kimi mahalle kadınları gibi onu bunu çekiştirmeyi siyaset yapmak sanırsan, millet de sana “Halkçı olduğun için mi 500 liralık gömlek giyiyorsun?” diye sorar. Haberin var mı Sayın Kılıçdaroğlu, o 500 lirayla bu halk 50 adet gömlek alır? Bunu soran gazetecilere kendini savunayım derken ikinci bir gaf yaparsın.

“Paramla aldım”

Yok, bir de “Haramla aldım” deseydin. Kim bilir eğer inancın varsa ve yine senin iddiana göre bu ülkede çocuklar yataklarına aç giriyorlarsa senin o gömleği ömrübillah giymemen lazım. Vatandaşının sorumluluğunu böyle mi duyuyorsun yüreğinde? Böyle mi duyacaksın? Böyle mi halkçı olacaksın? Son zamanların moda deyimiyle “özde değil sözde” mi halkçı olacaksın? Şimdilik gidişatın bu yönde olduğu görülüyor.

Her şeyin lafta kalacağı, çekişmelerden, gerilimi artırmadan, ağız dalaşından, bahanelerden, gerekçeler üretmekten medet umulan bir dönem siyasetin seviyesini düşürür. Kim bu seviyede siyaset yaparsa, kim bu seviyeye inerse kaybeder. Bu anlamda milletin etik, anlayış ve kavrayış olgunluğu siyasi seviyenin üstündedir. Bunu herkesin bilmesi gerekir. Milletin idrak seviyesini anlayamayanlar onu “yönlendirilecek bir sürü” gibi algıladılar ve kaybettiler. Siyasi liderlerin halkına rağmen bir tercihlerinin olmaması gerektiğini ısrarla vurguluyoruz. Halka rağmen halkçılık da siyaset de olmaz, olamaz. Halk kimsenin akıl sır erdiremediği ölçüt ve hassasiyetle herkesi, her şeyi izlemektedir.

“Paramla aldım” diyor.
“Haramla aldım” diyecek değilsin ya.

İyi de sen paranla aldın da öteki parasıyla almadı mı? Sen paranla aldığın zaman her şey meşru oluyor da, başkası niçin parasıyla aldığı zaman mubah olmuyor? Bu çifte standart hangi ahlak anlayışı ile bağdaşır bilmem. Kaldı ki bu konuda ben “Parayla aldım” savunmasını da son derece köksüz, yanlış olarak görürüm. Para sahibi olmak, isteyene istediğini yapma özgürlüğü vermemelidir. Eğer parayla almak herkesi haklı çıkarıyorsa o zaman ne konuşuyorsunuz? Neyi konuşuyoruz? Biz sahip olduklarımızı da keyfimizce, sorumsuzca harcama hakkına sahip olmadığımızı bildiğimiz zaman, erdemli insan oluruz. Sayın Kılıçdaroğlu, eğer inanç sahibi isen, sahip olduğumuz servetin asıl sahibinin el malik olan Rabbimiz olduğunu bilmeniz lazım. O nedenle mal da mülk de bizim için birer imtihan unsurudur. Onları gönlümüzce çarçur edemeyiz. Eğer inançlı insansanız, bizim sahip olduklarımızda fakirlerin de hakkı olduğunu bilmeniz gerekir. O hakkı onlara usulüne uygun taksim ve teslim etmek gerekir. Sizin halkçılığınız bu etik ilkeleri öneriyor mu, yoksa bütün bunlara irticai yaklaşımlar mı diyorsunuz onu bilemem.

Doğrusu siyaseti bu tür sıkışık tartışma alanlarında konuşmak da istemem. Ancak sizin halkı açken 500 liralık gömlek giyip, sonra da “Paramla aldım, kime ne?” deyişinizin halkçılığınızdaki samimiyetsizlik adına önemli bir ipucu olduğunu gördüğümden bunları yazıyorum. Dün Ali Topuz’un ‘Sahte Yenilikçiler’ nitelemesi üzerinde yoğunlaşmıştım. Bazı dostlar, yazının okur bölümüne aşırı sert yazdığımı not düşmüşler. Ben söyleseydim inanmamakta bin kez haklı olacaktı o dostlar. Ama işte şimdi o tespite bir de şunu ilave edeyim: Bunlar sahte halkçılar. Bu sözde bir yanlışlık varsa bütün vebali, günahı benim.

Niçin mi sahte halkçılar?
 

Bunu da sonra tartışalım.

Yazarın izniyle habertaraf'tan alınmıştır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 7
Bugün : 468
Bu Ay : 18858
Toplam : 28116

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom