Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Yalancı yenilikçiler

İster solculuk ister sosyal demokrasi adına olsun “İnsan ve demokrasi vazgeçilmez unsurlardır” dense, bu çerçevede bir açılım ortaya konsaydı umutlanırdım.

“Hiçbir devletçi vesayeti insan hak ve özgürlüklerine tercih edemeyiz. Toplumun özgür iradesini küçümseyen hiçbir oluşum ve müdahale kabul edilemez. Siyasetin de ekonomik kalkınmanın da temeli özgürlükler üzerinde yükselir. İnsanımızın eğilim ve tercihleri karşısında bizim bir yol seçmemiz halkçılık anlayışımıza terstir” denseydi çokça lafı edilen yenilik ve yenileşme istikametinde yapılacak köklü değişikliğin işaretini almış olacaktım. Bu işaret Türk siyaseti ve toplumun kazanımı adına beni sevindirecekti. Sanırım sağduyulu her insanımız bu duygulara katılırdı. Bu ilk adımla koyulduğunuz yol sizi iktidara da taşıyabilirdi.

Öyle olmadı.
Oluş şeklinden partinin yeni kadrolarının belirlendiği listelerin hazırlanışına kadar baştan sona alengirli bir yöntemle ortaya çıkan yeni tablo yenilik diye yutturulmaya çalışıldı.

CHP kurultayından söz ediyorum.
Olup bitenler, parti içinde de şimdiden huzursuzluklara yol açtı.

Ali Topuz gelişmeleri içeriden yaşayan biri olarak, hiçbir yanlış anlamaya meydan vermeyecek açıklıkta, durumu şu cümlelerle özetliyordu: “Yalancı yenilikçilere, kendisini bir yere taşımak için yenilikçi gibi görünenlere, yaşları ne olursa olsun güvenmeyin. Yenilikçilik bir idealizmdir, dürüstlüktür, yürekliliktir.'' Yılmaz Ateş “Arkadan vurulduklarını” ifade ediyor, İzmir Milletvekili Canan Arıtman, Parti Meclisi listesinin bütünleştirici değil ayrıştırıcı bir liste olduğunu belirterek, "Bu liste ile iktidara yürümek çok zor." diyordu. Uzun pazarlıklar sonrasında kimi adamlarıyla listeye girmeyi başaran Gürsel Tekin geceleyin Kılıçdaroğlu ile birlikte hazırladıkları konuşma metninin sabahleyin değiştirildiğini şaşkınlıkla izliyordu.


Görülen o ki, yeni genel başkan daha ilk günden partideki hâkimiyetini kaybetmiştir. Başta Önder Sav olmak üzere ipler başkalarının eline geçmiştir. Bu koşullarda partisiyle bütünleşmesi imkânsız ölçüde zorlaşacaktır. Oluşan yapı birçok gerilime, çekişmeye, hizip çatışmasına son derece müsaittir. Baykal’ın karizmasının bir haftada çizildiğini düşünürseniz, şimdilerde medyanın şişirmesiyle yıldızı parlatılan Kılıçdaroğlu’nun sağlam bir koltukta oturmadığını anlamak zor olmayacaktır. Şişirilen balonun kaderi bir iğnenin ucundadır.

Kılıçdaroğlu orada adeta sanal, emanetçi, gölge bir genel başkan gibi durmaktadır. Doyurucu, inandırıcı, tatmin edici bir içerik olmaksızın kurgulanmış senaryolarla bir yere, hele iktidara gidilemeyeceğini anladığınızda, vakit sizin için de çok geç olabilir. Hadiseler sizi geri dönüşsüz bir noktaya getirip bırakabilir. O noktada iki kez hata etme, hatanızı telafi etme şansınız olmayabilir. Başta Kılıçdaroğlu olmak üzere yeni kadrolar siyasetin bu gerçeğini henüz bilmiyor gözükmektedir. Aslında bu siyasetten öte, hayatın bir gerçeğidir. Sayın Baykal bu gerçeği şimdi iliklerine kadar yaşıyor. Yalnızlığı, ihaneti, terk edilmişliği, dostluğu, düşmanlığı, gerçekliği, sahteliği, samimiyeti, düzenbazlığı iliklerine kadar yaşadı. Partisinin kendisine verdiği son ders bu oldu. (Bakalım ileriki aşamada kendisi partisine nasıl bir ders verecek?)

İnsan benliği ve kişiliği için son derece olumsuz eğilimler siyasi enstrümanlara dönüşmemelidir. Dönüşürse ortaya Bizans oyunundan başkası çıkmaz. CHP yeni Bizans oyunları ile yola devam etmeyi sürdürürse, kendisini engellemek için dışarıdan birilerinin bir şey yapmasına gerek kalmaz. Yenilik diye, umut diye ortaya çıkan CHP, yeni Bizans oyunlarından başkasını sahneye süremiyorsa, kendi kendisini engelliyor demektir. İşte bunu şimdiden söylüyorum. Bu oyunu siz kendi içinizde birbirinize karşı oynayabilirsiniz. Siyasi geleneğiniz, bu tarz ilişkilerde bir beis görmeyen anlayışı kaldırabilir. Ama bu tutumla millete yaklaşmayı siyaset sanıyorsanız fena aldanıyorsunuz, fena aldanırsınız.

Siyasi oluşumlar millete rağmen var olamazlar. Esasen millete rağmen var olma hakları da imkânları da yoktur. Çünkü partiler, millet iradesinin veya geniş grupların müşterek eğilimleri ile teşekkül eder. Partilerin siyasetini millet belirlemelidir.
Peki, CHP ne yapıyor?
Millete anlayış ve yaşama biçimi dikte ediyor. O anlayış biçimlerini dayatıyor. Milleti devletçi ideolojinin sıkıyönetiminde hizaya sokmak istiyor. Ne kadar hizaya gelirsek o kadar özgür oluyoruz, çağdaş oluyoruz onlara göre. Bu anlayışı millet benimsemediği için, çok partili dönemde onlara iktidar yetkisi vermedi.
Onlar ne yaptı?
Devlete karşı halk iktidarını savunmak yerine, halka karşı devlet iktidarının yanında oldular. Çünkü o iktidar, darbelerle, CHP’nin dünya görüşüne uygun olarak kurulmuştu. Üstelik yasalarla ve kendi iç işleyişlerini milletin değiştiremeyeceği tarzda kurulmuşlardı. Bu iktidar, milli iradenin tecellisi ile teşekkül etmiş hükümetleri bile kuşatmakta, onlara hükmedebilmekteydi. Darbeler halkın artan tazyikine karşı devlet iktidarını korumak, güçlendirmek için yapılıyordu. CHP bu süreçlerde darbecilerle birlikte iş tuttu. Her defasında darbeciler, yönetimi, CHP’ye veya o zihniyeti temsil eden partilere devretti.

Bütün tarihi boyunca CHP halkın istekleri doğrultuda bir parti olmak yerine, hep halkın yaşam ve kültür değerlerine karşı yapılanmış devletin yanında oldu. “Halka karşı devlet” düşüncesini üstelik “halkçılık” adına savundular.

Darbeciler biraz kenara çekildi. Darbeye teşebbüs edenler yargılanıyor. Millete ihanet edenlerin yargılanması yolunu açan yasal düzenlemeler yapıldı. Önümüzdeki 12 Eylül’de bu yöndeki değişikliği de içeren yasa değişikliğinin halkoylaması yapılacak. Halk ne diyorsa o olacak. Halkçı olarak sizin ne yapmanız, nasıl tutum almanız gerekir?

Hazır darbeciler bu milleti dövmekten yorulmuşlar ve hazır CHP’yi omuzlarında taşımaktan vazgeçmişlerken, Ergenekon’un avukatlığını yapan Baykal’a malum tezgâhın kurulduğunu da göz önüne alarak “Acaba CHP’de hakikaten köklü bir değişiklik olamaz mı?” diye bekledim. Kurultaya ilgimin asıl odak noktası burasıydı. Ama görüyorum ki, CHP vasıtası ile darbelerden yana olmak bir siyasi kültüre dönüştürülmek isteniyor. CHP üzerinden ve CHP ile millete bir komplo kurulmaktadır.

Ergenekon’u savunarak, anayasa değişikliği paketine karşı gelerek, halkoylamasından kaçarak ne devrimci, ne halkçı, ne solcu, ne sosyal demokrat olunur ne de yenilik yapılır.
Ali Topuz’un dediği gibi “Yalancı yenilikçilik” tir bu yaptığınız.
Bu sözü ben söylesem inanmamakta haklısınız. Eleştirebilirsiniz.
Ama söyleyen Ali Topuz ise orada durup iki kez düşünün.
Ali Topuz’un kim olduğunu tanıtmama gerek var mı?

Yazarın izniyle habertaraf'tan alınmıştır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 7
Bugün : 732
Bu Ay : 5714
Toplam : 5714

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom