Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Sivas'ta Dostlar, ama Dostlar

Geçen Cuma Eğitim Bir sen’in davetlisi olarak Sivas’taydım. Cumhuriyet Üniversitesinde ‘Benlik ve Kimlik’ konulu bir konferansımız oldu.

Bu ana başlık etrafında değişik yerlerde, değişik gruplara dönük konuşmalar yapıyoruz. Bu vesile ile yurdun birçok yerine gidiyorum. Başta genç insanlar olmak üzere yurdumun insanları ile buluşuyor, konuşuyor, dertleşiyorum. İrtibatı koparmamak, her durumda ve her yönüyle etkileşmek fevkalade hayırlı sonuçlar doğuruyor. Kendi payıma değerli kazanımlarla dönüyorum. Çevrem, açım, dimağım, ruhum kısaca varlığım genişliyor, zenginleşiyor. Bu genişliği, bu zenginliği hep birlikte paylaşıyoruz. Paylaştıkça güzellikler çoğalıyor, zenginlikler artıyor.

Sivas sohbetimize kadim, köklü dostum Sayın İbrahim Delice’nin daveti vesile oldu. İbrahim Bey’le üniversiteyi birlikte okuduk. Birlikte acı tatlı günlerimiz oldu. Birlikte kendi göbeğimizi kendimiz kestik desem yanlış olmaz. Sadece İbrahim için değil 12 Eylül ve 28 Şubat’ın olumsuzluklarını çeşitli yönleri ile yaşamış bir kuşak olarak bütün arkadaşlar birbirimize tutunarak var olduk. Birbirimize tutunarak ayağa kalktık. Birlikte yürüdük. Yolumuzu, ufkumuzu, aklımızı birlikte oluşturduk. O nedenle bizim dostluklarımızın kendine mahsus duyarlıkları, bağlılıkları vardır. Ben bundan son derece memnunum.

Birbirimizi sahiplenmek anlamında kardeşlik düzeyindeki ilişki biçimi, beni her defasında duygulandırmış, heyecanlandırmıştır. Bu duygu, bu heyecan hiç eksik olmadı. Aman olmasın. Ankara’dan ayrılıp dönene kadar gezi boyunca bana yoldaşlık eden aziz dostum Ahmet Özbilge’ye de ayrıca teşekkür ederim. Sevgili Ahmet’le de İbrahim ve yine Sivas’ta tam bir sürpriz olarak karşımda gördüğüm İlahiyat Fakültesi hocalarından Prof. Dr. Ali Aksu ile kader birliğimiz vardır. Birlikte varoluş insanda neredeyse genetiğinize işleyen ortak bir ruh iklimi oluşturuyor. Bu iklim sert havalarda, yoksulluklar, acılar paylaşarak oluştuğu için öyle her esintiyle, rüzgârla toz duman olacak gevşeklikte değildir. Ahmet de, Ali de, İbrahim de benim çok kahrımı çektiler. İşte hâlâ çekiyorlar.

Dostlar…
Ama sevgili dostlar söyleyin bana bizim birlikte oturup kopkoyu, sımsıcak çaylarla birlikte muhabbet etmekten başka lüksümüz oldu mu? Bu lüksü birbirimize çok görmeyelim. Sıklıkla arayıp soralım, sıklıkla açalım birbirimizi. Birbirimize aklımızı, gönlümüzü, kalbimizi, kucağımızı açalım. Hem bu sağlam, değer üreten benliklerin, kimliklerini sağlam benlikler üzerine inşa eden onurlu, sahici insanların hüneri olmalıdır. O hattı yitirirsek, o hat yitirilirse inanında, hayatın da, yaşamın da anlamı kalmaz. Anlamsız, boş, işte öylesine bir hayat olup çıkar bizimkisi de.

Belki güncel yansımaları, bağlantıları da olması hasebiyle ‘Benlik ve Kimlik’ konusu üzerine durdum, duruyorum. Benim için yararlı bir konuşma oldu. Akşam Dil ve Edebiyat Derneği Sivas Şubesindeki konumuz Üniversite’deki konuşmamızla bütünleşen mahiyetteydi: ‘Yeni Aydının Zihin Dünyası’ Orada da çok kıymetli dostlarla tanıştık. Verimli, üretken bir çalışma içinde olduklarını gördüm. Bu çalışmaları asla aksatmamak gerekir.

Son tahlilde bütün söylenenler insana söyleniyor gibi gelir. Öyledir. Ama insanın şahsında ve onun üzerinden asıl zamana, zamanın kalbine söylenir sözler. Sizi insanlardan önce zaman dinler. O nedenle bir sözün etkisi onu çok dinleyenlerle değil taşıdığı anlam derinliğinde ve gücünde saklıdır. Bizi sözümüzü söylemiyoruz. Sözü söylüyoruz. Ne demek bu: Aslında sözün sahibi var demektir. Hakikatin sahibi, zamanın da sahibi olan Allah’tır. Siz hakkı, hakikati, doğruyu söylerken aslında Hakikate kendi kelimelerinizle, üslubunuzla, coşkunuzla aracılık ediyorsunuz demektir. Birlikte var olmak biraz da bu nedenle, yani birbirimize aracılık yapma hususiyeti ile bir önem kazanıyor. Allah dostluğumuzu bozmasın derken, aynı düşünmemizi, aynı şeyi düşünmemizi değil, birbirimize farklı ufuklar, açılar armağan etmemizi azaltmasın demek istiyor olmalıyız. Biz dostluğu böyle anlıyoruz,
anlamalıyız. Hakikat alanı genişse orada herkesin kendi yürüme ve konuşma tarzıyla yaklaşacağı, kendi mizacına uygun bir kapı da vardır. Sizin de kalbinize açılan, kalbinizden açılan bir kapı var olacaktır. Her birimiz kendi kapılarımızdan geçerek, hakikatin o coşkun, aşkın alanında buluşabiliriz. Buluştuk. Bizim buluşmalarımız hep böyle oldu. Çay ve Kahve içmek için Buruciye Medresesinde de, Çerkez’in Kahvesinde de, namaz kılmak için Ulu Camiinde de bu amaçla buluştuk. Aramızda keşke Musa Kars’ta olsaydı. Ne çare ki, bir yurtdışı görev sebebi ile aramızda olamadı.

Sivas güzel. Sivas için de destan yazılabilir. Sivas zaten şehrin her yanına yaşayan canlı algıları tarihe bağlayan Selçuklu mimari örnekleri başta Ulu Camii ve Medreseleri, Abdülvahab Gazi’si ile tam bir destansı şehir. Sivas’ta yeniden üretilen, yenilenen bilinç, sizin, bizim hepimizin gayretleri ile tarihsel akışından, düzleminden kopmamalıdır.

Son olarak bu unutulmaz Sivas günlerime vesile olan Eğitim Bir Sen’in Sivas Şube Başkanı İlhan Karakoç Bey’e, bizden esirgemedikleri yakın ilgi ve misafirperverlikleri sebebi ile teşekkür ederim.

Yazarın izniyle habertaraf'tan alınmıştır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 9
Bugün : 923
Bu Ay : 2178
Toplam : 2178

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom