Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Yanlış doğrunun dil sürçmesidir

Aktüel konuların zihnimiz üzerinde gereksiz yığıntılar oluşturduğunun farkında olmalısınız. Her entelektüel dikkat düşünceyi soluksuz, takatsiz bırakan bu yığıntının sadece farkında değildir. Ayrıca bunun negatif etkilerini nasıl azaltacağının da derdindedir.

Zihnimiz, politik beyanların, manşetlerin, haber kupürlerinin çöplüğüne döndü. Çağdaş insan olmak biraz da bu çöplükte yaşamaya razı olmak demek galiba. İşin tuhafı bu çöplüğü eşeleyen bir kısım gazeteci yazar tayfası da politik lakırdı yapmayı düşünce üretmek sanıyor. Bu tipler, içlerinde gördüklerini netleştiren bir çerçeveye, bir açıya hatta belli bir ölçme biçimine sahip gözükmüyorlar çoklukla. Yine çoğu ilmi, fikri, sanatsal disiplinden yoksundur. Biz onlardan farklı mıyız? Tutun ki farklı değiliz. Ama en azından yaşadığımız sıcak gündemlerin aktüel gürültüsünden zaman zaman sıyrılmayı deniyoruz. Farklı dünyaların, farklı duyuşların, duruşların olduğunu biliyoruz hiç olmazsa. O farklılıklarla düşünmeye, yaşamaya çalışıyoruz. Entelektüel duyarlık hem gündemden uzak kalmamayı, ama aktüel olanı da daha üst kattan, daha üst açıyla değerlendirmeyi gerekli kılar. Yani entelektüel insanın kafasında diyalektik çatkısı olan bir toplum ve medeniyet tasavvuru vardır; o tasavvuru göz ardı etmeksizin yazar dersek yanlış olmaz. Orada dünü, şimdiyi, aktüeli, tarihi, hakikati, gerçeği yalanı düşünür, düşünsün.

Ama sahici ve doğru düşünsün.

Doğru düşünmesi yanlış düşünmemesi demek olmayacaktır.

‘İnsanın hakikati’ üzerine düşünmek ‘hakikatin insanı’ olma yolunda en ciddi çabayı başlatmak demektir.

Her insanın bir gerçeği vardır.

Gerçek her insana yüzünü apayrı ifadelerle gösterir. Çoğumuz işe o ifadeleri algılayarak yüzleşiriz. ‘Bana göre gerçek budur’ diyen kişi niçin yalan söylesin ki? Olsa olsa yanlış bir algıdan, yanlış değerlendirmeden söz edilebilir bu durumda. Yanlış ile yalan, sanılanın tersine birbirine uzak olgulardır. Yanlış bir bakıma doğrunun akrabasıdır, ortağıdır. Her doğrunun bir yanlışlık payı vardır. Yanlış, doğruya yekinen zihnin yanılgısıdır. Yanlış, doğru yolda tökezlemek gibidir. Yol doğru olduktan sonra ne önemi var bunun? Yanlış doğrunun dil sürçmesidir. Söz doğru olduktan sonra sözcüğün ne önemi var? Burada ana espri, amacın, niyetin doğruluğudur. Adeta ayrımına varılamayan yanlışlar doğru yola koşulmuş, doğrunun emrine verilmiştir. Bu düzenleme baştan tasarlansa yine olmayacak. Niyet hayır akıbet hayır demiş aksiler. Ne güzel demişler. Yalan dolan yok. Doğruluk, içtenlik, samimiyet var.

Ama yalanda kasıt vardır. Yalan doğruyu bilerek saptırmaktır. Yalanda aklın ustalıklı kurgusu vardır. Yalanda doğruluk, samimiyet yoktur. Yol da gidişat da yanlıştır. Doğrular bilerek ve kasten yanlışın hizmetine sokulmuştur. Orada, yerinden edilmiş doğrular nice masum, nezih idrakleri şaşırtma yarışına sokulmuştur.

İnsanlar hakikati söyleme, belirleme kudretine sahip olmayabilirler. Ama doğru söylemek bütünüyle samimiyet, ciddiyet işidir ve bizim elimizdedir.

‘Ben doğruyu söylüyorum’ dersem bana bıyık altından gülmekte haklısınız. Ben de zaten bunu iddia etmem. Ama doğru söylediğimde ısrarlıyım. Söylediklerimin yanlış oluşu benim doğru söylemediğim anlamına hiç mi hiç gelmiyor.

Her aklının, kalbinin sesini dinleyen insan gibi ben de ‘Hakikat benim söylediğimdir’ derken ilkin ‘Benim söylediğim hakikattir’ demediğim anlaşılmalıdır. Bir terslik ya da zor anlaşılacak bir durum yok burada. Ne yani size yalan mı söyleyeyim? Kim ‘Ben hep yalan söylüyorum’ der ki? Birinci ifadede insanın varlığını hakikate yöneltmesi vardır. Bu durumda, hep hakikat öndedir ve siz onun menzilinde bir yürüyüşe çıkmışsınızdır. Sizi, anlamınızı, yerinizi hakikat belirler. İkinci söyleyiş ise merkeze insanı alır. Hakikati belirleyen insandır. Artık hakikat kişiye göre vaziyet alır, hizaya gelir. Anlam üzerinde, kelimeler üzerinde, söz üzerinde bir baskı kurulmuştur. Hakikat nedir? ‘Benim söylediğim hakikattir’ diyen adamın ağzından çıkandır. Diktatörler, ulu önderler onların bağlılarına göre asla yanlış söylemezler. O düzlemde zaten hakikatte batıl da özgürce seçme, seçilme imkânından mahrum bırakılmıştır. İşte bu nedenle benim söylediğim elbette hakikat değildir. Çünkü hakikat hak katındadır. Hakikatin sahibi vardır ama hakikat benim söylediğimdir. Bir başka yerde, başka zamanda söylediklerimden feragat etsem de.

Ben doğru söylüyorum.

Yanlış da olabilirim.

Yanlış bir yönüyle doğrunun ortağıdır.

Ama yalan, asla! Ne demiştik, yalan, aklın ustalıklı kurgusu ile oluşur. Yani benliğinin özünde ısrar edemeyen, aklını yalanın hizmetine sokabilir.

Hakikatlerimizde yanıldığımızı anlama erdemini yanılgılarımızı hakikate tebcil etme becerisine dönüştürmek bir üstün vasıftır. Siz dürüştçe yanlış yapabilirsiniz. Bunun bir zararı olmaz. Kimileri haince doğruluk yapıyor, doğru gözükmeye çalışıyor. Beni bu tipler ürkütüyor. Yalan kuramayan, yalan kurgulayamayan akıl bunlar karşısında ne yapacağını bilemiyor.

Güya bugün Cuma diye gündelik tartışmaların dışına çıkacaktım.

Cumanız mübarek olsun.

Yazarın izniyle habertaraf'tan alınmıştır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 297
Bu Ay : 1552
Toplam : 1552

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom