Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Sayın BAY Orada KAL

 Baykal skandalı gündemin rengini birdenbire değiştirdi.

Arkadaşlar bu olayı haber verdikleri an, ilk tepkim “Her duyduğunuza, gördüğünüze inanmayın” şeklinde oldu. Bir web sitesi gerektiğinde bin türlü bilgisayar hilesini de kullanarak asparagas bir haber yapmış olabilirdi. Skandalın gerçek olduğu söylendi. Hiç düşünmeden üzüldüğümü bildirdim. Keşke olmasaydı. Hiç yaşanmasaydı. Keşke Baykal ve CHP perdeyi böyle kapatmasaydı. Gerçekten perdenin kapandığına mı inanıyorum? Yaptığım genel analizler, bu aşamadan sonra hadise nasıl gelişirse gelişsin hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını gösteriyor. Aktüel sıcaklığın etkisi içinde partililer ve siyasilerin çoğunun olacakları sağlıklı kestirebildikleri söylenemez. Olayın buğusu dağıldıktan sonra daha köklü değerlendirmeler yapılacaktır.

CHP’nin politikasını benimsemediğimi, sıklıkla eleştirdiğimi biliyorsunuz. Hatta eleştirimin ana odağını düşünsel yapıdan ziyade ahlaki tutum ve değerler oluşturur. Yani ben bu partinin düşünce yapısından ziyade içine düştükleri çelişkileri etik bulmadığım için eleştirmişimdir. (Gerçi bu partinin ne tür bir düşünce yapısına sahip olduğunu bildiğim de söylenemez. Belki olmadığındandır) Kaldı ki, hangi kaynaktan beslenirse beslensin toplumun değer yargılarının hoş karşılamadığı, yaptığınızda sizi küçük düşürecek, zor durumda bırakacak davranışlardan uzak duracaksınız. Hele milyonlarca insanın iradesini temsil mevkiinde bir siyasi aktörseniz kimi hassasiyetlere, kimi çizgilere daha çok dikkat edeceksiniz.

Dikkat ettiyseniz skandalla ilgili tek kelime yazmadım. Yazdığım sitenin bu konuda gösterdiği öncü hassasiyet de beni ayrıca mutlu etti. Yayın yönetmenimiz Mevlüt Peker’in olayın patlak verdiği ilk saatlerde yayınladığı yazıda ortaya konan etik anlayış ve duruşu aynen paylaşıyorum. Ahlaklı olmak adına bu konuyu yazmadım. Yazmadım ama konu arzulanmayan alanlara kaydı. Konu içinde tutulması gereken sınırı aştı. Başkasına çamur atmaya dönüştü.

Bu kaydırma, aşırma işini kim yaptı? İşte acı olan, işte benim tasvip etmediğim, işte tam da asıl ahlaki bulmadığım husus bu noktada beliriyor. Olayın kalması gereken etik sınırı bizzat Baykal aştı. Ortada bir yanlışlık, bir suç, günah, rezalet..özetle kabul edilemeyen bir durum varsa, üzüntü beyanlarınızla istifa ediniz. Siyasi tarihimizde bu gerekçeyle istifa etmiş ilk genel başkan olmanız iyi değildir. Ama kendi itibarınız ve partinizin kurumsal kişiliğini kurtarmak adına yapılması gereken doğru bir davranıştır. Ama Baykal burada kalmıyor. Olayı inkâr etmiyor, yalanlamıyor. “Yanlış yaptım” demiyor. “Başta Allah sonra halkım beni affetsin” demiyor. Hem suçlu hem güçlü tabirine uygun olarak onu bunu suçluyor. İşte burada daha büyük bir yanlış başlıyor. Bir yanlışı başka bir yanlışla bastırmaya çalışıyor. Hedef saptırıyor. O durumda bile siyasi hesap yapıyor. Ne yapıyor mesela, Fetullah Gülen’den söz ediyor. İktidarı suçluyor. Öyle bir hava oluşturuluyor ki, sanki herkes suçlu bir tek Baykal suçsuz! Pes doğrusu.

İşte bunu yapma sayın Baykal. Giderayak olsun yapma. Bari perde kapanırken yapma. Eğri otur doğru konuş! Şu saldırgan, gerilim çıkarıcı, çelişkili, suçlayıcı üslubunuzdan bir türlü vazgeçmediniz. Hâlâ vazgeçmiyorsunuz. Demek ki insan yedisinde ne ise yetmişinde de o oluyor. Ne yaparsınız ki, huylu huyundan vazgeçmiyor.

Bakın burada söylüyorum. Evet, olay, bir komplodur. Olayın komplo olduğu aşikârdır. Baykal da dâhil olmak üzere olaya katılandan kurgulayanlara, servis edenlere kadar kim varsa herkes yanlış yapmıştır. Bu komployu tezgâhlayanlar mutlaka araştırılıp bulunmalıdır. Bu konuda ilgili görevlilere yardımcı olunmalı, suçlular şiddetle cezalandırılmalıdır. Ama sen kalk bu yolu, yöntemi, üslubu izlemek yerine hükümeti suçlayıcı bir tutum takın. Ne yapmış hükümet? Olaydan haberdar olur olmaz, söz konusu görüntüleri yayından kaldırtmış, yayınlanacak muhtemel bölümleri durdurmuş, daha büyük faciaların oluşmasının önüne geçmiş. Diyelim ki, Baykal’ın elinde bu işi hükümet tertibi olduğuna dair belge ve bilgi var. Peki, doğru olan bu bilgileri savcılığa vermek değil mi? Niçin bu yolu denemiyor da insanları zan altında bırakıyorsunuz? Halkımız bu durumda ‘Allah kuru iftiradan korusun’ der. Bu ifadelerden, benim bir bildiğim olduğunu da çıkarmayın. Sadece insanlar delillerle, bilgilerle konuşmalıdır diyorum. Yok, eğer olay sadece fikir yürütme bazında kalacaksa, burada başka bir tutarsızlık daha var: Baykal’lı CHP’den en çok memnun olan parti Ak Parti’dir. Bunu herkes biliyor. Başbakan kaç kez, muhalefet anlayışından dolayı Baykal’a teşekkür etmedi mi? Etti. Niçin? Çünkü karşısında iktidar iddiası olmayan muhalefette kalmaya razı bir parti var. Rakip oldukları her seçimi Ak Parti açık ara farkla kazandı. Ak Parti’nin sana niçin bir komplosu olsun ki? Buna inanmak zor.

Bir şantajın amaç ve etkisini başka bir şantajla ortadan kaldırmaya çalışmak sorunu görmemektir. Bu körlük Baykal’a ağır fatura edildi. Aynı körlük sürerse yani Baykal komplocuyu yanında, yakınında arayıp bulmaya çalışmazsa CHP’de bir daha kalkmamak üzere çökebilir. Keşke ne Baykal ne CHP böyle veda etmese, etmeseydi. Mecburen böyle düşünmek zorunda kalıyoruz. Bize başka türlü düşünme imkânı tanımıyorsunuz çünkü.

İşte söylüyorum: Baykal’ın şahsını hedef alan bu komplo CHP’yi yeniden dizayn etmek isteyen Ergenekoncular tarafından tertip edilmiştir. Neden olmasın? İyi ama Baykal Ergenekon’un canhıraş avukatlığını yapmıyor muydu? Bu işler böyledir. Kimin avukatlığını yaptığına dikkat edeceksin. Sen böyle gizli saklı işler uzmanı bir silahlı örgütün avukatlığını yaparsan, gün gelir seni de zor duruma sokarlar. Çünkü onlar, ülke yönetimini ele geçirmek, iktidarı devirmek istiyor. Baykal ise bu işi sadece avukatlıkla yürütemiyor, başaramıyor. O zaman gerekirse Baykal devre dışı bırakılmalı. Yerine halkayı genişletecek, iktidara yürüyecek veya ortak olacak bir genel başkan getirmeli. Bu öngörü doğru ise, ya Baykal hükümeti suçlu göstererek derin yanılgısını ortaya koyuyor ya da oyunun farkında olarak bu hedef saptırmayla kendi hamlesini yapıyor. Bu hamle nedir? İktidarın kendisi üzerinden CHP’ye bir saldırıda bulunduğu kanaati uyandırarak, partide önceden beri Baykal’ın liderliğinden memnun olmayanları sindirmek. Olay şahsi olmaktan çıkarılıp bütün CHP’ye ve partililere mal edilmek istenmekte, bütün partililerin Baykal veya onun işaret edeceği bir aday etrafında bütünleşmeleri sağlanmak istenmektedir.

Baykal önümüzdeki kurultayda daha güçlü dönme planları yapıyor olabilir. Yaşı yetmiş işi bitmiş demeyin. Siyasi hırs insan benliğine öyle yerleşir ki, ölene kadar tatmin olmak, kendi iktidarını devretmek istemez. Bu hastalığa tutulanların çoğu zaman sadece gözü kararmaz, akılları, vicdanları da kararabilir. Korkarım Baykal’da böyle bir kararma da söz konusu. Önümüzdeki süreçte birçok değerlendirme biçimi değişecek, yeniden oluşacaktır. Ancak bana kalırsa Baykal’ın yapması gereken en akıllı, en dürüst, en tutarlı hamle, skandalın vahametini kabullenip, toplumdan ve partililerden özür dileyerek, çekilmekti.

Olay nasıl biçimlenirse biçimlensin bundan sonra CHP eski gücünü koruyamaz. Beli bir ihtimal genel başkanla birlikte değişecek yeni kadrolar partiyi canlandırabilirler. Hiç tartışmasız bu canlandırma partinin felsefesi ve siyaset üslubunu değiştirmesiyle mümkün olabilir. Yok, eğer anlayışta bir değişiklik olmaz ise CHP tarihi bir tasfiye yaşayabilir. Baykal’ın dönüşü CHP’nin değişme imkânı ve fırsatını da yitirmesi demek olacaktır. Baykal şimdiden ‘Yan cebime koy’ taktiği çekiyor. “Bu olay bu kirli tezgâhı hazırlayanlara çok kötü dönecek. Halkımın ve partimin taleplerine göre davranacağım. Git derlerse gider, gel derlerse gelirim” diyor. Tam bir klasik Baykal numarası.

Şimdi Baykal’ın geri dönüş ortamı hazırlanıyor. Geri dönüş çok büyük bir yanlış olur. Baykal’ın veya yönetimi omuzlayacak yeni kadroların yapması gereken çok önemli işler var. Başta Ergenekon’la bütün bağlantılar koparılıp, siyaset gerçek manada demokrasiden ve halktan yana yapılmalıdır. Bu dönem başlatılırsa asıl o zaman komplo, hazırlayanın elinde patlayan bombaya dönüşür. O zaman da bu CHP ortada kalmaz. Yani bundan böyle CHP fikri niteliğini kazanmaya çalışsa hareket kabiliyetini; hareket gücünü kazanmaya çalışsa fikri niteliğini kaybedecek. Baykal’ın dönüşü çürümeyi meşrulaştırma ve kurumsallaştırma olarak algılanır. O nedenle ben perde kapandı diyorum.

Yazarın izniyle habertaraf'tan alınmıştır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 8
Bugün : 44
Bu Ay : 14556
Toplam : 23814

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom