Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Söyleyecek Tek Kelimeniz Kalmadı

Bizim sevgili Tahsin’e (Yazıcı) Ali Aktaş isimli bir kişinin özel web sitesinden alıntıladığı uyarı nitelikli bir yazıyı benimle paylaştığı için teşekkür ediyorum. Az sonra içeriğine vakıf olacağınız tarz ve mahiyette çok sayıda mesajlar alıyorum. Onların çoğu fevkalade içerlenme, hayıflanma, şaşkınlık ve özeleştiri taşıyor. Ancak aşağıda, mükerrer ifadelerden arındırarak özetlediğim mesajı aynı zamanda herkese açık bir web sitesinde yayınlandığı için sizlerle paylaşıyorum. İçeriğinde kimsenin bilmediği, mahrem, şahsi bir durum yok. Bu tutumu sırf ilkelilik adına yapıyorum. Ülkücülere çağrı mahiyetindeki mesaj şöyle:

“Ey Ülkücü Kardeşlerimiz farkında mısınız, MHP yeni anayasada neye ‘HAYIR’ dedi?
Kanun önünde eşitliğe HAYIR dedi. Özel Hayatın Gizliliğine HAYIR dedi. Seyahat hürriyetine, ailenin korunmasına, memurların sendika kurma hakkına, kamu denetçiliği kurumuna HAYIR dedi.

YAŞ kararlarına mahkeme yolunun açılmasına, vatandaşın hakkını Anayasa Mahkemesi önünde de aramasına,12 Eylül’ün yargılanmasına HAYIR dedi. Yargı yerlerine milletin meclisinin üye seçmesine HAYIR dedi.

HSYK üyeleri Yargıtay üyeleri arasından seçilsin Yargıtay üyelerini HSYK seçsin şeklindeki “al takke ver külah” biçimindeki “yargı kast sistemine” EVET dedi.

Şimdi biz soruyoruz. 1940’larda tabutluklarda işkence gören Rahmetli Başbuğ ve 12 Eylül öncesinde şehit olan 5.000 genç adam çıksa gelse size ne der? Millete HAYIR ama milletin üzerinde boza pişiren statükoya EVET demenize ne cevap verir?

Ayrılıkçı BDP ile aynı safta yer tutmanız onların ruhlarını incitmedi mi?

Ey MHP’li dostlarım, Ülkücü genç kardeşlerim, Anayasa değişiklik teklifini beğenmediğimiz AKP getirdi diye HAYIR’ı otomatiğe bağlayıp aslında ve özünde “MİLLETE ve MİLLET EGEMENLİĞİNE HAYIR” denildiğinin farkında mısınız?”

Çağrıyı yapanın ülkücü veya ülkücü kökenli olduğu belli oluyor. MHP’nin tabanında ve teşkilatlarda, bu konuda izlenen siyasetin benimsenmediği herkesçe bilinmektedir.

MHP’nin Ergenekoncularla organik bir tutum alıp, özgürlüklere karşı darbeci düzeni, vesayet anayasasını korumaya çalışması, o kesimin duyarlı insanları tarafından tuhaf karşılanmaktadır. Hatta yer yer hıyanet, ihanet gibi kavramlarla tanımlanmaktadır. Onları bu düşünceye iten MHP üst kadrolarının İmralı’nın gösterdiği istikamette siyaset yapmaları olmuştur. Bu paralel düşmeyi, en iyimser ihtimalle “bilinçli olmayan bir tercih” olarak yorumluyorum. İyi ama ülke yönetimine talip olma iddiasındaki bir partinin bu kadar hassas bir konuda bilinç üretememesi, çok açık bir strateji ortaya koyamaması geçiştirilecek bir konu değildir. Üstelik siyasetinizi tümüyle PKK karşıtlığı üzerine kuruyorsunuz.

Her olur olmaz meselede PKK ve şehitler üzerinden, milli hassasiyetleri kabartıyor, toplu öfkeyi büyütüyor; en hayati meselede ise PKK ile aynı paralelde tutum takınıyorsunuz. Üstelik daha geniş haklara, özgürlüklere, daha ileri demokrasi ve millet egemenliğine karşı olmada bir işbirliği görüntüsü veriyorsunuz. Geldiğimiz noktada, sözde karşı olduklarınızla aynı amaç için birleştiğinizi inkâr edebilir misiniz? Yalanınız ortaya çıktı. Önceki sözlerinize bakılırsa Ak Parti İmralı’nın projesini yürütüyordu. İmralı’ya ruhen, felsefe olarak kimin yakın, kimin uzak olduğu anlaşıldı. Şimdi söylediklerinizden sıkılmadınız mı, utanmadınız mı? Bunu neden böyle yaptığınıza dair sorulara, yok efendim “Bu Ak Parti’nin yasası”, yok efendim “Yasanın meclise getirilme, bize takdim edilme tarzında kusur var” gibi ipe sapa gelmeyen, hiçbir inandırıcılığı da olmayan gerekçeler
ileri sürüyorsunuz. Demek takdim yanlışlığı sebebi ile özgürlüklere karşı çıktınız öyle mi? Ne hassas, ne kibar mışsınız meğer!

Demek yasanın getirilme biçimine kızıp PKK’lılarla beraber oldunuz? Yanlış anlaşılmasın ben aslında bu birlikteliğe de karşı değilim. Ben hadiseyi kendi mantığı(nız) içinde anlamaya çalışıyorum. Yoksa memleket ve millet yararına PKK ile de görüşülür, herkesle de ittifak yapılabilir. Bunun da böyle bilinmesini istiyorum. Ama siz önce uzlaşmaz, anlaşmaz bir düşmanlık görüntüsü veriyor, sınırlar, duvarlar çekiyor, o sınırları geçeni tehdit ediyorsunuz. “Ya sev, ya terk et” diyen ben değilim. “Ya susturacağız, ya kan kusturacağız” diyen de ben değilim. Mecliste sarmaş dolaş kuzu sarması dostluğunuza bakılırsa müşterek amacınız belli bir kesime değil bütün bir millete kan kusturmak. Niçin mi? Bu yasalar millete kan kusturan bir düzeni tasfiye ediyor ve siz bu tasfiyeye karşı geliyorsunuz da onun için. Bu darbe düzeninin insanlara nasıl kan kusturduğunu biriniz gidip
Diyarbakır Cezaevinde işkence görenlere, diğeriniz Mamak’ta işkence görenlere sorarsanız en ince ayrıntısına kadar bilgi edinirsiniz. Samimi olsaydınız, o insanların çektiği acılara, çığlıklarına, sancılarına, çaresizliklerine ortak olsaydınız, başka değil davanızda samimi olsaydınız değişikliğe ‘hayır’ demez veya boykot etmezdiniz. Sizin millete değil, istismarını yaptığınız davanızı omuzlayan insanlara bile söyleyecek sözünüz olamaz. Ne olacak şimdi? Millete ne diyeceksiniz? İster referandumda, ister normal seçimde halka bunu nasıl izah edeceksiniz?

Gelelim BDP’ ye. O kesimde de durum bu taraftakinden farklı değil. Yukarıdaki alıntıyı aynen BDP için uyarlayın. Dün Diyarbakır’dan bir yakın arkadaşımla görüştüm. Arkadaşım bu işleri sosyolojik planda yakından takip eden birisi. Sonra bölgede oturan başka dostlarımla konuştum. Hemen herkes “Artık bu BDP’nin gerçek amacı ve niyeti belli oldu” diyor. “Bu BDP’yi sırtımızda taşımak zorunda değiliz” diyorlar. BDP de MHP gibi son derece karışık, karanlık, bulanık siyaset izlemektedir. Daha doğrusu gözünü kulağını İmralı’ya dikmiş, oradan gelecek talimatlarla hareket etmeyi siyaset yapmak sanmaktadır. Bu iki parti farklı cephelerden konjonktüre ve aldıkları talimata göre itme ve çekme kuvvetlerinin gerektirdiği tutumları alarak siyasetin aklını tıkamak, felç etmek istemektedir. Onlara kalırsa elbette böyle değildir. Onlar barışçıdırlar, özgürlükçüdürler,
milliyetçidirler. Niçin öyledirler? Son anayasa paketinde barışı, özgürlüğü, hukuku, milletin vesayetten kurtulmalarını istemelerinden belli olmadı mı çizgileri.

Tıkandılar.
Her gittikleri yerde kendi yapıp ettikleri ile yükselen bir duvar çıkacak karşılarına.
Söyleyecek tek kelimeleri kalmadı.
Ne diyeceksiniz?
“Darbeciler yargılansın” mı diyeceksiniz?
Bu aşamadan sonra kim inanır bu sahteliğinize?
Siz bunu istediniz de iktidar engelledi öyle mi?
Diyelim ki samimi değilsiniz; hiç olmazsa tutarlı olun.
Sizin engellemelerinize rağmen bu düzenleme gümbür gümbür meclisten geçti.
Ergenekon gizli terör yapılanmasından mı şikâyet edeceksiniz yoksa?
Bunda ne kadar haklı olduğunuzu da Ufuk Uras’a sorun. Ne demişti? “Değişikliği engelleme faaliyetinin Ergenekon’u sevindirdiğini gördüm. Onları sevindirmek istemediğim için oyumu ‘Evet’ olarak kullandım” Ya siz? Yoksa Ergenekon’un birbirine zıt gözüken, biriniz Türk diğeriniz Kürt yoğunluklu bölgelerinde bizden gizlenen gerçek rolünüzü mü oynuyorsunuz? ‘Hayır’ oyu kullanarak Ergenekon’u sevindiren kim? Ben mi, biz miyiz? Sizsiniz. CHP’yi geçiyorum. Adamlar dürüstçe Ergenekon’un avukatı olduklarını söylüyorlar. Sırf bu dürüstlüklerinden dolayı onları tebrik ediyorum.
Bu süreçte takındığınız antidemokratik tutumun muharrik sebebini hep merak edeceğiz. Bu beraberliğinizin, bu kardeşliğinizin, bu birleşmenizin sebebini açıklayamazsınız. Eğer millet odaklı bir siyaset yapsaydınız, bu şekilde hareket edemezdiniz. Etmemeniz gerekirdi. Yoksa amacında milletin selameti olmayan derin odaklar mı sizleri birleştirdi? Zamanla her şey anlaşılır. Ama artık, siz de kendinizi çok akıllı, milleti enayi sanma aymazlığından vazgeçin. Millet bulduğu her fırsatta demokratikleşmeyi engellemenin, geciktirmenizin hesabını sorar. Sorulur bir gün sorulur. Sorulur elbet.

Artık duygu sömürüsü yaparak, vitrinlere oynayarak siyaset yapma dönemi de bitmişe benziyor. Eğer şöyle düşünüyorsanız yine yanılıyorsunuz: “Önümüzdeki süreçte nasıl olsa Ergenekon veya onların uzantısı birileri bir iki kanlı olay yapar. Ocaklar söner, analar, eşler, çocuklar ağlar. Milletin yüreği dağlanır. İnfial olur. Biz de alttan alta kıs kıs gülerek, birimiz burada “Bakınız hala savaş sürüyor, hakkımız gasp ediliyor” deriz. Diğerimiz orada “Şehitler ölmez vatan bölünmez” diye halkı kışkırtır, oylarımızı ve koltuğumuzu yine koruruz.” Böyle mi düşünüyorsunuz? Yanılıyorsunuz. Sizler bu kadar içli- dışlı, bu denli beraber olduktan sonra şehitlerin öldükleriyle kaldığı ve fakat vatanın da bölünmeyeceği anlaşıldı gerçi. Ama artık milletin oyunu, aklını çalmak için bile olsa aynı oyunu oynamamalı değil misiniz? Artık bu oyunları kimse ne tutuyor, ne
yutuyor. Ferasetli insan sokulduğu bir deliğe ikinci kez elini sokmaz. Bir defa hadi ikinci, üçüncü defa bu çukura düştük. Bu milleti aynı çukura düşürülecek kadar aptal mı sanıyorsunuz? Milleti kendiniz gibi mi sanıyorsunuz?

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 3
Bugün : 242
Bu Ay : 16322
Toplam : 25580

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom