Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Çare Yok, Tıpış Tıpış Değişeceksiniz

Türkiye’de devrim mahiyetinde çok köklü değişimler yaşanmaktadır. En olumsuz ihtimalle değişim talebini anılmayacak bir kısa zaman için ertelemek, geciktirmek mümkün olsa da bütünüyle ortadan kaldırmanın imkânı yoktur. Hiç çareniz yok, tıpış tıpış değişeceksiniz.

Toplum yapısal bir değişim arzulamaktadır. Değişim arzusu bir derin dip akıntıdır. Bu akışa karşı duranlar, ne sağlıklı siyaset yapabilir ne de düşünce üretebilirler. Akış, statükoyu un ufak ederek önüne katmaktadır. Zaman kendi aklını oluşturuyor. Yeni akla ve algıya sahip olamayanlar çaya atılan şeker gibi eriyip tükeniyorlar.
Değişimin temel niteliği yeni yaşam ve insanın değer kodlarıyla iç içe girmiştir. Yıllar boyu horlanan, küçümsenen, yönetime ortak edilmeyen halk, geleneksel değerlerini muhafaza ederek modern süreçte söz sahibi bir aktör olmak istemektedir. Esasen, tüm engellemelere, kenara itmelere, baskılara rağmen bu isteğini büyük ölçüde gerçekleştirmiştir. Son değişikliği destekleme yönünde muazzam bir yoğunlaşma, müthiş bir birikim vardır. Halk demokrasi, insan hakları ve adaleti öne çıkaran bir yenidünya kurulsun istemektedir.
Statükoyu temsil edenler, değişim yönünden gelen tazyike şuursuzca, çoğu zaman saçmalayarak, tutarsız ittifaklar kurarak direniyorlar. Lafı uzatmadan söyleyeyim; Dünyada hiçbir yerde, hiçbir zaman hiçbir statüko, değişim talebi karşısında varlığını sürdürememiştir. O nedenle yeni düzenlemeyi zora sokmak isteyenler nafile bir çaba içine giriyorlar. Sadece kısa vadede yitirmekle kalmayacaklar. Uzun erimde de başarısız kalmalarına yol açacak sebepler üzerinde ısrar ediyorlar. Değişiklik karşısında oluşturulan siyasi markaj ve blok akıl almaz ittifaklar ortaya çıkardı. Adeta siyasal bir oyunun gereği olarak uygulanan ittifak, vatandaşın kendi denklemini netleştirmesine, başka bir yaklaşımla bulanık kimi olguları ayrıştırmasına yol açtı.

Statüko, kısmi bir alanı değiştirme yetkisi verdiği halk iradesinin, değiştirilmez sanılan devlet iktidarını kuşattığını gördü. HSYK, AYM gibi kimi kurumlar bu kuşatmayı, yani gerçek bir halk iradesinin tam manası ile iktidarını önlemek için ihdas edilmişti. Bütün bu ve benzeri kimi kurumlar, millet iradesini belli bir alan içinde hapsetme mekanizmalarıdır.
Ne var ki, artık bu devran böyle sürmeyecektir.

Dünün Türkiye’si ile günümüz Türkiye’sinin gerçekleri, yönelişleri farklıdır. Seçkinci sınıfın dokunulmaz iktidarları egemen oldukça, gerçek bir milli iradeden bahsedilemez. “Milli irade” nin sadece lafı yapılır. “Milli irade” protokol konuşmalarını süsleyen laf-ı güzaftan öte gitmez.

En az yüz yıldır bu halk kendi iradesini hakim kılmanın kavgasını vermiştir, vermektedir.

En zor zamanlarında bile ekmeğinden vaz geçmiş demokrasiden vaz geçmemiştir.

Bu halk hiçbir zaman dayatmacıları, darbecileri omuzlamamıştır. İşte şimdi çok net biçimde yolların ayrılış noktasına gelip dayandık. Gündemdeki paket, vesayet düzeninin ana dayanaklarını büyük ölçüde ortadan kaldırmaktadır. Bu düzenden beslenenler tüm koz ve imkânları kullanarak gidişatı engellemek istiyorlar. Halka gitmeyi göze alamayan, halktan öcü görmüşçesine korkan yapı, yandaşları siyasi partiler marifetiyle, değişikliği AYM’ye götürecekerini söylüyor. İşte sorun da tam burada başlıyor. Bu yazı, Genel Kurulda 25. Madde görüşülürken yazıldı. Muhtemelen yasanın görüşülüp oylanması bu gece bitecek.

Cumhurbaşkanının paketi halkoylamasına götüreceği beklenmektedir.

Halkoyuna gönderilen bir düzenlemenin AYM’ne götürülmesi aslında hem garip, hem çılgınlıktır. Bunu yapacak parti kendini halk nezdinde zor, çok zor duruma sokacaktır. Bunu ancak resmi ideolojiyi iktidarda tutma misyonundan baka bir endişesi olmayan CHP yapabilir. Müracaat dilekçesine hangi parti imza atarsa, intihar etmiş olur. Hem sonra halka giden bir yasa paketini engellemeye çalışmanın hiçbir demokratik açıklaması olamaz. Bu halka saygısızlıktır, güvensizliktir. Buna aracı olanlara ağır bir fatura çıkacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

Önümüzdeki süreci iktidarın çok ustalıklı, akıllı, cesur yönetmesi gerekmektedir. Biraz açayım: Bir başvuru halinde AYM’ nin dilekçeyi gündemine almaması en doğru iştir. Kaldı ki, aynı zamanda YSK’da referandum sürecini başlatmış olacaktır. Diyelim ki, AYM paketi şekil veya içerik olarak reddetti. O zaman ne olacak? Hayır reddedemez. İktidarın bu noktada çok net durması gerekir diye düşünüyorum. Bu noktada ne AYM’ ne gidilebilir, ne de halka giden bir paket AYM tarafından iptal edilebilir. Eğer böyle bir iptal olursa bunun adı düpedüz “darbe” olur. Evet, bunun adı darbedir. Hukuk gayri meşru bir amaca alet ve aracı kılınmış olur. AYM iktidar kavgası içinde resmen seçkinci ve dayatmacıların sözcülüğünü yapmış olur. Üstelik bunu da çok tartışmalı olarak yapmış olur. Çünkü bu yasa içinde AYM’ ni de değiştiren yasa vardır. AYM iktidar kavgası içinde olduğunu 2007’de Cumhurbaşkanlığı seçiminde 367 kararı ile göstermişti. O zaman bizzat Anayasa Mahkemesi Anayasa’ya uymamış, anayasayı çiğnemişti. Demek ki, kompradorların kendi iktidarlarını korumak söz konusu olduğu zaman, yasaları bile çiğneyebiliyorlar. Kim çiğniyor? Doğrudan Anayasa Mahkemesi üyeleri. Olur şey mi? Oluyor işte. Halk 367’nin karşılığını aynı yıl yapılan 22 Temmuz seçimlerinde verdi. Kavga bitti mi? Bitmedi. Ardından başörtü ile eğitim hakkı düzenlemesini hatırlayın. Bu kez 411 oyla geçmiş bir yasa, üstelik şeklen değil esastan bozuldu. Siz bu yanlı(ş), bu hukuku hiçe sayan kararlarla sözde ideolojik dayatmalarınıza bir süre daha hayat veriyordunuz belki, ama diğer yandan da kendi zemininizi yok ediyordunuz. İşte geldiğimiz noktada neredeyse hiçbir saygınlığınız, güvenirliğiniz kalmadı.
Şimdi ne olacak?

Halkoyuna gidilmeden önce veya sonra paket iptal mi edilecek? Yapamazsınız. Olmaz böyle bir şey. Yeter artık! Bu yönde vereceğiniz kararın hiçbir geçerliliği yoktur. Bana kalırsa bu tarz kararlara iktidarın asla itibar etmemesi gerekir. Ne yapıp edip referandum sürecini başlatıp halka gitmelidir. Bu, normal, sıradan bir yasa değişikliği hadisesi değildir. Bu, devrim mahiyetinde bir değişikliktir. Ve siz değiştirdiğiniz kurumun insafına, inisiyatifine göre hareket edemezsiniz. Bu derin, ironik bir çelişkidir. Madem “Yeter! Söz de karar da milletindir” diyorsunuz, o halde bunun gereği yerine getirilmelidir. Değilse millet düşmanlarının, Ergenekoncuların amacının gerçekleşmesine seyirci kalmış olursunuz. Ufuk AYM’ ni düzenleyen maddede olumlu oy kullanan Ufuk Uras ne diyordu? “8. maddenin düşmesinden Ergenekoncular çok sevindi. Onları sevindirmemek için pakete destek veriyorum” Tam manasıyla iktidar ve milletten yana olduğunuzu, olduğumuzu gösterme zamanıdır. Sadece iktidar için değil bütün sivil toplum örgütleri, bütün aydınlar için söylüyorum. Bu yasa değişikliği Cumhurbaşkanı tarafından, tam bir demokrasi manifestosu sayılacak bir gerekçeyle halka sunulmalıdır. O zaman gelin de bu düzenlemeyi iptal edin de görelim. Görelim olacakları. Ne mi olmalı? Gerekirse hükümet, bu düzenlemeyi, halka sormak da dâhil olmak üzere, derhal bir erken genel seçim kararı alsın.

Yazarın izniyle habertaraf'tan alınmıştır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 7
Bugün : 511
Bu Ay : 15023
Toplam : 24281

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom