Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Yeni Aşama

Politika hüzün ve kudret sanatıdır.

Politikacı halkının acılarını yüreğinin en duyarlı yerinde hissedebilmelidir. Adaletli, geniş yürekli, akıllı, soğukkanlı olmalıdır. Halkının iyiliği için yumuşak başlı olduğu kadar, hüzünlenmeyi bildiği kadar; yerine göre demir yumruğa da sahip olabilmelidir. Gerektiği zaman çok sert ve kararlı olmalıdır. Yersiz yumuşaklıklar onu milleti adına taviz vermeye iter. Ne iç ne dış dengeler adına böyle bir tavır benimsenemez. Çünkü esas olan milletin felahı, selametidir. Milletin sorumluluğunu içinde duyan hiçbir otorite, şahsi zaafları yüzünden, millete zarar verici hareket içinde olamaz. Olmamalıdır. Yerine göre Yunus gibi yumuşak ama yerine göre de Yavuz gibi sert olmalıdır. Onun için politika hüzün ve kudret sanatıdır dedik.

Türkiye yıllar boyu bu tarz siyasetçiler yetiştiremediği için kendi yolunu, yordamını bulamamıştır. Milli barış ve bütünleşmede sapmalar olmuştur. Dışarının hatırı için içimiz paramparça edilmiştir. Yüreğimiz, ciğerimiz kanamıştır da belli etmemişizdir. Aynı şekilde içerideki dengeleri gözetmek için de popülist politikalar izlenmiş, dışarıda teslimiyetçi bir tutum benimsenmiştir. Sonuç itibariyle gereken şeyi, gereken zamanda yapamayışımızın ağır sonuçlarını içeride de dışarıda da yaşamışızdır.

Her yönüyle yeni dinamikler kazanan Türkiye yeni gerçeklikler edinmelidir. Şimdi o gerçekliklere göre bir tutum alarak bütünleşme zamanıdır. Milli irade, millet çıkarı ekseninde milli bir idareye dönüşmek mecburiyetindedir. Hüzün de kudret de dengeli olarak gösterilmelidir. Hüzün zaaf oluşturmamalı, kudret zulüm. Bu anlamda çok dar koridorlardan geçmekteyiz. Sıkıntılı süreçlerin sonuna gelmiş olmayı umarım.

Yaşananlar, yaşanacak olanlar bizi yolumuzdan saptırmamalı. Yol elbette insan hakları, demokrasi yoludur. Daha özgür, daha adil, daha eşitlikçi bir Türkiye yoludur. Bu yola direnenler oldu. Daha da olacak. Türkiye gibi dünyanın kalbinde yer alan bir ülke üzerinde hesap yapanlar elbette olacaktır. Onların iç bağlantıları veya uzantıları da olacaktır. Millet iradesine düşman olan her yapı veya yapılanma bilerek veya bilmeyerek o hesap yapanların amaçlarına hizmet eden iç uzantılardır. Ergenekon operasyonu ile başlayan temizlenme süreci, Balyoz soruşturması ile sürdü, sürüyor. Son olarak Albay Dursun Çiçek’in Mahkeme heyetinin kararı ile tutuklanması gidişatın kararlılığını göstermektedir. Ayrıca tutuklama kararının ferdi olmaktan öte, bir heyet kararı olması bu kararlılığın daha açık kanıtıdır. Bir şey daha var, demek ki, ortada çok net kanıtlar, çok net suç unsuru deliller var.

Ayrıca bu tutuklamanın Milli Güvenlik Kurulu’nun toplantısından sonraki sabah gerçekleşmesi ayrı bir anlam içeriyor. Sadece kişisel bir tutum olarak İlker Başbuğ’un değil genel anlamda Karargâh’ın kararı, bu yasadışı yapılanmaların artık ordu içinde barınamayacağı yönünde ümitleri artırmaktadır.

Kararlılık ısrarla sürdürülmelidir. Ordu içinde de demokrasi, şeffaflık hâkim olmalıdır. Kimse ordunun millete karşı bir eylem içinde olduğunu, olacağını asla düşünmemelidir. Hiç kimse üzerine üniformayı geçirince yasaların, hukukun kendisine işlemeyeceği zehabına kapılmamalıdır. Kimse rütbelerini milleti veya kurumları tehdit edebilme hakkının işareti gibi algılamamalıdır. Kendisine soru soran gazeteciye Dursun Çiçek açıktan açığa “Bunların hepsi palavra. Boş iddialar. Gücü yeten gelip tutuklasın” gibi laflar etmişti. Bu ne cüret? Bu ne küstahlık? Sen kimsin, kime gözdağı veriyorsun? Bu memlekette kimse kendini milletten üstün göremez, görmemeli. İlker Başbuğ giderayak çok yerinde kararlar vermektedir. Yarın öbür gün Saldıray Berk paşa da tutuklanırsa hiç şaşırmam. Artık “o albaydır, ona karışmayın, bu paşadır, buna dokunmayın” dönemi bitti. Bitmelidir. Bu konuda İlker Başbuğ bence iyi bir sınav vermiştir. Ordunun demokratikleştirilmesi, yasal sınırları içinde tutulması hususunda Özkök paşa ile birlikte, hayırla yâd edilecektir diye düşünüyorum.

Bilindiği gibi Başbuğ’un görevi doldu. Çoklarının sandığı gibi bu konuda kaos filan da olmaz, olmayacaktır. Türk devlet ve askerlik geleneği içinde bu gibi hadiseler son derece basit meselelerdir. Yeni başkan atanana kadar, Başbuğ görevinde kalacaktır. Peki, yeni Genelkurmay Başkanı kim olacaktır? Kara Kuvvetleri Komutanı Orgenaral Işık Koşaner. Hatırlayın; Balyoz darbe planında karargâh subayları bile fişlenmişti. Işımer’in karşısına eksi (-) işareti koymuşlardı. Yani millete darbe yapmak isteyenler Işımer Paşa’yı sevmediklerini böyle belgelemişlerdi. Nedendi acaba? Bunun birçok sebebi olabilir. Akla gelen ilk sebep Işımer’in yasadışı oluşumlara sıcak bakmamasıdır. Eğer düşüncelerimizde yanılmıyorsak, yeni süreçte ordunun demokratik süreçte, milli iradeyle bütünleşme sürecinde hatırı sayılır bir mesafe alınacak demektir.

Önümüzdeki günlerin ne getireceğini şimdiden kestirmek tamı tamına mümkün olmayabilir. Darbecilerin sevmediği insanı kuvvetli ihtimalle bizler severiz. Bu süreçte milli iradeyi engellemek, tökezletmek için kimi komplolar sahneye konabilir. Ama hüzün ve kudret sanatı olan politika, doğasına uygun yürütülürse muhtemel engellemeler tereyağından kıl çaker gibi aşılacaktır. Yeni aşamanın umudumuzu artırmasını umuyorum.

Yazarın izniyle habertaraf'tan alınmıştır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 51
Bu Ay : 19138
Toplam : 28396

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom