Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

Kibir ve İzzet

İki kavram var ki, hayatımıza hangisi ağırlığını hissettirirse, yüceltir veya alçaltır. Bu kavramlardan biri “kibir” diğeri bugün onur dediğimiz izzet ifadesidir.

Onurlu durmak ve kibir bu yüzden birbirinden farklı iki ifadedir.

Onur, izzet insanı yüceltir.

Kibir alçaltır.

Kibir haram, izzet tavsiye edilendir.

Kibirle yürüyen için mesela şöyle denir; yürüyüşüyle yeri delemez, göğe eremez… Zira o yürüyüşüyle, dağları yaratma havasındadır.

İzzet kavramına gelince; onlar dostlarına karşı alçak gönüllü, gerçeğe şahitlik yapmayanlara karşı, küfrü hayatlarının anlamı kılanlara karşı, kendilerine düşmanlık besleyenlere karşı izzet sahibidirler.

İzzet sahibi olmak kibirlenmek değildir.

Kibir bütün güzellikleri öğütüp, işe yaramaz hale getirecek bir özelliktir. İzzet, hürmet ve itibar getirecek olan duruştur. Mesela izzet-i nefis, alçalmayı reddederek şeref ve haysiyeti muhafazadır.

İzzet-i insaniye, insan onurunu ayakaltına alacak davranışlardan uzak durmak, insanlığın onurunu çiğnemek isteyenlere fırsat vermemek ve bu noktada dik durabilmektir.

İzzet-i İslâmiye, Müslüman olma mesuliyetini, bütün çekiciliği ve kuşatıcılığıyla taşıyabilmek, sefih bir duruş sergilememek ve böylece bir başkasına, bu duruşu üzerinden İslâm’a kem söz söyleme fırsatı vermemektir.

Mesela isim olarak kullanılan ve dilimizde İzzettin olarak geçen “izz-üd-din” ifadesi ed-Din’in izzetini üzerinde taşıyabilen kişi demektir. Haliyle bu ismi almak, dinin izzetini taşıyacağına dair bir sözleşme gibidir.

Kibir; kişinin kendisini ulaşılmaz, herkesten farklı ve üstün gösterme refleksidir.

Kimse diğerinden üstün değildir ancak takva elbisesi onu üstün kılabilir. Takva elbisesini kimin ne oranda taşıdığına ise ancak insanı yaratan ve hesap soracak olan Allah karar verir. Dikkat edilecek davranışlardan biri de bu noktada ortaya çıkar; takva adına insanlardan uzaklaşmamak, onları ezmemek, kendisini bir hürmet merkezi haline getirip diğer insanları sömürmemek… Buna dikkat edilmezse, kişi takva adı altında, aslında kibirle donanmış olur.

Kibir nasıl ortaya çıkar veya izzet sahibi olmakla arasındaki fark nedir sorusu, sanırım çoğu insanın kafasındaki sorulardan bir tanesidir.

Elmalılı merhum Münafikun suresinin tefsirinde der ki; “…âlimler demişlerdir ki, izzet kibirden başkadır. Ebu Hafs es-Sühreverdi bunu şöyle açıklamıştır: "İzzet, kibrin dışında bir şeydir. Çünkü izzet, insanın kendi nefsinin hakikatini tanıması ve onu acele kısmetler için hakarete düşürmeyip kerim ve kıymetli tutmasıdır. Nitekim kibir insanın kendini bilmemesi ve onu kendi mevkiinin üstünde tutmasıdır. İzzetin zıddı zillet, kibrin zıddı da alçakgönüllülüktür."

İnsanlara tepeden bakmak, onları küçük görmek ve kendi durduğu yeri bir üstünlük olarak değerlendirmek kibir hastalığının neticesidir.

Bir topluluğun bulunduğu herhangi bir mahale girdiğinde, içinden, orada bulunanların ayağa kalkmalarını istemek, kendisini övmelerini beklemek bir kibir işaretidir.

Sokakta yürürken, elbisesine yolları süpürtecek derecede caka satmak, aracının marka ve renginden üstünlük nemalanıp, çevreye hava atmak bir kibir gösterisidir.

Ve kibir aslında kabalığın farklı bir versiyonudur.

Mesela, bir topluluk karşısında ayak ayaküstüne atıp, ayak veya ayakkabı tabanını topluluğa göstermek, hatta basenlerini oturduğu yerden kaydırarak topluluğa karşı farklı bir duruş sergilemek, bazen farkına varılmayan veya dikkat edilmeyen bir “hafif duruş” olsa da, kimi zaman kibirdir. Karşıdakini veya karşıdakileri hiçe saymaktır.

İlmini kibir kalesi haline getirenler vardır. Kendisine verilen ilim dolayısıyla, başkalarını hor ve hakir görenler, bunlar da kimmiş diye tepeden bakanlar ilimlerini kibirle kirletmiş olurlar. Ve hadisi şerifte Allah’ın kıyamet gününde kibirli âlimlerle konuşmayacağı vurgulanır.

Bugün onur olarak ifade ettiğimiz izzet ise sahip olunan para, makam veya soydan beslenmez. O direkt olarak Allah’ın hükmüne bağlılıktan, insan olmanın, Müslüman olmanın ağırlığını taşıyabilmekten beslenir.

Ayrıca bir topluluğu temsil eden şahsın, o topluluğun haklı davasını her ortamda sahiplenmesi, savunması ve bunu yaparken ötekine karşı kibirlenmemesi de izzet ile açıklanabilir. Buna “devlet izzeti” denebilir. Tarihimizde “izzud-devle” olarak kullanılan terkip bunu ifade eder.

Hassas bir ayıraç var burada yani izzet ve kibir arasında…

Her zaman, her alanda ve her durumda bu hassas ayıracı iyi ayarlamak gerekir.

Bunun içinde değerlerimizden beslenen hassasiyetlerimizi gözetmek asla ertelenmemeli ve küçümsenmemeli…

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 83
Bu Ay : 1338
Toplam : 1338

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom