Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

28 şubat geçti mi?

Yıllar geçti, meydanlarda tanklar yürütülmüştü.
Yıllar geçti, halkın seçtiği meşru hükümet “gayrı meşru” oyunlarla alaşağı edilmişti.
Yıllar geçti, her gün TV ekranlarında bir “irtica masalı” yazılıyor, bir “irtica paranoyası” ile dindar insanlar rencide ediliyordu.
Yıllar geçti, gece yarılarını geçen saatlerde, bir savcı, bir bayan vekilin kapısına dayanıyordu. Ve yıllar geçti, o vekilin çocuklarına “medya gözetiminde” yine sokakta “çocuk tacizi” uygulanıyordu.
Yıllar geçti, sıfır üç depremleri yaşanır gibi, evlerin kapıları zorlanıyor ve hedefe yine dindar ve bu ülke için uykusuz kalan, para kazanmayı unutup, insan yetiştirmeyi görev kabul edenler hedefe yerleştiriliyordu.
Yıllar geçti, nice insan, çocuğunun sararan yüzüne bakıyor, çocuk babasına bakarken ağlamayı bile beceremiyordu. Baba çocuğun bakışındaki soruya cevap veremiyordu.
Yıllar geçti, gün bugün ama bin yıl sürecek diyorlardı.
Yıllar geçti, biz cumhuriyeti kurarken on üç milyonduk, aynı nüfus oranına düşsek ne olur, diyenlerin sesi pervasızca çıkıyordu.
Yıllar geçti, insanlar düğünlerini bile ağız tadıyla yapamadı, sevdiklerini yanı başlarında bulamadılar.
Yıllar geçti, nice insan, babalarının cenazesine dahi gidemedi.
Yıllar geçti, bir kız çocuğu sınıfından kolluk kuvvetleri marifetiyle, ağzı kapatılarak, saçlarından tutulup sürüklenerek öğrenci olduğu sınıftan karga-tulumba çıkarıldı.
Yıllar geçti, mağdur olanlar dava açacak bir fırsat bulmadı, zira hem mağdur hem suçlu ilan edilmişlerdi.
Ama o yıllarda…
O yıllarda, ülke yaşanan deprem için gönderilen paraya bile muhtaç hale getirilmişti. Gönderilen para afetzedelere değil, çalışanların maaşlarına harcandı.
O yıllarda, bankaların içi boşlatıldı. 50-60 milyar dolar bir anda buharlaştı. Anladık ki, millete karşı celallenenler aslında sadece ordu içinde ayarladıkları insanlara değil bu paraya güveniyorlardı. Para olmadan kimse kılını kıpırdatamazdı.
Anladık ki, birbirlerini seçenler vardı ve birbirlerini seçenler, yine birbirlerine bu parayı, ekonomik kullanılmayı gösteriyorlardı.
Yıllar geçti, kimse o paranın izini bulamadı. Bankada parası batanlardan kendilerini yakanlar, çatıya çıkıp atlayanlar oldu ama “o para bir 28 Şubat nişanı olarak” birilerinin cebine girdi, saklandı.
Sonradan anladık ki, o paralar, yine parayı oldukça sevenler tarafından, ilerde hazırlayacakları günler için kullanılacaktı.
Hayır, milletin mağduruna, işsiz kalıp ailesi parçalanana harcanmayacaktı. O para senaryolara sermaye yapılacaktı.
Yıllar geçti, senaryolar konuşulmaya başlandı. Her yılın senaryosunun ismi farklı olacaktı. Kimi karanlığın en koyu anını işaret edip “ay ışığı” olacak, kimi gizemin ardında çekilip “sarıkız” olacak ve yürek yakan sarışın misalinden daha şeddeli olarak milletin yüreğini yakmaya hazırlanacaktı.
Yıllar geçti o gün ellerini ovuşturanlardan bazıları hala ellerini ovuşturuyor.
Yıllar geçti, millet kâbus görürken, onlar rüyalarından iktidar devşiriyordu. Her uyandıklarında ellerini başka türlü ovuşturarak uyanıyorlardı.
Oysa insan rüyada ellerinin nerede sabahladığını bilemez, o yüzden uyanınca ellerin yıkanması gerekir. Buna benzer olarak uykudan uyanırken, en güzelinden en çirkinine görülen tüm rüyalar bir kenara bırakılıp, eller ve yüz yıkanmalıydı. Yani güne tertemiz başlanmalıydı.
Öyle olmuyordu maalesef; rüyayı gören, halkın seçtiği hükümete saldırıyor, halkın çocuklarını aşağılıyordu.
Şimdi, o gün kirlenen elleri yıkamak, yine o insanların kendilerine bir vazife olmalıdır. Halkın değerlerini tehdit eden diller ve tehdit için sallanan her el, bir insanlık abdestiyle hayata dönmeli, halktan özür dilemelidir.
Şu ana kadar bir özür sesi duyulmadı.
Bazı gazete patronları, kendilerine o dönemde attırılan manşetleri deşifre etti ama o kirli rüyaların diğer ortaklarından hala ses yok.
Üstelik halkı savunma cesareti sergilemeyip, kirli senaryolara sahip çıkan ve savunanlar var.
28 Şubat geçti mi?
Belki 28 Şubat bir zaman dilimi değil, zihin dilimlenmesiydi.
Zihni dilimlenen insanlar, milletin değerlerine bin yıllık bir “savaş” açmış, ne olacağını bekliyordu.
Önce dilimlenmiş zihinleri toparlamak gerek.
Zihin dağınıklığı, bunalımı ve bunaklığı hiçbir ülkeye mutluluk getirmez.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 10
Bugün : 823
Bu Ay : 15335
Toplam : 24593

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom