Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

Gökten Hukuk Düşmedi

             Geçmişten biliyoruz, ağzını açan; biz çağdaş hukuk devletiyiz, siz gökten inenleri dayatıyorsunuz derdi.

Hep merak ederdim; acaba şu bazılarının hukuk dediğiyle, benim öteden beri öğrendiğim adalet, hakkı ayakta tutmak, mal-can-nesil emniyetlerini sağlamanın yollarını aramak farklı şeyler mi?
Hem şu çağdaşlık dedikleri şeyle hukuk aynı karenin içinde mi, değil mi, yıllarca okuyup durdum, rönesansı, aydınlanma çağını, felsefeyi, Sokrat ve dönemini, bu yetmedi; size anlattılar mı bilmiyorum, bana insanın yontma çağını, cilalama dönemini de anlattılar.
Hele ilk çağ insanları diye çizilen figürler vardı kitaplarda; demek ki çağdaşlık denen şey bu tipten kurtulmanın adıymış diyordum. Ne o eline almış, bir sopanın ucuna bağlanmış şekilsiz bir taşı, vurdu vuracak bekliyor. Bombalar dururken, parçalanan çocuk bedenlerinin resmini çekmek varken… Demek ki, çağdaşlık bu taşı bırakmakmış diyordum.
Gün oldu, size nasıl anlattılar bilmiyorum, bana; bak oğlum bu Osmanlı, bu da cami ve camideki hoca, görüyor musun elindeki sopayı, şu çocukların kafasına vurup, şu harfleri zorla öğretiyorlar. Demek ki, çağdaşlık denen şey, kimseye bir şey dayatmamak, kimseyi öğrenmeye zorlamamak, gönüllü öğrenmenin adıdır diyordum.
Ben böyle düşünürken; “ aç oğlum elini,” diyen ve çocukların parmaklarını birleştirerek, cetvelle vurup inletenleri gördüm. Saçını yeni üç numara makineyle kestiriş çocukların saçına eline aldığı makasla şekil yapanlara şahit oldum. Bir yandan “cennet” gibi kavramları literatürden çıkarmak isteyen, çağdaşlığa aykırı diyen, diğer taraftan “dayak cennetten çıkmış” sözleriyle arzı endam edenleri gördüm.
Gün oldu, sokakların çıkılmaz ilan edildiğine, bütün halkın nasıl hizaya dizdirildiğine şahit oldum.
Karar verdim; bunun adı çağdaşlık. Ve ben o çağdaşlığın içinde değilim.
Zira gördüm ki; birilerinin “çağdaş hukuk” dediği uygulamalarda, baklava için onbeş yıl ceza alan, ülkenin hazinesini boşlattığı halde kurtulan, hatta kahraman ilan edilenler var. Dile alındığında yüreği yoracak nice uygulamalar var. Bir ben değil bütün bir kitlenin bizar olduğu ne çağdaşlıklar var!
Gördüm ki, bu çağdaşlığa göre, “sen kimsin, sen beni yargılayamazsın” diyenler olabiliyor. Hele gördüm ki, “vay sen misin falana dava açan, alayım elinden savcılığını, hâkimliğini git aç kal da gör” diye meslekten ihraç edilenler var. Bir de hani şu meşhur YAŞ kararları, adamı işten atıyor, sonra da “kimse iş vermesin” diye uğraşıyor. Adam aç kalıyor, çocuğunu doyuramıyor, intihar edebiliyor.
Bunlar kendilerine çağdaş diyordu. Ben “normal insanlığı öğrenen” biri olarak, “yok, bu bana göre değil” dedim.
Hani bir savcı vardı; adı Ferhat Sarıkaya, “bizim iyi çocuklar” diyenlere dava açtığı için, “hukuk senin için de geçerli, herkes nasıl yargılanıyorsa, sen de yargılanacaksın, yargılanmalısın” dediği için görevden atıldı. Daha önce 12 Eylülcülere dava açmaya kalkan savcı da aynı akıbete uğramıştı. Şimdilerde, Erzincan’daki uygulamaları nedeniyle soruşturmaya tabi tutulan, hukuku çiğnediği için dava açılan ve tutuklu yargılanmak üzere alıkonan bir savcı hakkında, bu işlemleri yaptığı gerekçesiyle, hakkında işlem yapan diğer savcıların yetkileri ellerinden alınıyor. Devrede “çağdaş hukuk” dedikleri şey var. Ben demiyorum, birileri diyor, ben hukuku tanımlama yetkisi hissetsem başka şeyler derim belki ama saham değil.
Bütün bunlar için adı geçen kurumun ismi HSYK; işlevi nedir, neden mesela bugünlerde dillerden düşmediği şekliyle “darbecileri soruşturmak isteyenleri” görevden el çektirir, niçin darbecileri değil de onları soruşturmak isteyenlerin mağduriyetine yol açar, onu da bilmiyorum.
Şimdi kalkıp “kim bunlar” dersem, “görevleri nerede başlar nerede biter desem” ve birileri de çıkıp “onların görevinden sana ne” dese, öğrendiğim ve muhatap olduğum çağdaşlık kurallarına göre ne cevap vereceğimi de bilmiyorum.
Benim öğrendiğim veya şahit olduğum çağdaşlık öyle garip ki, orada kanunlar zayıf sinekleri için var (bunu da yabancı bir devlet adamı söylemişti).
Gel de işin içinden çık; son dönemlerde okunan masalı hayra yor! Hani masalda denir ya “gökten üç elma düştü” diye, bu masalda gökten hukukun düşmediği kesin. Benim dinlediğim çağdaşlık masallarında, sürekli hukuksuzluk başrolde, değerlerimiz saldırı altında, halk adam olmamıştır, adam olması için çalışanlar vardır ve adamlık sadece geçmişine bağırmaktır. Oysa öğrendiğime göre, Donkişot’un yel değirmenlerine karşı saldırıya geçmesi bile ülkenin değerlerine savaş açanların saldırısıyla kıyaslanmaz.
Bir zamanlar “demokrasi” diyerek çağdaş bir kutsaldan bahseder gibi konuşanlar şimdi “ne demokrasisi kardeşim, darbe olabilir, gökten üç elma düşebilir, bunların içinde hukuk ve demokrasi hariç hepsi olabilir, çünkü siz bunları kullanarak ülkeyi yönetmek istiyorsunuz” diyor.
Peki, siz ne istiyorsunuz, demokrasi ve hukuk hariç, darbe dâhil her şeyi kullanarak ülkeyi yönetmeyi mi? Demek ki bu da çağdaşlığın bir gereği!
Uzak bir gelecekte, zamanın “masalcı teyzeleri” bugünleri anlatırken; “işte böyle evladım, kimse ermemiş muradına, gökten üç elma düşmüş, içlerinde hukuk yokmuş, gökten hukuk düşmemiş” derse şaşırır mısınız?
Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 154
Bu Ay : 2357
Toplam : 2357

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom