Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

Kurumların Özgürlüğü

 Üniversite veya belediye ya da başka bir kurum, kendi kurumsal özgürlüğünü kullanarak icraat yapar, müdürler atar, sorumlular tayin eder, dekan değiştirir. Bundan haz alan olur, olmayan olur. Siyasi kadrolar beğenir veya beğenmez. Olması gereken kurumsal özgürlüğü doğru kullanmaktır.

Bize düşen ilkeli hareket etmek, hizmet örfünü ahlak zemininden kaydırmamaktır.

Cana dahi dokunsa olaylar karşısında hakikatin sesi olmak, tepkisel davranışlardan kaçınmak gerekir. Bu zor olabilir ama olması gerekendir.

Siyasi yorumlarımız, duyduğumuz haberlerin etkisi altında kalarak ve zihinsel yönlendirmelerin etkisiyle yaptığımız tahminler ve oluşan önyargılarımız bizi daha da zora sokabilir. Bu nedenle Müslüman’ın habere bakış tarzı, yerinde tespit esasıyla yönünü bulur. Müslümanların emaneti teslim edeceği insanı/insanları seçme ve atama tarzı da bu açıdan değerlendirilmelidir.

İslâm’da duyduğunun kaynağıyla yüzleşme örfü vardır. Zira “bilmeden birilerine haksızlık etme” ihtimali her an mümkündür. Nice insan buna dikkat etmez.

Diğer taraftan özerkliğini kullanma tercihi açısından da ilkeler göz önüne alınmalıdır. Ben seçildim veya atandım istediğimi yaparım kimse karışamaz demekte yanlıştır, ben duydum ki diye başlayıp, duyduğundan hareketle herhangi bir yöneticiye söylemediğini bırakmamakta…

Durum tespiti yaparken, analiz amacı taşırken, bize ağır gelen bir haber karşısında tavır belirlerken “araştırın” ifadesi evrensel bir hitaptır. Çağlar üstüdür. Aleyhimize dahi gelişse takip edilmesi gereken yöntemdir.

Diğer taraftan, bir insan hakkında karar dizaynından da kaçınmak gerekir. Kimi insan, birebir, gerçek, şahitliği kesin olmayan duyumlar üzerine karar dizayn eder. Kimi insan aynı yöntemle yorum dizaynına girişir. Eğer amacımız, mesela Malatya için bir hizmet grafiği oluşturmak, hep ileri adımlara kilitlenmek ise bunlara dikkat edilmelidir.

Karşılaştığımız nice haber, yorum veya tespit, doğrusunu isterseniz düşündürüyor. Neden okuyup yetiştiğimiz değerler, cana dokunan gerçekler karşısında unutuluyor diye sormak zorunda kalıyoruz. Neden bir yerlere gelip yönetici olduğumuzda, karar dizaynı gerçeğin yerini alırken rahat davranıyor, hatta iyi bir iş yapmış gibi huzur görüntüleri verebiliyoruz?

Bu tür sıkıntılar her kurumda karşımıza çıkıyor. Belediyede, çeşitli müdürlüklerde, üniversitede karşımıza çıkıyor, oralara dışarıdan bakıp yorum yaparken karşımıza çıkıyor.

Bir yanlışlık olduğu saklanamaz.

Birbirimizi dinlemediğimiz, hatta bazı kurumlar için söylersek, dinlemek zahmetine katlanmadığımız da bir gerçek.

Birbirimizden uzaklaşarak anlaşmak gibi bir durumla karşı karşıyayız.

Aynı değerlerin ortak umutlara yolcu kıldığı insanlar olmak yetmiyor. Ellerine fırsat geçtiğinde, ümüğümüzü sıkıp, bizi tamamen etkisiz eleman kılacak kişileri, yürek birliğimiz var dediğimiz kişilerden daha çok önemsediğimiz oluyor. Bir yönetici olunca kıstaslarımız değişebiliyor. Sanki yarınlar elimizdeymiş gibi, şimdi sırası değil diye nice yapılması gerekeni öteliyoruz.

Elbette adam kayırmamak, işi ehline vermek gerekiyor ama bir makama geldiğimizde “ehliyet şartlarımızın” değiştiğini görüyoruz.

Bütün bunlarla birlikte, birbirimizi anlamak için, bütün zamanlar açısından önemli olan ve her dönem için geçerli olacak bir dil geliştirmek zorundayız.

Birimiz ötekine şaşı bakıyorsa elbette ortak dil gelişmez. Bu nedenle karşılıklı şaşı bakışların yerini doğru bakışlar almalıdır.

Tepkisellik hep sıkıntıdır. Aklıselimi buharlaştırır. Kavgacı bir dil doğurur, karamsar yorumları besler ve düzelemez sorunlar varmış gibi gösterir. Oysa öyle değil, herkes yanlış yapabilir, her insan hatalı kararlar verebilir.

Biz hatayı işaret eder, yanlışa düşmeyi önlemenin yollarını arar ve sabırla bekleriz.

Kimi zaman düzeltilmesinin zamanı geçmiş sorunlar olur. Bu durumda da, bundan sonraki doğru zihinsel kaynaşmayı besleyecek yollar ararız.

Tepkiselliğin bir sınırı olmalıdır.

Yöneticiler ise asla tepkisel hareket etmemelidir. Bu tespit, bir ülkeyi, şehri, okulu, üniversiteyi yöneten veya hangi konumda olursa olsun bütün yöneticiler için geçerlidir.

Tıkanıklıklar oluşmasın istiyorsak tepkisel sıkıntıyı aşmak zorundayız.

Kurumlar özgürdür, doğru ama kurumlar tepkisel dürtülerle çalışamaz. Kurumlar özgürdür ama hakkaniyet ölçüsünden vazgeçemez. Kurumlar özgürdür ama hakkaniyeti “istediğimi yaparım kime ne” tepkiselliğiyle küstüremez. Kurumlar özgürdür ama halk adına aldığı yetkiyi halkın değerlerinin hilafına, hatta onları taciz edecek şekilde kullanamaz.

Ve yorum özgürdür ama duyduğunu araştırmadan veya tek yanlı yapılırsa yanlışa yol açar. “İstediğimi yaparım kime ne” tercihine karşı “madem öyle ben de istediğimi söylerim” denemez.

Kavga, tartışma, atışma, suçlama başlarsa, hem kurumların özgürlüğünün hem de vatandaş özgürlüğünün anlamsızlaşacağı şeyler yaşanır. Her şey karşılıklı saygı ve hoşgörüyle güzelleşir.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 8
Bugün : 985
Bu Ay : 20072
Toplam : 29330

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom