Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

Başörtülü İlköğretim Öğrencisi

Diyarbakır’da bir ilköğretim öğrencisi, “başımın örtüsüyle okumak istiyorum” dediği için sürgün üstüne sürgün yiyor. Başörtüsüyle okula geldiyse okula alma, hatta okuldan at seçeneği de, kesintisiz eğitim nedeniyle mümkün olmadığından, belki vazgeçer diye uzak bir okula kaydırılıyor.
Şekille uğraşmak, şekil deyince de, insanımızın inancının önerdiği şekille uğraşıp, ötesini özgürlük kapsamına almak bizde çağdaşlık olduğu için, vatandaşa eziyette bu çağdaşlığın bir parçası oluyor.
Batıda da benzer tartışmalar var. Orada da bizde olduğu gibi, hem başörtüsü hem mini etek tartışılıyor. Geçenlerde Amerika kıtasındaki ülkelerin birinde, mini eteğiyle okula gelen öğrenci, eğer haber doğruysa, taciz edildi diye haberlere konu oldu. Haberi öne çıkaran yayın organlarının kimliğinden dolayı habere ihtiyatlı yaklaşmam gerekiyor.
Fransa’da ilköğretim çocuklarına yönelik başörtüsü tartışmaları aylarca sürdü. Orada eğitim bütünüyle devlet eliyle yapılmadığı için, bu tür sorunlar farklı çözüm yollarıyla hallediliyor. Mesela hem ülkenin devlet okulları var, hem Kiliseye bağlı okullar. Yani Fransa vatandaşlarının önünde seçenekler var.
Biz yıllardır, üniversitelerdeki ve çalışma alanlarındaki başörtüsü sorununu çözüme kavuşturamadığımız için, bir ilköğretim öğrencisinin “inancım bu” diyerek başörtüsüyle okula gitmekte diretmesi farklı bir sorun doğuruyor.
Bu meselede haberi verme tarzı da oldukça ilginç, trajik ve düşündürücü…
Kızın adı Ece Nur, başörtüsüyle okula her geldiği gün yok yazılacakmış. Böylece devamsızlıktan kaydı silinebilecekmiş.
Haberin içeriğinde şunlar yazılı: “Türbanını çıkarmamakta direnirse ve bu nedenle de okul yönetimince okuldan uzaklaştırılırsa, 8 yıl kesintisiz zorunlu eğitim çağında olan bir çocuk eğitim dışına itilmiş olur. Böylece de Anayasa’ya aykırı bir durum ortaya çıkar. Çocuğun okuma hakkı engellenemeyeceği için okul yönetimi de bu durum karşısında yasalara göre suç işlemiş kabul edilir.
Kıyafet Yönetmeliği’ne uygun hareket etmeyen bir öğrenci için ilköğretimde açık bir ifade yer almıyor. Okul Disiplin Kurulu 3 gün uzaklaştırma verdi diyelim. 3 gün sonra yine başörtüsüyle gelirse süreç başa döner. Okuldan uzaklaştırılamadığı ortaya çıkar ve yayılırsa emsalleri de çoğalır. Bu çocuk mevcut yasa ve yönetmeliklere göre her koşulda okuluna devam edebilmesi için başını açmalı ve zorunlu olduğu ilköğretim okulunu bitirmelidir.”
Eğitim sistemi dökülüyor, çare diye dert yanarken, biz hala “çağdaş vurgularla” ayaklarımızı yere sertçe vurup, vatandaşımızı, kızlarımızı ürkütmeye, okumalarını engellemeye, okuyacaklarsa “çağdaş vurgulara” boyun eğerek okumaya çağırıyoruz.
Ne oluyor, sorun çözülmüş oluyor mu? Hayır!
Yıllar önce, okula giden bir öğrencinin, okul bahçesine, hatta bölgesine yaklaşırken bile başörtüsü bir “eylemsellik” doğuruyordu. Okuyorduk; hangi idarecinin, öğrencisini okula bilmem ne kadar mesafede başörtüsüyle yakaladığını…
Şimdi bazılarının “başımızda onca sorun var, bu da nereden çıktı” dediğini duyar gibiyim.
Çaresizlik, sorun olmayacak şeyleri sorun haline getirmekle oluşur. Eğer, eğitimdeki asıl işinizi bırakıp sorun oluşturma arayışına girerseniz bu işin altından kalkamazsınız.
Oysa çok tabii bir yolu var hayatın. İnsanın tabiatıyla kavga etmeyeceksiniz. Bu iş vatandaşın örfünde nasıl halledildiyse öyle halledilmesi zor değil. Vatandaşa bakın; isteyen başörtülü, isteyen başörtüsüz. Renklere bakın, envai çeşitler karşınızda.
Kitaplıklara bakın; her türden kitap var. Oysa “sorun çıkarma kafasıyla” bu çeşitlilik kaldırılamaz. Hatta bazı ev aramalarında, Kur’an’ı Kerim’in bile “suç unsuru” olarak götürüldüğünü, vatandaşın itirazı üzerine, aramayı yapan jandarmanın “emir böyle” dediğini gazetelerde okuduk. Demek ki, sorun oluşturmaya kalkarsanız, bu zorlamanın meseleyi hangi boyutlara taşıyacağı ortadadır.
Siz şu soruya cevap verin; her yıl lise ve üniversite sınavlarında, nasıl oluyor da yüzlerce insan “sıfır” çekiyor?
Siz şu soruya cevap verin; okulların önünde her nevi çete nasıl arazide yer alabiliyor?
Siz şu soruya cevap verin; bir öğrenci bıçak ve silahla okula gelip arkadaşlarını nasıl katledebiliyor. Hatta bir öğretmenin okula getirdiği silahıyla meslektaşını katlettiğini, televizyon ekranlarından hep birlikte seyretmedik mi?
Bazı haberler, ilköğretim öğrencisinin başörtüsünü “kaos” diye nitelemiş, kaos yukarıdaki örneklerle ortaya çıkanlar mı yoksa başörtüsü mü, buna cevap verin.
Bazı ülkelerin okullarını belgesellerde seyretme imkânımız oluyor; değil lisesi, üniversitesi, ilköğretim sıralarında bile, başörtülü-başörtüsüz, siyah-beyaz minik ve sevimli öğrenciler aynı sıraları paylaşıyor. Oralarda oluyor da bizde neden olamıyor, kendinizi inandırabilmişseniz bize de açıklayın.
Üstelik o ülkeler bizim kadar bir demokrasi tecrübesine de sahip değiller.
 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 4
Bugün : 366
Bu Ay : 18756
Toplam : 28014

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom