Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

Başörtüsü Açılımı

Yıllar önceydi. Akpınar Meydanı çocuklarının, kardeşlerinin başörtülü okuması için seslerini duyurmak isteyen insanlara şahitlik yapıyordu. Çin takvimi misali devirlere isim verilecekse eğer, o devre “Şubat soğuğu” devri veya “İdamlık yargılanmalar” devri demek denilebilir.
Yürürlükte olan yasalara göre “toplantı ve gösteri yürüyüşleri kapsamında” ele alınması gereken insanların istekleri için ulusal kanallardan canlı yayın araçları Akpınar meydanına akın etmişti.
Bu kadarla bitmiyor, hafızam beni yanıltmıyorsa Valilikçe yapılan bir duyuruda “Bundan böyle Akpınar meydanında gösteri yapacak olanlar” diye başlıyor ve bu gösterilerin ağır ceza içeren, idamlık yargılanmalar kapsamında değerlendirileceği ifade ediliyordu. Hafızam beni yanıltıysa düzeltirim.
Sonra adeta bir idamlık kent görüntüsü oluştu.
Gece yarıları kapılar çalındı. Katil ve terörist muamelesi yapılarak insanlar derdest edildi. Bugün darbe ve diğer suçlarla gündeme gelen Ergenekon sanıkları için “böyle gözaltı mı olur, bunların hepsi toplumda saygınlığı olan insanlar” diyenler o gün yoktu. Üstelik o günlerde gözaltına alınıp derdest edilenler, hatta işkence görenler de tolumda saygınlığı olan insanlardı. Ve ayrıca yalnızca fırsat eşitliği ve özgürlük kapsamında istekleri vardı.
O insanlar kimseyi tehdit etmemişler, kimseyi öldürmemişler, darbe yapmak veya terör için karanlık odaklar oluşturmamışlar yalnızca eşitlik, özgürlük demişlerdi.
Sivil veya polis-asker kimseyi öldürmeyen o insanlara terörist muamelesi yapılmış, günlerce sanki “ülkeyi kan gölüne çevirmiş terör eylemcisi” gibi gündemde tutulmuş, kimi medya organları vasıtasıyla hak etmedikleri suçlamalara maruz kalmışlardı. Üstelik bu suçlamalara maruz kalanlar, eğer bir gemide yüz cani bir masum olsa, o masumun canı düşünülür, o gemiye ilişilmez diye düşünen insanlar. Durum böyleyken, içi masumlarla dolu gemiyi ateşe verenler kadar dikkate alınmıyor, karşılaştıkları adaletsizliği gidermek için uğraşılmıyor.
O insanların bir kısmı aylarca ailesinden ayrı kaldı. Çocuklarından ayrı kaldı. Çocukları babalarına hasretle yaşadılar. Belki babaları rüyalarına giriyor, babaları rüyada yanaklarını öpüyor, tam onlar babalarının ellerini öpecekken rüya bitiyordu. Bugünlerde bir TV dizisinde “Bu Kalp Seni Unutur mu” daha önce başlayan bir başka dizide “Parmaklıklar Ardında” ismiyle gençliğin karşılaştığı hazin öyküler anlatılıyor. İşte bu dizilerde dile getirilen hazin öykülerden öte öyküler yaşandı o günlerde.
Akpınar bu hazin öykülerin başlangıç durağı oldu. Minibüse binip “Akpınar’da indir” dediğimde o günleri hatırlıyorum. Radyonun penceresinden izlerken karşılaştığım sahnelerde, o insanlara yönelik hazırlanan kurguları görmüş ve düşünmüştüm. Şimdi her pencereye gidip Akpınar meydanına baktığımda “bundan böyle bu meydanda yapılacak gösteriler ağır ceza kapsamında değerlendirilecek” diyen duyuru geliyor aklıma…
O gün haksız ithamlara, medya linçine maruz kalan insanların çocukları, gece yarılarından sonra çalınan kapıların psikolojisiyle büyüdü. Ve eminim hala o günlerin etkisi var üzerlerinde ve yine eminim ki haberlere her baktıklarında o günler kendileri için yeniden canlanıyor.
Kalplerin unutmayacağı çok şeyler yaşandı o günlerde. Bir tek insanın kanını dökmemiş, dökmek gibi bir düşencisi olmamış insanların terörist muamelesi görmesi “neden?” sorusunu gündemden uzaklaştırmadı.
Şimdi binlerce insanın kanına mal olmuş bir süreci sona erdirmek için açılımdan bahsediliyor. Ve eşitlik, özgürlük ifadesini yalnızca seslendirmiş, kimsenin burnunu dahi kanatmamış insanların bir kısmı hala “Zindandan Mehmetlerine, Ayşelerine mektup” yazıyor. Bu insanlara yönelik bir açılım yok. Buna “başörtüsü açılımı” dersek, “başörtüsü açılımı neden yok” diye sorulan sorular cevap bekliyor.
Şubat soğuğunda yürekleri yaralayanların bu ülke insanına reva gördükleri muameleleri elbette bir “intikam beklentisiyle” düşünmez bu ülkenin kadirşinas, mütevazı ve fedakâr insanları. Belki kendilerinden özür dilenmesini de beklemezler. Ama eşitlik ve özgürlük, adam yerine konma haklarına yönelik isteklerini de geri çekmezler. Yapılan haksızlıkların sona erdirilmesini elbette beklerler.
O insanlar, onların sevenleri, eşleri ve çocukları yapılan haksızlıkların sona erdirilmesiyle, o gün kendilerine reva görülenleri “bir imtihan sevabı” olarak değerlendirir ve unuturlar ama neden bu noktada bir açılım yok veya bu hususu gündeme getirmek için, ellerinde yetki olanlar neden üzerlerine düşeni yapmıyor diye sorma haklarının olduğunu da düşünüyorlar.
Başka konularda olmayacağı gibi açılımda da eşitsizlik olmaz. Bu ülke insanı “açılım adaletsizliğini” sindirmeyeceğini zaten ifade ediyor. Herkes bilir ki, yaralar iyileşir ama unutanlar unutulmaz.
Selam ve dua ile…
 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 1
Bugün : 1
Bu Ay : 1
Toplam : 1

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom