Kadir GÜLTEKİN

Kadir GÜLTEKİN

“YAŞASIN KRALLIK, KAHROLSUN DEMOKRASİ

“YAŞASIN KRALLIK, KAHROLSUN DEMOKRASİ

YAŞASIN KOMUNİZM KAHROLSUN LİBERALİZM”

Kadir GÜLTEKİN

 

Bir gün gelir de, bazı kimselerin sokaklara çıkarak “Kahrolsun demokrasi, yaşasın krallık; kahrolsun liberalizm, yaşasın komünizm” dediğini duyarsam, ben kesinlikle şaşırıp hayret etmeyeceğim. Sizlerin şaşırmış olması ise, işe yaramayıp bir anlam ifade etmeyecektir. Bu durumun çok yakın olması, beni hem kaygılandırıyor, hem de korkutuyor.

 

 Dünyanın çivisi çıksaydı, dünya yerinden koparak parçalanmış, belki de kıyamet kopmuş olacaktı. Evet, dünyanın çivisi henüz çıkmadı ama dünyanın çivisi yer değiştirmiş oldu. Dünyanın çivisi çıkmış olsaydı, insanoğlunun yapabileceği hiçbir şey olamazdı; ancak, çiviyi eski yerine koyabilme şansı, henüz ortadan kalkmamıştır. İnsanlık, yalnızca ekonomik ve sosyal hayatın dengesini bozmakla kalmadı, aynı zamanda, dünyanın (yerin göğün) dengesini de bozdu, bozmak için ne lazımsa yaptı, yapıyor…

 Evrendeki var olan dengeyi bozmaması için, uyarılan insanoğlu (Rahman Suresi ayet 7-8) bozduğu dengeyi yeniden kurabilme kabiliyetine sahip olmalıdır. Bunun yapılabilmesi için, yani bozulan dengenin yeniden kurulabilmesi için, keyfiyetin idrak edilmiş olması gerekiyor… Henüz geniş bir topluluğun bu durumu idrak ettiğini sanmıyorum. Bu durumun farkına varabilmek ve sıkıntıları görebilmek için uzaklara, İslâm ile ciddi ilişkisi bulunmayan toplumlara gitmeye gerek bile yoktur. Bizim toplumu, bizim ülkemizde olan bitenleri ciddi olarak izlememiz bize yetecektir…

 Başımızın belası “Avrupa birliği standartları” saçmalığına mutlaka son verilmelidir. Bu saçmalık; aile hayatımızı (yapımızı), insani hasletlerimizi, güven ve itimat duygumuzu, İslâm milletine ait değer ve kıymetlerimizi, eğitim sistemimizi alt üst etmiştir. Evet, gerçekten kahrolsun AB standartları… Kahrolsun “Avrupa birliği standartları” aşağılık kompleksinden bu toplumu kurtarmak, bu topluma yapılabilecek en hayırlı yardımlardan biri; belki de en önemlisidir.

 Bu ne bir kepazeliktir ki, okullarımıza uğradığımızda, kimin öğretmen kimin öğrenci olduğu, hastahanelerimize gidince, kimin temizlikçi, kimin hemşire, kimin doktor, kimin sağ, kimin hasta olduğu belli değil; bu ne iştir Allah’ım… Neymiş…? Avrupa birliği standartlarıymış…(!)

 Kadına karşı, baskın güç ve imkânlarını, kadınlara zulmetmek için kullanan bazı soysuz erkeklerin hadlerini bildirmek için, bir telefon ihbarıyla, gecenin yarısında erkeği (babayı) çocuklarının gözleri önünde sokağa attırmanın, karakolluk ettirmenin, evden uzaklaştırmanın, hatta ve hatta hapse attırmanın, insanlıkla, ahlâkla, hakla, hukukla, adaletle nasıl bir ilgisi olabilir…?

 Hastasına gereken ilgiyi göstermeyen, hastasını insan yerine koymayan sağlık görevlisi bazı soysuzlar elbette olabilir, bu soysuzlara uygulanacak elbette makul ve uygun işlemler vardır ve olmalıdır; senin işin hastanla ilgilenmen, insan gibi ilgilenmen, insanla ilgilenir gibi ilgilenmen, bunun için devlet sana para ve imkân veriyor… Ancak, hastası öldü diye, hastahane basıp, sağlık görevlilerini darp eden, hatta bazen öldüren çakalların, haydutların “ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldılar” haberleri insanları deli etmez mi?

 Elbette sağlık, eğitim ve adalet hizmetlerinin düzgün, sağlıklı yürütülebilmesi için uygun mekânlar gereklidir; ancak, bu mekânlar içinde insanlara İNSAN gibi davranmak daha önemli bir gerekliliktir…

Eften püften bir tartışma sonucu ki, kısa bir müddet sonra belki birbirlerinin gönlünü alacaklarken, kadının belki de bir hinliği de olabilir, bir telefonla erkeği kapının önüne koyduruyor, karakolluk ettiriyor, evden uzaklaştırıyorsanız, bu erkeğin devlete gücü yetmeyeceğine göre kadının icabına bakmaktan başka çaresi kalıyor mu, işte sana nur topu gibi, istemesek bile, KADIN CİNAYETİ… Bu yapılan saçmalıklar kadını korumuyor, kadının cinayete kurban edilmesini sağlamış oluyor hâlâ anlamadınız mı? Yeter artık dur diyelim…

 Cinsi sapıklık, cinsel sapıklık, taciz ve tecavüzler, insanoğlunun hayatı kadar eski, eski olduğu kadar aşağılık iğrenç davranışlardır. Bu aşağılık ve çok çirkin suçların çok ciddi cezaları olmalı ve mutlaka uygulanmalıdır; ancak beyan esasına göre değil; tahkikat, güven ve ispat esasına göre olmalıdır…

 Oğlunun ya da kızının kulağını çekti, bir tokat attı diye, okul basıp öğretmeni ölesiye dövenleri; ifadesi alındıktan sonra serbest bırakırsanız, öğretmen, öğrencinin ve velisinin karşısında el pençe duruyorsa, size geçmiş olsun… Ne yazık ki hâl bu hâl…

 “AB standartları” kaygısı, aşağılık kompleksidir. Bu aşağılık kompleksini toplum, bireyler ve idare olarak lütfen üzerimizden derhal atalım. İnanınız, o çirkin ve itici görünümüne rağmen, “falaka uygulamaları” bile, Avrupa Birliği standartlarından daha az kötüdür.

 Şu dünyanın çivisini, geliniz el birlik edip, eski yerine çakalım. Hayvanlara özenen özgürlük taleplerine hep birlikte karşı koyalım. Adil olmak, ciddi olmak, ciddiye almak ilkemiz olmalıdır. Benim kanaatim ve inancım da odur ki, yönetim biçimi olarak, demokrasi, insanlığın varabildiği son nokta olabilir; ancak demokrasi bizlere ve dahi sizlere, krallığa rahmet okutmadan, komünizme gıpta ettirmeden fazlalıklarını alalım, atalım, bu demokrasinin numarasını küçültelim, geniş gömlek de, en az dar gömlek kadar insanı rahatsız eder, unutmayalım…

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 10
Bugün : 368
Bu Ay : 1936
Toplam : 1936

Son Eklenen Firmalar

Nas çelik para kasası

FİRMA DETAYI

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom