Kadir GÜLTEKİN

Kadir GÜLTEKİN

SÜNNET VE HADİS KAVRAMININ KULLANILIŞ BİÇİMİ SADECE YANLIŞ MI, YOKSA FİTNE ARACI OLARAK MI KULLANILIYOR..?

SÜNNET VE HADİS KAVRAMININ KULLANILIŞ BİÇİMİ SADECE YANLIŞ MI, YOKSA FİTNE ARACI OLARAK MI KULLANILIYOR..?

Kadir GÜLTEKİN

Sahabenin ileri gelenleri başta olmak üzere, dikkatli her sahabe, peygambere(a.s.) gelen vahiy dışında kalan ve peygambere ait sözleri kayıt altına almıyorlardı; kayıt altına alınmış olanlar ise, Allah resulünün ikazları üzerine, kayıt altına aldıkları vahiy (ayetler) dışında kalan sözleri (hadisleri) imha etmişlerdir; bu durum konu ile ilgisi bulunan herkesin malumudur, ayrıntıya gerek yoktur lazım da değildir…

            Ayetlerle (vahiyle) karıştırılması tehlikesi ortadan kalktıktan sonra, peygamberin kendisine ait olan sözlerin (hadislerin) kayıt altına alınmasına izin vermiş olması, Ebu Hureyre’nin hadis toplama ve rivayet etmedeki ihmalkârlığını ortadan kaldırmamıştır. Bu nedenle, Ebu Hureyre’nin bazı ileri gelen sahabe tarafından ikaz edildiği ve dikkatli olması için uyarıldığı, yine bu konulara muttali olanların malumudur. Peygamberimizin (a.s.) kendi sözlerinin de, kayıt altına alınmasına izin vermesi, hadis konusunda kendisini ilgili gören; ne önceki Müslümanların ve ne de bizlerin hoyratlığına gerekçe ve mazeret sayılamaz, sayılmamalıdır… Allah Resulü bu hoyratlığı sezmiş, ya da bizatihi şahit olmuş bulunmalıdır ki, daha o günlerde ‘her kim Allah ve Resulü adına yalan uydurursa, cehennemde ki yerini hazırlansın’ buyurarak, hem o günün Müslümanlarını hem bizleri kısaca ümmetini ikaz etmiş ve çok ciddi olarak uyarmıştır. Fakat ne yazık ki, peygamber fedaisi, sünnet bezirgânı, iftiracı müptezeller korosu hiç boş durmadılar, peygamber adına yalan uydurmaya iştahla devam ettiler…

            Teknik bir bilgiyi burada nakletmeyi gerekli ve dahi faydalı görüyorum. Kur’an için ‘kadim söz’ yani ilk ve eski söz anlamına gelen ‘kelâm-ı kadim’ ifadesi kullanılmaktaydı; sonraki söz, yeni söz için ise, ‘hadis’ sözü kullanılıyordu.

            Peygamberimizin (a.s.) yaşadığı dönem, bu dönemi takip eden ilk yıllarda sünnet kavramının da, hadis kelimesinin de bugün ki anlamıyla kullanıldığına rastlamadım. Bu nedenle diyebilirim ki ilk uydurulan hadislerin başında -sünnet- kavramına ilişkin uydurulan hadis olmalıdır; kullanıldığı yer ise ‘veda hutbesi’ başlığı altında verilen metindir. Şöyle ki; veda hutbesi metni veya metinleri hakkında ciddi bilgi ve araştırması olanlar bilirler ki, ‘ben size öyle bir şey bırakıyorum ki, ona sarılırsanız asla dalalete düşmezsiniz, o şey Allah’ın kitabıdır’ şeklindeki metin daha sonra ‘ben size iki şey bırakıyorum birisi Allah’ın kitabı, diğeri benim sünnetimdir…’ şekline sokularak, hem sünnet kavramı ilk kez kullanılmış oluyor, hem de ilk ciddi bir hadis uydurulmuş oluyordu. Daha sonra bu ikinciyle yetinmeyenler ‘’ehl-i beyti‘’ ilave ettiler, yarın dördüncüsünü, beşincisini ilave etmek için sıra bekleyenlerin kimler olduğunu varın siz düşünün. Dilin kemiği yoksa yalan uydurmanın da sınırı yoktur. .

            Allah Kur’an’a denk ve benzer söz getirin diye inkârcılara meydan okuyor, inkârcılar çaresiz kalıyor ama; Kur’an’a inandıklarını ve Müslüman olduklarını iddia eden bazı gafiller, Allah’ın çağrısını karşılıksız bırakırlar mı? Elbette bırakmazlar, hemen, Kur’an’a denk, benzer, kimilerine göre ise Kur’an’a tercih edilmesi gereken ‘SÜNNET’ kavramını ihdas edip tedavüle koydular. Tam bir tuzak, Kur’an mı, sünnet mi, yoksa ikisi mi, çık işin içinden çıkabilirsen.

            Sünnet ve Hadis kavramları ümmet (İslâm Milleti) arasında fitne ve tefrika aracı olarak kullanılmaması için, mutlaka yeniden tarif edilmelidir. Bu günkü tarifleri orta yerde durdukça, birilerinin bazı Müslümanları ‘sünnet düşmanı, peygamber düşmanı’ olarak hedef gösterme alçaklığı devam edecektir; aynı zamanda, birilerinin de bu zalimce ithamlar karşısında öfkelenerek ‘ bize Kur’an yeter’ diyerek saçmalamalarına sebep olacaktır; nitekim bunlar olan biten şeylerdir..

            Sünnet bu günkü haliyle, Kur’an alternatifi, Kur’an’ın yardımcısı, Kur’an’ın açıklaması şeklinde sunulmaktadır; oysa Kur’an’ın ne yardımcıya ne de açıklamaya ihtiyacı bulunmamaktadır.  Hiç kimsenin kendi bilgisizliğini, yetersizliğini, cehaletini Kur’an’ın mubin bir kitap olmadığına gerekçe olarak kullanmaya hakkı yoktur.

            Tevhit mücadelesi yaptıklarını söylediğiniz hiçbir peygambere tevhide aykırı sözleri reva göremezsiniz. Fitneyi ortadan kaldırmak için gönderilen İslâm dininin, ona inanlar arasında fitne unsuru olarak kullanmaya izin verilmemelidir; bu yol kesinlikle kapatılmaya çalışılmalıdır.. Kapınız açıksa, ya içeride bir şey yoktur, ya da siz hırsıza buyurun demişsinizdir..

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 10
Bugün : 865
Bu Ay : 4309
Toplam : 4309

Son Eklenen Firmalar

Nas çelik para kasası

FİRMA DETAYI

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom