Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Akıllı oldukları için bütün silahları geri tepiyor

Akıllı oldukları için bütün silahları geri tepiyor
  

Cemal Kaşıkçı’nın bir evrak için gittiği Suudî Arabistan İstanbul konsolosluğundan kaçırılıp götürüldüğü konsolosun evinde öldürülmesi olayı, dünyaya egemen olmak isteyen haydutlar çetesinin, kalleş, alçak, acımasız, vicdansız, ahlâksız, ilkesiz, insanlıktan nasipsiz siyaset ve tutumlarını göstermektedir.

Aslında bu cinayeti kendilerince kusursuz planladılar. Kaşıkçı kendisine lâzım olan belgeyi ABD’den veya başka bir ülkenin Arabistan konsolosluğundan alabilirdi. Önceden beri tasarladıkları plan üzerine Kaşıkçı’nın İstanbul’a yönlendirildiği anlaşılmaktadır. Cinayetin olma süreci, hızı ve biçiminden anlaşılıyor ki bu plan ayrıntılı olarak yapılmış, gizlenmiş. İşin içinde ABD derin güçlerinin de Mossad’ın da olduğu kuvvetli ihtimal. Nasıl olsa bu terör organizasyonları istediklerini istedikleri yerde ve zamanda yapar, istedikleri olayın üzerini kapatır veya suçu istediklerinin üzerine yıkarlar!

Trump bu işin neresinde? Trump’ın bu işin ticaretini yaptığına dair şüpheler artmaktadır. ABD'de Demokrat Parti'nin ileri gelenlerinden Massachusetts Senatörü Elizabeth Warren, Donald Trump'ı gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın kaybolması olayındaki tavrı nedeniyle eleştirdi. Trump’ın zevahiri kurtarıcı beyanlar verdiğine bakmayın. Olayın örtbas edilmesi için didinip duruyor. Dışişleri bakanı Pompeo’nun apar topar S. Arabistan’dan sonra Türkiye’ye geliş sebeplerinden birinin de bu olay olduğu ayan beyan ortada. Belli ki fena bir telaş içindeler ve belli ki birilerini kurtarmak veya olayı en az zararla kapatmak istiyorlar. Adaletten, haktan hukuktan, özgürlükten yana ve şiddete, teröre karşı oldukları için (!) araştırmaya yana yakıla müdahil olmak istiyorlar.

Araştırmaya katılmak istemelerinin akla gelen ilk iki sebebinden biri izlerin yok edilmesidir. İkincisi veliaht prensten daha fazla para koparmaktır. Diğer taraftan İsrail durup dururken soruşturmada Türkiye’nin bulgularına değil, Suudîlerin açıklamasına itibar edeceklerini söyledi. Durup dururken bu açıklamayı yapmaları işin içinde kendilerinin de olmaları sebebiyle olabilir. Ortada açık deliller, kanıtlar varken nasıl Türkiye’ye inanmazsınız? Ama bu beyan ve girişimlerin hiç biri gerçeği gizlemeye yetmeyecek. Neden mi? O korkunç suçluluğun akılsız tepkisiyle inanmadıkları Türkiye’nin elinde, hiçbir başka anlama ve yoruma meydan bırakmayacak açıklıkta belge ve bilgiler var. Araştırmaya müdahil olmalarının veya polisimizle birlikte savcılığımızın vardığı sonuçları peşinen reddetmelerinin asıl sebebi, işin ucunun kendilerine dokunmasıdır.

Kendilerince her şeyi kusursuz planladılar. Ailesi, halktaki karşılığı, Müslüman oluşu ve ümmet merkezli düşünceleri ile iktidarları için tehlike gördükleri bir muhalif sesten kurtulmakla kalmayacaklar, ölümü üzerinden de Türkiye’yi sıkıştıracaklardı. Eğer suçüstü yakalanmadan bu cinayeti işleselerdi, şimdiye kadar yaptıkları gibi aleyhte bir propaganda yapıp korkunç bir algı oluşturacaklardı. Siyonizmin iç ve dış basınında Türkiye’nin katil oluşundan bahsedilecek, aleyhimize kışkırtmalar yapılacaktı.

Ama bu planları için yanlış bir yer seçtiler.

Kaşıkçının nişanlısının dışarıda kalması kaybolma hadisesini anında ortaya çıkardı. Turan Kışlakçı’nın, olayı anında çözüp dünyayla paylaşması, işin rengini değiştirdi. O gün için köreltildiği veya çalıştırılmadığı anlaşılan kamera sistemlerine rağmen Kaşıkçının cep telefonuna aktarma yapan kol saati, telefonun dışarıda ve nişanlısında olması, havaalanından konsolosluğa kadar kesintisiz görüntü veren mobese kameraları, cinayetin ses hatta görüntü kayıtlarına ulaşılmış olması bütün oyunları bozdu. Suçüstü yakalandılar. Haydutlukları, cinayetleri ortaya çıktı. Şimdi çaresiz bir şekilde Türkiye’ye mecburlar. Konsolosun evinde aramanın gecikmesi, bir gün evvel duvarların boyanmış olması, bunca hengâme arasında konsolosun kaçar gibi Arabistan’a gitmesi ve ardından görevden alınması aslında her şeyi anlatıyor. Daha fazlası da var.

Şimdi olaya müdahil olmak istiyorlarmış. Yeteri kadar müdahil oldular zaten. Türkiye tam da bu cinayete onların ne kadar dahil olduklarını ortaya koyuyor. Sıkıştılar. Türkiye’ye kurdukları komplonun kurbanı oldular, oluyorlar. Tuzakları bozuldu, tuzaklarına kendileri düştü. Neden? Yalanların da hakikatin de er geç ortaya çıkmak gibi huyları vardır da ondan. Şimdi bütün ipler Türkiye’nin elinde. İletişim ve haberleşme çağında istemeseniz de, gizleseniz de her bilgi anında yayılıyor. Bütün dünya gerçeği biliyor artık. Kim katil, kim masum, doğru, kim cani herkes biliyor. Kendi iktidarları için bu haydutça, zalimce yöntemleri hangi zorbaların, hangi diktatörlerin kullandığını gördüler. Bunlar öyle alçak ki, hem katliam yapar hem Müslümanları suçlarlar. Hem cinayet işler hem sizi katil göstermeye çalışırlar. Esasen dünyanın her yerinde açıktan ve fütursuzca işledikleri cinayetleri gizleme gereği bile duymuyorlardı. Her haltı karıştırdıktan sonra barış ve demokrasiden yana bir mesaj verdiler mi tamamdı. Sizi suçlamadıklarına, yargısız infaz yapmadıklarına dua etmeliydiniz.

Ama şimdi iş değişti. ‘Dünya beşten büyüktür’ diyen bir hassasiyet mazlum insanlığın gözünü açmaya, duygularını harekete geçirmeye başladı. Bu irade masada ve sahada her geçen gün güç kazanıyor. Özellikle Suriye’de İdlib üzerinden büyük planlar bozulmaya başladı. Türkiye, İsrail ve ABD’nin kışkırtıcılığına rağmen bu başarıyı elde etmişken rahip Brunson’ın serbest bırakılması ile stratejik sayılacak bir hamle daha yaptı. Kurguya göre rahip Brunson olayına bir de kendi planladıkları gibi sonuçlanan bir Kaşıkçı olayı bindirilince Türkiye dünyanın en belalı ülkesi olacaktı. Tahditler, tehditler, ticari ambargolar peş peşe gelecekti. Tam tersi oldu. Bu cinayete ortak olanlar elbette korkunç bir itibar ve güven kaybı yaşayacaklar. Şimdiden verilmiş sözler, yapılmış programlar, iptal edilmeye başladı bile. Aynısının çok fazlası Türkiye için tezgâhlanmıştı.

Çok akıllı oldukları için bütün silahları geri tepti. Şimdi hamle ve hareket gücü bütünüyle Türkiye’nin elinde. ABD de İsrail de Arabistan da kıvrım kıvrım kıvranıyor. Ne yapsalar da bu işlerden sıyrılsalar. İnanın şu an S. Arabistan Türkiye’ye yalvarıp duruyor. “Aman biz ettik sen etme. Bizi dünyaya rezil etme. Hele Müslümanlara hiç rezil etme.” Zaten Müslüman katili kâfir emperyalistlere teslim olarak rezil olmuşlar olacakları kadar. Şimdi daha az rezil olmanın yolunu arıyorlar. Bulurlar mı? Bulurlar. Bunun nasıl olacağının da akıllı, vicdanlı bir açıklaması yok ama bulurlar. Hiç olmazsa suikast timlerinin veya konsolosun kendi başlarına hareket ettikleri söylenir meselâ. Sonra da bu suça istinaden ortadan kaldırılırlar olur biter. Devletler bağlılarına bazen böyle oyunlar oynar! Şahı korumak için piyonlar devamlı yem olarak verilir. O katiller de karanlık oyunlarda piyon olmalarının son mükâfatını böylece almış olurlar, mevzu kapanır.

Türkiye bu mevzuyu kapatmaz. İlişkilerin fazla gerilmesi de iyi olmaz mı dediniz? O zaman çekilin Suriye’den. Desteğinizi çekin terör örgütlerinden. Başka şartlar da ortaya konur. Kendileri bilir. Ya da… Ya da yine bir gece ansızın geliriz. Canını seven çekilsin. Kendileri bilir.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 10
Bugün : 237
Bu Ay : 3378
Toplam : 3378

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom