Abdullah YEKTA

Abdullah YEKTA

abdullah.abyekta@gmail.com

ENANİYETİMİZ

ENANİYETİMİZ

Bizim herkesimden insanlarımız vardı. Farklı kesimlerde insanların olması bizim için bir zenginlikti. 28 Şubat az çok bize beraber yaşamayı öğretmişti. Üzerimizde sallanan 28 Şubat kırbacı hafifledikçe biz rehavete daldık. Bırakın farklı renklerin verdiği o zenginliğe tahammül etmek bizim gibi düşünmeyen herkesi ötekileştirdik. Düşüncelerimizi ayet ve hadis gibi başkalarına telkin etmeye başladık.  Bizim gibi düşünmeyen kimseleri derneklerimiz, vakıflarımız, okullarımız ve partilerimizin dışına ittik. Bizden olmayanı ötekileştirdik. Ötekileştirdiklerimizle kimsenin ilişki kurmasına müsaade etmedik. Hem ötekileştirdik hem de bize itaat etmelerini istedik.

Bizim gibi düşünmeyen insanları işyeri yönetiminden, parti yönetiminden, vakıf ve dernek yönetiminden hem uzaklaştırdık hem de bize itaat etmelerini istedik. Ayrı bir işyeri açmasına, ayrı bir dernek kurmasına, ayrı bir okul açmasına, ayrı bir parti kurmasına asla müsaade etmedik; çünkü bize göre onların, bizden gayrı açtığı her yer dırar mescidi misali batıldı. Yönettiğimiz yerlerin yönetimine talip olanları hainlikle suçladık, vatan haini, bir avuç kendini bilmez ilan ettik. Onlarla beraber olanları kandırılmış olarak ilan ettik. Oysaki daha önceleri kapı kapı dolaşıp bu ötekileştirmeye çalıştığımız insanları derneğimize, vakfımıza, sendikamıza ve partimize üye olmaları için onlara yalvardık. Onlarla daha güçlü olacağımızı düşünüyorduk.

İnsanların ayrı bir mekânda oturup bir çay içmesini, sıcak bir sohbette bulunmasını dahi bize karşı olabilecek bir eylem olarak düşündük. Bizden alış veriş yapmayanı ve bizim tercih etmediğimiz işyerlerinde alış veriş yapanı ötekileştirdik ve her kesin bu insanlara düşman gözüyle bakmasını istedik.   Hatta bizden farklı bir mekânda Kur’an ve hadis okunmalarını dahi ayrımcılıkla suçladık ve onlara müsaade etmedik.

Müslüman cemaatlerimiz kendi başlarına bir güç olmuşlar. Cemaatin maslahatına, siyasetine aykırı düşünmek ve konuşmak hâşâ dini inkâr gibi büyük bir günah sayılır oldu. Cemaat liderinin sözü, şeyh veya cemaat büyüğü olan hocanın sözü ayet ve hadisten daha fazla geçerli olmaya başladı. Allah’ın ayetini ve peygamberin sözünü tartışabilirsiniz ama liderin sözüne farklı yorum yapma hakkınız dahi yok. 28 Şubat’tan bu yana bozuk para gibi harcadığımız siyasetçi, hoca, işadamı ve gönül adamının haddi hesabı yok.

Bir FETÖ vardı fazla güç zehirlenmesi yaşadı ve nihayetinde kabına sığmadı, kendisini uluslar arası bir güç olarak gördü ve yoldan çıktı gitti.  Bugün Türkiye’de kendi güçlerinin farkına varan ve her gün güçlerini deneyen, güç gösterisinde bulunan ve güç zehirlenmesi yaşayan birçok cemaat var. Bunlar, uçan kuşun dahi kendi emirleriyle uçmasını isterler. Devlet üniversitelerinin, okulların, dini kurum ve kuruluşlarının kendi emirlerinde olmasını isterler. Değişik dernek, sendika, ticaret odaları, hastane vs. her yerin yönetimine hükmetmek isterler. Bunu yaparken de bizim gibi düşünen, bizim giyinen ve bizim emrimizde olan kimseler ancak sayılan yerlere yönetici olabilir ve bu yerleri idare edebilir şeklinde oturmuş gizli ajandaları mevcut.

Bütün bunları yaparken niyetimiz Allah rızasını kazanmak mıydı, elbette ki hayır. Çünkü niyetimiz Allah rızası olsaydı hatalarımıza rağmen Allah, cemaat, dernek ve işyerlerimize bir bereket verirdi. Soframızdaki ekmek bereketlenir, işimiz bol olur ve Müslüman’ca düşünen insan çoğalırdı. Nihayetinde Allah rızası için çalışsaydık, çocuklarımız farklı dünyaların insanı olmazdı; kızımız ve gelinimiz, bizim gibi Müslüman’ca giyinir ve İslam’a göre bir hayat yaşardı. Ama heyhat, 28 Şubat’ta kızlarımızın uğruna hayatını feda edip eğitimlerini yarıda bıraktıkları başörtüsü gitmiş yerine bir aksesuar olan bir bez parçası gelmiş. Başörtüsü aksesuarının haricinde İslamî kıyafetle hiçbir alakası olmayan bir giyim tarzımız söz konusudur.

Bugün İslami cemaat ve derneklerden, dini okullar ve medreselerden, din adamlarından nefret eden bir gençlik söz konusudur. İslami hayat, Müslüman’ca giyim ve kuşam tiksindirici bir hal almış, maalesef. Bunun karşısında İslami cemaat ve dernekler, kurum ve kuruluşlara ne kadar hâkim olabiliriz, derdine düşmüş; bir birbirilerinde ne kadar adam çalabileceklerini planlamaktadırlar. İslam’la ve Müslümanlıkla tanışmayan bir insanı, İslam ile tanıştıracaklarına öteki cemaatten kaç adam koparabilirim, düşüncesi hâkim olmuş maalesef. Sayı çoğalıyor fakat peygamberimizin (sav) dediği gibi sel üzerindeki çer çöp gibi değersiz kalabalık oluşmaktadır. Kendi kendimizi tatmin ettiğimiz bir kalabalık.

Allah korusun, bu manzaranın sonu kesiktir, kısırdır. Kendi kendine soyu tükenen misali bir gelecek va’d etmiyor. Başta eğitimcilerimiz olmak üzere bütün toplum, bu kötü manzaradan sorumluyuz.

Selam ve dua ile

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 9
Bugün : 226
Bu Ay : 17687
Toplam : 50031

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom