Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Küresel emperyalizmin hışmına karşı küresel direniş

Küresel emperyalizmin hışmına karşı küresel direniş

   
Küreselleşmenin iyi anlaşılması, analiz edilmesi gerektiğini söyledim. Çünkü mal ve bilgi akışında sınır ve sınıfların ortadan kalktığı, kolay erişim ve paylaşım imkânlarının düşünemediğimiz kadar arttığı bir dünyada her şeyin şekli de niteliği de değişmiştir. Ekonominin parametreleri, sosyolojinin kavramları, siyasetin, psikolojinin yönü, eğitimin şekli ve içeriği, tartışma ve bilgilenme usulleri, her şey her şey değişmiştir.

Her şeyin değiştiği bir dünyada bizler aynı kalamayız. Bu şartlara teslim olmak veya şartları teslim almak demek değildir. Bizi çepeçevre saran realitelerin farkında olmak, gerçeği görmek demektir. Bu ihtiyaç, varlığımızı ve hayatımızı yeni durumlara göre gözden geçirmek, yeniden düzenleme bilinci ve yöntemi geliştirmek demektir. Bu, gittikçe açılan dünyaya kapalı olmamak, dünyaya açılmak demektir. Varlığımızın ve fıtratımızın esprisine uygun olan da budur. İnsan hiç olmazsa bilmek ister.

Dünya, yaşam alanınız, ufkunuz, hayalleriniz kadar geniş veya dar, açık veya kapalıdır. İnsan, ulaştığı her yeni evrede ve evrende varlığın coşkusunu başka boyutuyla hisseder. Bu hissediş, içimizde var edilmiş bilme ve keşfetme arzusunun, sonsuzluğa, sınırsızlığa yönelik devinimiyle ilişkilidir.

Gittiğimiz her yere kendimizi ve kendimize ait olanı götürür, oradan da kendimize ait kıldığımız başka değerler ediniriz. Kültür bu alışveriş ile var olur, yayılır, genişler. İnsanlık, geniş kültürler ve medeniyetler ortaya koyan bu yayılma ve genişlemenin heyecanı ile canlı, diri kalmış, seçenek ve imkân bolluğuna kavuşmuş, zenginleşmiştir. Kullandığımız aletlerden, aldığımız gıdalara, elbiselere, sanattan, bilime, mimariye, inanca kadar, hayatla, varlıkla ilgili olan her şeyimiz gelişmiş, değişmiştir. Açılar, akıllar, anlayışlar, tarzlar, tutumlar değişmiştir. Diyalektik işleyişe uygun olarak, değiştirdiğimiz dünya dönüp bizi değiştirmiştir, değiştirmektedir. Hatta çoğu zaman inisiyatifimiz dışına çıkacak kadar güç kazanan değişime teslim olmak zorunda kalıyoruz. Burada özellikle toplumsal sorumluluğu olan kişilerin, önceden kestirerek değişimi yönetmesi hayatî bir niteliktir.

Varlığın değişmez hakikatleri, hakikatin değişen gerçekleri ile hayata katılmaktadır. Varlık, her iki unsur veya gerçekliği kendi doğal akışları içinde dengeler. Dünya sürekli döner ama eksen sabit kalır. Hakikatin sabit ve değişken olan doğruları vardır. Sabit değerler olmasaydı savrulma, dağılma yaşanacaktı. Hareket ve döngü olmasaydı da tekâmül olmayacaktı. Kültür ve küreselleşme tarihi, bir yönüyle değişimlerin tarihidir. Bu yönüyle bir olgu olan değişim tarihi, sosyolojik, kültürel bir gerçekliktir. Olgusal gerçeklik zamanın doğrusu demektir; karşı konulamaz, engellenemez. Çünkü kimse zamandan daha güçlü değildir. Kimse zamandan daha geniş ufka, açıya sahip olmamıştır. Bu anlamda her dönemde değişen ölçek ve anlayışlarda bir küreselleşme olgusu yaşanmıştır. Doğu batıdan, bugün dünden böyle haberdar olmuş, etkilemiş veya etkilenmiştir. Biz küreselleşmeyi bir olgu olarak anlıyor ve kabul ediyoruz.

Siz isteseniz de istemeseniz de bir ‘olgu’ olarak küresel olan, hayatın her anına ve alanına girmiştir. Her bir insan küresel bir boyuttan hayata bağlanır olmuştur. Esasen bir ‘olgu’ olarak küresel olanı kabul etmek, hayatın müdahalesiz ve kendi yatağında akışını zorlamamak demektir. Oysa ideolojik yaklaşım küreselleşmeyi bir mecburiyet olarak dayatmaktadır. Mecburiyetmiş gibi gösterilen koşullandırma, kapitalist sömürüyü ekonomik, sosyolojik, kültürel ve siyasal olarak hayatın her alanına hâkim kılma amacıyla yapılmaktadır. Hayatın doğal akışı, kültürlerin kendiliğinden etkileşme düzeni bozulmakta, modernizm küresel hışımla farklılıkları veya kültürü yok eden bir kültür olarak egemen olmaktadır. Bugünün dünyası böyle bir tek tipçi ve yok edici baskının hatta saldırının doğurduğu bir bunalım yaşamaktadır. Karanlık odalarda söz sahibi kimilerinin kafalarına göre kurguladıkları dünya düzenine uymayan veya karşı çıkanlar en yıkıcı, kıyıcı etkileri olan savaşlarla cezalandırılmaktadır.

Bugün dünya küresel bir saldırı altındadır. Küresel bir zulüm, haksızlık, küresel bir gasp, küresel bir ihlal yaşanmaktadır. Ve insanlığın kahır ekseriyeti küreselliği, ülke sınırlarını, kıtaları aşan bu zulümlerle, ıstıraplarla, yoksullukla,  sefaletle tanır ve yaşar olmuştur. İnsanlık küresel bir saldırı altındadır. İnsan hakları, özgürlükler, adalet, yardımlaşma, hak, hukuk, vicdan, kültür, küresel ölçekte saldırı altındadır. Evrensel boyutta maruz kaldığımız zulüm, evrensel bir adalet hareketini zorunlu kılmaktadır. İnsanlığın ortak vicdanı, evrensel sömürüye, haksızlığa, şiddete karşı, evrensel tepki vermelidir. Dünyanın her yerinde dili, dini, rengi ne olursa olsun dünyayı ortak paylaştığını bilen, tek başına iyi olunamayacağını, tek başına iyi kalınamayacağını bilen herkes, her kurum, haklı tepkilerini örgütlü olarak ortaya koymalıdır.

Önceki yazımda Eğitim-Bir Sen’in İstanbul’da 77 ülkeden davetlilerin katılımı ile gerçekleştirdiği ‘Küreselleşme, Eğitim ve Sendikalar’ konulu uluslar arası sempozyumdan bahsetmiştim. Bu yazılarda sizinle paylaştığım düşüncelerin çoğu bu sempozyumun katılımcı ve konukları tarafından ifade edildi. Genel Başkan Ali Yalçın’ın ‘Ten renklerimiz farklı olsa da terimizin rengi aynı. Göz renklerimiz farklı olabilir ama gözyaşlarımızın rengi aynı’ özlü sözleriyle ifade ettiği içerik, hemen herkesçe benimsendi. Genel Başkan Vekili Latif Selvi’nin küreselleşmeyi olgu ve ideoloji bağlamıyla ele alması, zihni bir temel tutumu belirledi: “Bir olgu olarak küreselleşme, kültürlere birbirini tanıma imkânını verirken; bir ideoloji olarak küreselleşme, belli bir algı ve anlayışı yaymayı amaçlamaktadır” diyen Selvi şöyle devam etti:  “Bugün küreselleşmenin ideolojik etkisiyle dünya hızla tek tipleşmektedir. Aynı kavramlar, aynı modeller, aynı tarzlar, aynı akım, aynı moda, aynı gıdalar, aynı yollar, aynı araçlar, arabalar, aynı eşyalar, aynı mimariler. Bütün bu aynılıklar aynı standardizasyonla aynı insanı, aynı düşü, düşünceyi ortaya çıkarmaktadır. Globalizm denilen küreselleşme ideolojisi, insanı seçeneksiz bırakan bir dünya icat etmiştir”

Arjantin’den Kazakistan’a Rusya’dan Gana’ya, Senegal’e, Estonya’dan Filistin’e kadar her katılımcı, yaşadığımız son sıcak gelişmelerle de ilgili olarak, Siyonist mahiyetteki küresel kuşatmaya açık bir tepki verdi.  

Bu toplantı beni fazlasıyla heyecanlandırdı. Kültürlerarası gerçek iletişim, etkileşim ve elbette gerçek bütünleşme böyle sağlanır. Bu tarz ve tonda çabaların etkisi, düşünemeyeceğiniz kadar fazladır. Eğitim-Bir Sen büyük bir başarıya imza atmıştır.

Tebrik ediyor, başarılı çalışmalarının devam edeceğinden kuşku duymuyorum.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 3
Bugün : 80
Bu Ay : 17741
Toplam : 26999

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom