Prof. Dr.  Mehmet Kubat

Prof. Dr. Mehmet Kubat

mehmetkubat@gmail.com

EKONOMİK DARBEYE KARŞI DİRENİŞE DEVAM

EKONOMİK DARBEYE KARŞI DİRENİŞE DEVAM

 

Emperyalistlerin petrol başta olmak üzere yeraltı ve yerüstü kaynakları bakımından oldukça zengin bir konumda olan Ortadoğu coğrafyası üzerindeki emelleri bilhassa son iki asırda hız kesmeden devam etti…

Batılıların bu coğrafyada tesis ettikleri sömürü düzeni, daima emperyalist emellerine hizmet etti…

2002 yılında Ak Parti’nin iktidarına kadar Türkiye’de de aynı sömürü düzeni hâkimdi. Her 10 yılda bir darbelerle önü kesilen, ekonomik krizlerden ötürü bir türlü belini doğrultamayan, yalnızca 1 milyar dolar kredi için IMF’nin kapılarında el avuç ovuşturan, sömürgecilerin politikalarına mahkûm, batılıların kuklası haline getirilen bir ülkeydi Türkiye…

Türkiye, borç yükünün altında inim inim inleyen bir konumdaydı. Nitekim Türkiye 1980-2007 yılları arasında 1.2 trilyon dolardan fazla iç ve dış borcun altına sokulmuştu. Bilindiği gibi en büyük borçlanma 2001 krizi sonrasında, Cumhuriyet tarihinin rekor faizi ile “kurtarıcı” rolüyle ithal edilip ekonominin başına getirilen Kemal Derviş tarafından 57. Hükümet’e yaptırılmıştı…

Türkiye, 1980 darbesini takip eden 27 yıl içinde 400 milyar dolardan fazla sadece faiz ödemek zorunda kaldı. En yüksek faiz 2001 yılında yapılan “borçlanmalar” sonucu 2001-2004 arasında ödendi.

Ancak 2002’den itibaren Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki Ak Parti hükümetleriyle Türkiye bölgede hızla yükselişe geçti…

Türkiye siyasal istikrar ve Müslüman halkları birleştirici potansiyeliyle Ortadoğu’nun lider ülkesi haline geldi.

Bilhassa Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu toplantısında İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e tarihi ayar vererek “One Minute!” çekmesinden sonra Erdoğan “Davos’un Fatihi ve Kahramanı” olurken, Türkiye Ortadoğu’nun lideri konumuna yükseldi…

“One Minute!” çıkışı Türk-Arap ilişkilerinde de bir dönüm noktası oldu. Nitekim “One Minute!” bir anda Türkiye’yi, başta Filistin halkları olmak üzere, bütün mazlum ve mağdurların hâmisi konumuna yükseltti!

Ayrıca Türkiye ekonomik başarısı ile de kısa zamanda önemli başarılara imza atan bir ülke haline gelmeye başladı. Nitekim 14 Mayıs 2013’te Hazine 19. Stand-by çerçevesinde IMF’ye yaklaşık 422,1 milyon ABD doları anapara ödemesi yaptı. Böylece Türkiye, 52 yıldan beri borçlu olduğu IMF’ye borcunu sıfırladı.

Borcunu tamamen bitiren Türkiye, bundan böyle IMF’den borç alan değil, IMF’ye borç veren ülke konumuna yükseldi...

İşte ne olduysa tam da bundan sonra oldu…

Türkiye’nin IMF’ye borucunu sıfırladığı 14 Mayıs 2013’ten 13 gün sonra, 27 Mayıs 2013’te, Taksim Gezi Parkı’ndaki boş alanda yapımı düşünülen Topçu Kışlası için bölgedeki birkaç ağacın kesilmesi ve yerine yaklaşık 150 ağacın dikilmesi bahane edilerek hükümeti devirmeye yönelik bir kalkışma başlatıldı.

Görünürde hedef Erdoğan ve hükümetin devrilmesi olsa da, Gezi Kalkışması, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik bağımsızlığına yönelik çekilen esaslı bir operasyondu…

Ardından 17/25 Yargı Kumpasları devreye sokuldu. Paralel bir örgütlenme biçimiyle başta siyaset, mülkiye, adliye, maliye, askeriye ve emniyet olmak üzere gizlice devletin tüm kılcal damarlarına sızan ABD ve Batı’nın paravan örgütü FETÖ/PDY, gerçek yüzünü Aralık 2013’te gösterdi. FETÖ/PDY’nin "Erdoğan ve hükümete ilk darbe girişimi" olan 17-25 Aralık Yargı Kumpasları, her ne kadar yolsuzluk parolası ile başlatılmış olsa da, temel hedef Türkiye’yi ABD, batı ve IMF’ye yeniden mahkûm etmeye yönelikti…

Ve nihayet 15 Temmuz hâin darbesi yürürlüğe sokuldu. Türkiye, Anadolu’daki bin yıl boyunca hiç tanık olmadığı belki de en alçak ihanet girişimi ile karşı karşıya kaldı. ABD ve topyekun Batı, FETÖ/PDY üzerinden ülkemize açık bir saldırı gerçekleştirdi. Elli yıl boyunca Batılı istihbarat teşkilatları tarafından devletin en kritik mevkilerine sızdırılan hain FETÖ/PDY Terör Örgütü mensupları, Türkiye Cumhuriyeti’ni rehin almaya kalkıştı.

15 Temmuz hâin darbe girişimiyle hedef, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı devirip, devleti işlemez hale getirmek, ardından milleti birbirine kırdırmak ve Türkiye’yi bölüp parçalamaktı…

Bu kalkışma ile aslında Türkiye, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın parçalanmasına benzer bir yok oluşa mahkûm edilerek Suriyeleştirme süreci başlatılmak istendi. Ancak egemen güçlerin hiç ama hiç hesap edemediği bir mucize gerçekleşti. Bu azîz millet, Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla harekete geçti ve birkaç saat içinde Türkiye’nin her köşesinde yüz binler sokaklara döküldü. İnsanımız tankların önüne yattı ve kurşunlara göğsünü siper etti. Yaşlılar, gençler, kadınlar kurşunlara meydan okudu ve deyim yerindeyse tarihin akışını değiştirdi. Bu millet Çanakkale ruhu ile yeniden dirildi...

Bu hain kalkışmanın bilançosu ağırdı. 251 kişi şehit oldu, 2 binden fazla vatandaşımız ise yaralandı…

Türkiye, darbe girişimi karşısındaki kararlı direnişiyle dış aktörlerin oyununu bozarken İslam dünyası ve mazlumlar için de bir umut ışığı olduğunu bir kez daha gösterdi.

Başta ABD olmak üzere neredeyse bütün Batı’nın desteklediği bu kalkışma ve kumpas hareketlerinin tümü Recep Tayyip Erdoğan’ın sergilediği dik duruşu, azmi, sağlam irâdesi, güçlü iktidarı ve en önemlisi de milletimizin kararlılığı sayesinde başarısız oldu…

Son günlerde ABD’nin Rahip Brunson adlı casusu bahane ederek ekonomik anlamda Türkiye’yi yeniden bir krize sokmayı denediği dikkatlerden kaçmıyor…

Belli ki bu kez ABD, toplumun en hassas olduğu konuyu yani ekonomiyi istismar ederek Erdoğan’ı diskalifiye etmeyi ve Türkiye’yi yeniden Batı emperyalizmine mahkûm etmeyi amaçlıyor…

ABD, 15 Temmuz’da tankla, tüfekle yapamadığını bugünlerde dolar kuruyla, döviz ataklarıyla yapmaya çalışıyor…

Geçtiğimiz hafta doların 7 TL’nin üzerine çıkarılma girişimi bu çabanın açık bir sonucudur…

ABD bu kez, hiçbir ekonomik gerçekliği olmayan, ekonomik temele dayanmayan, tamamen spekülatif yollarla dövizi aşırı yükselterek başta benzin, mazot, doğal gaz ve elektrik fiyatları olmak üzere bütün gıda ve diğer ürünlerde fiyatları tavan yaptırıp milleti canından bezdirmeyi hedefliyor…

Bunun sonucunda da vatandaşı Tayyip Erdoğan ve iktidar aleyhine tavır almaya zorluyor. Böylece 24 Haziran seçimlerinden başarıyla çıkan Erdoğan’ı can damarından vurmayı amaçlıyor.

Asıl hedef, yalnızca Erdoğan’ın şahsı değil tabii ki…

Peki nedir asıl hedef?

ABD, aslında bu son atakla biraz da 15 Temmuz’un parmak izlerini silmek istiyor. Bu hususu bir kaç maddede özetleyerek dikkatlerinize sunmak istiyorum:

1. Bilindiği üzere 15 Temmuz hain darbe girişimi günü, İzmirli Musevi bir ailenin çocuğu olarak İstanbul’da dünyaya gelen, daha sonra ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Politika Planlama Bölümü’nde Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs ve Irak üzerine çalışan ABD’li profesör Henri  Barkey’in de aralarında olduğu çoğu yabancı 17 ismin Büyük Ada’daki Splendid Otel’de gizemli bir toplantı yaptığı ajanslara düşmüştü. Yani sözün özü 15 Temmuz gecesi CIA yine mesaideydi!..

2. Yine FETÖ/PDY ile bağlantıları ortaya çıkan Metin Topuz adlı şahsın, ABD Büyükelçiliği’nden FETÖ’yü yönettiği istihbarat birimleri tarafından iddia edilmişti. Nitekim 17-25 Aralık kumpasını gerçekleştirdikleri iddia edilen polis müdürleri ve firari savcı Zekeriya Öz ile yoğun irtibatı tespit edilince tutuklanarak cezaevine gönderilen ABD İstanbul Başkonsolosluğu çalışanı Metin Topuz’un Zekeriya Öz’e Beşiktaş Adliyesi’nde çalıştığı dönemde gizli tanık ayarladığı gazetelerde yer almıştı.

3. Ayrıca 15 Temmuz’da İncirlik’ten havalanan tanker uçaklarının, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, TBMM ve Özel Harekât Daire Başkanlığı’nı bombalayan savaş uçaklarına 20 kez yakıt ikmali yaptığı gazetelerin ilk sayfasından duyurulmuştu.

4. Yine ABD merkezli özel istihbarat ve araştırma kuruluşu Stratfor’un, 15 Temmuz’daki hain darbe girişimi esnasında Tayyip Erdoğan’ın uçağının koordinatlarını paylaşarak FETÖ’cü darbecilere adeta rehberlik ettiği iddia edilmişti. Olay gecesi Erdoğan’ın uçağının koordinatlarını dakika dakika yayınlayan Stratfor, bu bilgilere nasıl ulaştığına ve neden duyurduğuna dair makul bir açıklama da getirememişti.

5. Evet, ABD en son, ajan olduğu konusunda kuvvetli veriler bulunan Rahip Andrew Brunson üzerinden Türkiye’yi köşeye sıkıştırarak 15 Temmuz’daki parmak izlerini silmek istiyor…

Türkiye’ye yönelik gizli-açık yaptırım uygulayan tek ülke ABD değil tabii ki… ABD’nin aksında yer alan İsrail ve topyekûn Batı Bloğu da aynı istikamette hareket ediyor…

Peki, ABD ne istiyor Türkiye’den?

Doların düşmesi, döviz ataklarının son bulması için ne yapması gerekir Türkiye’nin?

Türkiye ne yaparsa bu tür krizler son bulur?

Mesela Türkiye Rahip Brunson’ı serbest bırakırsa dolar/döviz düşer ve bu kriz çözülür mü?

Tabii ki hayır!

ABD, İsrail ve Batı bloğu, çok açık ve net bir biçimde şu hususları dayatıyor Türkiye’ye:

1. Suriye’den koşulsuz olarak çıkın,

2. PYD/PKK’yı tanıyın,

3. Hem Suriye’nin Kuzey’ini hem de Güney Doğu’yu PKK’ya şartsız teslim edin,

4. FETÖ/PDY mensuplarını serbest bırakın,

5. Rusya’dan S300 füzelerini almaktan derhal vaz geçin,

6. Çin, Rusya, İran ile bütün ilişkilerinizi kesin,

7. İslâm ülkeleriyle işbirliğini bırakın,

8. ABD’nin aksından asla çıkmayın,

9. Yüzünüzü tekrar Batı’ya dönün,

10. Yeniden IMF’den borç alın…

Vs. vs…

Türkiye ABD, İsrail ve Batı bloğunun bu ve benzeri bütün isteklerini harfiyyen yerine getirmedikçe; insan hakları, özgürlük, hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerler uğruna ne kadar uğraş verirse versin, muasır medeniyet yolunda ne denli çaba harcarsa harcasın ve ekonomik anlamda da ne kadar ilerlerse ilerlesin, kısacası ağzıyla kuş tutsa dahi, krizler son bulmayacaktır!..

Herkesin malumu olduğu üzere bu istekleri kabul etmek demek, kelimenin tam anlamıyla mandacılığın kabulü ile eş anlamlıdır!..

Hedef ekonomik refah, büyüme, başörtüsü, İmam-Hatip Liseleri başta olmak üzere Ak Parti’nin 17 yılda mazlum ve mağdur halklar lehine sağladığı bütün kazanımları tümüyle yok etmeye yönelik açık bir savaştır…

Ekonomik hiçbir bir temele dayanmayan Trump yönetimi tarafından keyfî ve haksız yere başlatılan bu ekonomik savaş, her açıdan büyüyen Türkiye’nin birliğine, beraberliğine, ekonomik ve sosyal kalkınmasına yöneliktir…

Bilinmelidir ki bu savaş, yalnız Erdoğan’a karşı başlatılan bir savaş da değildir. Bilakis bu savaş, yüzünü Türkiye’ye dönen bütün mazlum ve mağdurlara karşı yapılan bir savaştır…

Bu savaş, emperyalistlerin bütün ümmete yönelik sürdürdükleri küresel bir savaştır…

Ama başaramayacaklar…

Nitekim başaramayacakları da belli oldu…

Duyarlı sanayicilerimizin, işadamlarımızın, esnafımızın, çiftçimizin, kısacası bütün halkımızın dolar bozdurmak için döviz büfeleri önünde kuyruğa girmesi, oynanan küresel oyunun farkına vardıklarının açık göstergesidir…

Uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayan ve gücün verdiği şımarıklıkla her geçen gün adeta bir “Haydut Devlet” gibi hareket eden ABD’nin, bu son yaptırımına karşı da Cumhurbaşkanımız, devletimiz, milletimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve iş dünyamızla, hep birlikte, ümmet şuuruyla hareket ederek, bu saldırının da üstesinden geleceğiz…

Bizler biliyoruz ki, bugün sözde papaz gerçekte ajan Brunson bahanesiyle ekonomi üzerinden Türkiye’ye çekilen operasyon, aslında yeni bir operasyon değildir. Gezi Kalkışması, 17-25 Aralık Yargı Kumpası, Güneydoğu’da başlatılan Çukur Eylemleri ve nihayet 15 Temmuz Hain Darbe Girişimi, birbirlerinin devamı olan ve aynı odaklarca çekilen operasyonlardır.

Türkiye diğer operasyonları nasıl bertaraf ettiyse, son günlerde devreye sokulan dolar operasyonunu da savuşturacaktır ve bu krizin de üstesinden gelecektir evelallah!..

Artık Türkiye eski Türkiye değildir…

Türkiye üzerinde operasyon yapılacak, ameliyat yapılacak bir ülke de değildir…

Bilakis Türkiye bu krizden daha da güçlenerek çıkacak ve yoluna devam edecektir…

Benim buna inancım tamdır…

Çünkü tarihin Firavunları bu millete diz çöktüremedi!..

Modern Firavunlar ise bu millete asla ve kat’a diz çöktüremez!..

mehmetkubat@gmail.com

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 326
Bu Ay : 18716
Toplam : 27974

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom