Muhammet KARACAN - UMUDA AÇILAN KAPI 2.BÖLÜM - Malatya Haber Portalı - malatya haberleri
Muhammet KARACAN

Muhammet KARACAN

mhmmd.krcn@gmail.com

UMUDA AÇILAN KAPI 2.BÖLÜM

UMUDA AÇILAN KAPI 2.BÖLÜM

 

Şeyh:

   -Gitme vakti, dedi arkasını dönerek.  Bu sırada sokağın başından gürültü duyuldu. Zırhlı bir araç hızlıca sokağa giriş yaptı.dışarı çıktılar. Kamyonetin şoförü el işaretiyle çabuk olmalarını söylüyordu. Önce valizleri kamyonetin kasasına yerleştirdiler. Sıra ile Adeviye Hanım bindi önce. Askerler evlere girip çıkıyordu. İsmail kamyonete binmek için annesinin uzattığı eli tuttu. Hızlı bir hareketle o da bindi. Kamyonet hareket etmişti. Tam bu sırada bir İsrail askerinin sesi duyuldu:

   -Durun bir yere kaçmayın dedi ve dipçik darbesiyle Şeyh Ecved’i yere düşürdü. İsmail babasının yere düştüğünü gördü. Baba diye haykırdı. İnmek için yeltendi. Yere düşen şeyh, İsmail’e baktı.

   -İsmail oğlum annen sana emanet. Bir gün buluşacağız, dedi.

            Annesine sarıldı. Şimdi  ne olacaktı. Hiçbir fikri yoktu. Adeviye Hanım öksürüyordu. Ayrılık ona hiç iyi gelmemişti. Hastalığı nüksetmeye başlamıştı. İsmail boş boş etrafı izliyordu. Babası aklından çıkmıyordu. Kendileriyle birlikte üç-dört aile daha vardı. Bir bebek ağlamaya başladı. Bu ses İsmail’i kendine getirdi. Kentten çıktıktan dört beş  saat sonra kampa geldiler. Kamp uluslararası yardım kuruluşları tarafından insanların yiyecek, sağlık vs. ihtiyaçlarını karşılıyordu. Büyük bir sahra hastanesi kurulmuş. Cerrahi ameliyatlara kadar yapılıyordu. Buradaki doktorların çoğu Türkiye’den gelen gönüllülerdi. Burada yardıma muhtaç insanlara ulaşıyorlar, ilimlerinin zekâtını bu şekilde veriyorlardı. Şoför Abdullah, İsmail ile birlikte Adeviye Hanım’ın koluna girmiş, sahra hastanenin önüne getirmişlerdi. Durumu kötüydü, bir sedyeye yatırdılar. Güler yüzlü gençten bir doktor sedyenin başına gelerek Adeviye Hanımı süzdü. Abdullah’a dönerek nereden geldiklerini sordu. Abdullah El-Halil den geldiklerini, kadının yolda rahatsızlandığını söyledi. Doktor, eliyle prefabrik binanın en sonunu göstererek hastayı oraya götürmelerini söyledi. Abdullah sedyeyi sürüyor, İsmail’de annesinin elini bırakmıyordu.  Adeviye Hanım sayıklıyordu. Her inlemeyle babasının sesi İsmail’in kulağında yankılanıyordu. ’Annen sana emanet’. Prefabriğin sonuna geldiklerinde Abdullah gitmesi gerektiğini söyledi. Doktor da peşi sıra geldi. Etraftaki hemşerilere birkaç talimat verdikten sonra İsmail’e dönerek:

  -Annenin adı ne? diye  sordu. -Arkadan onları izlemiş ve Adeviye Hanım’ın İsmail’in annesi olduğunu anlamıştı. İsmail:

  -Adeviye diye cevap verdi. Şaşırmıştı. Doktor belli ki Arap değildi  ama Arapçayı da bir hayli iyi konuşuyordu. İsmail adını sordu ‘Süleyman’ diye cevap verdi doktor. Türküm. Bunu duyunca İsmail’in gözleri büyüdü. Filistin’de Türkleri çok severlerdi, bu topraklar yıllarca Osmanlı yönetiminde huzur içinde yönetilmişti. Doktor bir daha Adeviye Hanım’ı kontrol etti. Durumunda bir değişiklik yoktu. Sayıklaması kesilmiş baygın vaziyetteydi. Bir kez daha hemşirelere talimat verdikten sonra elini İsmail’in omzuna attı:

   -Ee genç adam! Annenle ilgilenecekler, gel bakalım biraz dolaşalım’ dedi. Birlikte yürüdüler.

   -Söyle bakalım senin adın ne? dedi Doktor Süleyman.

   -İsmail  diye cevap verdi.

        El Halil’de yaşanan olaylardan sonra kampa gelmek zorunda olduklarını söyledi. Süleyman bu genci sevmişti. Yıllardır tanıyormuş gibi bir his ile dolmuştu gönlü İsmail’i kardeşi saymıştı. Birlikte yürüdükten sonra Doktor Süleyman hastaneye dönmesi gerektiğini söyledi. Kendisinin gidip biraz dinlenmesini daha sonra annesini ziyaret edebileceğini söyledi İsmail’e

    Doktor hastaneye dönerken İsmail’in durumu aklından çıkmıyordu. İsmail; efendi, zeki bir gençti. İsmail’e söyleyememişti ama annesinin durumu da iyi değildi. İsmail tek başına kampın yollarını arşınlarken zihninde bir ses dolaşıyordu. ‘Evlat annen sana emanet. Bir gün buluşacağız.’ Babasının bu sözleri ona hem hüzün hem de ümit veriyordu. Elbette bir gün buluşacaklardı! Bu düşüncelerden :

     -SelamunAleyküm’ sesi ile sıyrıldı.

     -Aleyküm Selam’ dedi.

        Karşısındaki orta yaşlı, sakalları hafifçe ağarmış olan adam yanına yaklaştı. Tokalaştı.

-Adım Abdülaziz, hoş geldin, dedi Adam. O da:

-Hoş bulduk ,bende İsmail diye cevap verdi. El Halil’den annesi ile birlikte geldiklerini söyledi. Abdülaziz babasını sordu. Tok bir sesle:

-Şeyh Ecved’in oğluyum’ dedi. Şeyh Ecved ismini duyunca Abdülaziz  tebessüm, şaşkınlık içinde: Sen şeyh Ecved’in oğlumusun ?dedi.

Şeyh direniş içerisinde çok duymuştu. Bir kaç defa da görme fırsatı bulmuştu.- Evet ben Şeyh Ecved’in oğluyum dedi İsmail. Babasının şehirden ayrılmadığını söyledi. Abdülaziz İsmail’i prefabriğe  kadar götürdü ve bir isteği olursa kendisini bulması gerektiğini söyledi. Prefabrik bir oda büyüklüğündeydi. İki kişinin kalabileceği büyüklükteydi. İsmail yatağa uzandı ve uyuyakalmıştı. Uyandığında yatsı ezanı okunuyordu. Kalkıp abdest aldı. Bu sırada Doktor Süleyman geldi.-İsmail’in kaldığı yeri Abdülaziz’den öğrenmişti.-Selam faslını geçtikten sonra doktor İsmail’e annesinin durumunun pek de iyi olmadığını söyledi metanetli olmalıydı. O gece boyunca İsmail annesini düşündü.

2.BÖLÜM SONU

Devam edecek..

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 1
Bugün : 1
Bu Ay : 1
Toplam : 1

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom