Muhammet KARACAN

Muhammet KARACAN

mhmmd.krcn@gmail.com

UMUDA AÇILAN KAPI

UMUDA AÇILAN KAPI

 

Sanki İsrafil sura üflemiş. Kıyamet kopmuştu. Bir grup Yahudi yerleşimci İbrahim El-Halil Camii’nin terasına ve batı duvarına işgal rejimi bayrağı asmıştı. Zaten meydana geleceği günler öncesinden beklenilen olayların kıvılcımı olmuştu bu yaşanılanlar. Kentte topyekûn bir intifada hareketi başlamış ve El- Halil sakinleri kent merkezine akın ediyordu. Bu toprakların gerçek sahiplerine yapılan zulüm artık haddi aşmış siyonistler alçak yüzlerini bir kez daha göstermişlerdi. Filistin genelinde işgal güçleri baskılarını artırmış Mescidi-Aksa’daki kazı çalışmalarına hız vermişlerdi. El Halil kentinde yaşanan bayrak olayı bardağı taşıran son damla olmuştu. İnsanların akın akın toplandığını gören İsrail askerlerinde telaş baş göstermiş, kent merkezi birkaç dakika içerisinde askeri araçlarla dolmuştu. Tepeden tırnağa teçhizatla donanmış askerler şaşkın gözlerle akan insan seline bakıyordu. İbrahim El-Halil Camii’nin önünde toplanan mahşeri kalabalığın gürültüsü bir haykırışla bıçak gibi kesildi. İnsanlar sesin geldiği yöne baktıklarında duruşuyla güven veren Şeyh Ecved’i gördüler. Şeyh Filistin direnişinin önde gelen kişilerindendi. Yıllarca Siyonist cezaevlerinde akıl almaz işkencelere maruz kalmış öz yurdunda parya olmuştu. Siyonistlerle yapılan mahkum takasında serbest kalmış ve El-Halile geri dönmüştü. Eli açık, yardımsever kentte sevilen sayılan bir insandı. Şeyh Ecved kalabalığı yara yara caminin kapısına kadar yürüdü. Yüzünü insanlara dönerek:

   -Ey Müslüman kardeşlerim gün birlik olma günüdür. Bugün bir kez daha Siyonist İsrail’in zulmünü ve kalleşliğini gördük. Bizler bu toprakların gerçek emanetçileri olarak tekrar Allah’ın bize vatan olarak bahşettiği bu toprakları yeniden elde etmeli ve ayaklar altına alınan izzet şeref ve namusumuzu temizlemeliyiz.

      Şeyhin bu sözlerinin bitimini takip eden beş dakika kalabalık sloganlar atarak gökyüzünü inletti. İsrail askerleri toplanan halkı dağıtmak için hamle yaptığında ortalığı bir toz bulutu kapladı. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Gençler ellerin de taşlar askerlere doğru fırlatıyorlar korkusuz ve cesurca. Sokak aralarında devam eden olaylar akşama kadar sürdü. İşgal güçleri ev ev gezip insan avına çıkmışlardı. Şeyh Ecved’in evinin bulunduğu sokağın başından koşarak gelen yirmili yaşlarda bir genç belirdi. Telaşlıydı. Birbirlerini takip eden tarihi evleri geçerek şeyhin evinin önünde durdu. Nefes nefese kalmıştı. Biraz soluklandıktan sonra etrafı kontrol maksadıyla sağa sola bakındı sokakta kimsecikler yoktu. Kapıyı usulca çaldı. İkinci defa vurduktan sonra içeriden:

    -Kim o ?sesi duyuldu. Genç soruya heyecanlı ve tez bir şekilde:

    -Ben Ahmet Mansur, dedi. O sırada kapı açıldı. Şeyh, Ahmet Mansur’u karşısında bu denli telaşlı görünce:

    -Hayrola evlat gecenin bu saatinde ne oldu? dedi.

    -Şeyhim İsrail askerleri çocuk yaşlı demeden insanları gözaltına alıyorlar. Bugün cami önünde yaşananlardan ötürü de sizi arıyorlarmış. Sadece sizi gözaltına almakla kalmaz ailenize de işkence yapılacağından korkarız. Tez vakitte ailenizi şehirden çıkarmalısınız.

        Şeyh genci dinledikten sonra içeri aldı. Evin giriş kapısının sağında bulunan odaya geçmesini işaret etti. Odada bulunan divana oturan  Ahmet Mansur biraz olsun rahatlamıştı. Bu esnada şeyhin oğlu İsmail de meraklı gözlerle kapının arkasında belirmişti. Şeyh, İsmail’i görünce

  -Misafirimize su getir, dedi. Biraz sonra elinde sürahi ve bardakla içeri giren İsmail bir yandan bardağı misafire uzatırken diğer taraftan endişe ve merak dolu gözleriyle Ahmet Mansur’u süzüyordu. Bir süre sonra şeyh oğluna gözleriyle çıkabileceğini ima etti. İsmail elindeki sürahiyi sehpaya bırakarak çıktı fakat iyi şeyler olmadığının farkındaydı. Üstelik bugün yaşanan olayların üzerine Ahmet Mansur’un bu vakitte gelmesi hayra alamet değildi. Evin hol denilen giriş kısmında bulunan koltuğa oturdu. İçerde konuşulanları merak ediyordu. İsmail zeki atik bir çocuktu. Şeyhin tek evladıydı. Allah Hz. İbrahim gibi ona da sadece bir evlat bahşetmişti. Bundan sebeptir ki oğluna İsmail adını vermiş ve onu hayatını da dini ve vatanı için her an feda edecek şekilde yetiştirmişti. İsmail de bunun bilincindeydi. Ahmet Mansur şeyhe gece yarısından sonra bir aracın gelip aile efradını alacağını söyledi. Kentten birçok ailede olacaktı. Araç kentten ayrılarak kampa gidecekti. Orada emniyette olunurdu. Şeyh Ahmet Mansur’un sırtını sıvazladıktan sonra ayağa kalktı. Düşünceli bir şekilde pencereye yöneldi. Yüreğine hüzün çökmüştü. Doğup büyüdüğü bu şehirden tekrar ayrılacak ve bir belirsizliğe doğru yol alacaktı. Bir an daldığı düşüncelerden sıyrıldı. Ahmet Mansur’a dönerek:

   -Evlat! Allah nasip eder bir gün bu güzel şehre özgürce gelir refah içinde yaşarız. Ahmet Mansur’da şeyhin bu duasına tüm içtenliğiyle:

   - Amin dedi. Şeyhten izin isteyerek ayağa kalktı. Şeyh Ahmet’i uğurlamak için peşi sıra odadan çıktı. İsmail oturduğu koltuktan kapının açılması ile irkildi. Ahmet Mansur yaşıtı olan İsmail’e selam vererek kapıya yöneldi. Şeyh onu yolcu ettikten sonra İsmail’e dönerek şehirden gece ayrılacaklarını hazırlık yapmasını söyledi. Daha sonra hanımını uyandırmak için yatak odasına yöneldi.  Adeviye Hanım çoktan uyanmış, hatta valizini hazırlıyordu. Şeyh Ecved şaşırmıştı. Göz göze geldiler. Söylenecek hiçbir söz yoktu. Adeviye Hanım bugün  yaşanan olaylardan haberdardı ,biliyordu ki gelen hicreti haber vermek için gelmişti. Hanımına yardım etti. Yarım saat içerisinde ihtiyaçları olan malzemeleri toparlamışlardı. Ahmet Mansur’un bahsettiği aracın gelmesini bekliyorlardı. Bu arada tüm şehirde olaylar tüm hızıyla devam ediyordu. Yüzlerce kişi gözaltına alınmıştı. İsrail askerleri orantısız güç kullanıyor. Masum halkı sürüyerek zırhlı araçlara dolduruyor ve bir belirsizliğe götürüyordu. Vakit gece yarısına yaklaşıkça şeyhin evinde de hareketlenme oldu. Şeyh EcvedAdeviye Hanım’ı ve oğlu İsmail’i karşısına alarak uzunca baktı ikisine ve :

    -Dua edin Allah’a, bu ayrılığımız daha güzel günlerde buluşmak içindir. Sizler benim gözümün nurusunuz. Başınıza bir musibet gelsin istemem bu yüzden sizleri yolcu edeceğim. Ben El- Halil’den ayrılamam. İsmail babasının elini öptü, Adeviye hanım:

   -Allah bizleri darı beka ayrı koymasın’ diye dua etti gözleri yaşarmıştı. Şeyh hanımının gözyaşlarını sildi duasına amin dedi. Aracın gelmesini bekliyorlardı. Beş on dakika sonra evin penceresinde bir ışık belirdi. Şeyh Ecved kontrol amaçlı perdeyi araladı. Kapının önünde bir kamyonet durmuştu.

 

  Devam edecek…

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 1
Bugün : 1
Bu Ay : 1
Toplam : 1

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom