Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

28 Şubat'çı zorbalar hak ettikleri cezayı almalıdır

28 Şubat'çı zorbalar hak ettikleri cezayı almalıdır

 
21 yıl önce, Türkiye’ye ekonomik, siyasi, kültürel, sosyal alanda vurulan alçak darbelerden biri olan 28 Şubat’ı, tazelenen acılarımızla asla unutmadık, unutmayacağız. Millet iradesine, ülke huzuruna, istiklâline, kalkınmasına kast eden bütün girişimleri reddediyor, tel’in ediyoruz.
 
Aradan geçen 21 yıl sonra 28 Şubat ihanetinin ordu içindeki işbirlikçileri bugün yargı önündedir. Karar duruşması 2 Mart’a ertelendi. Millî irade ve Türkiye hassasiyeti olanların, bu yüzleşmeye ve hesaplaşmaya gösterecekleri ilgiden yana endişemiz yoktur. Adaletin hak ve özgürlük mücadelesini taçlandıracak ve millet vicdanını rahatlatacak mahiyette karar vermesini bekliyoruz. Ayrıca ülke ve millet varlığımıza kast eden bütün ihanet girişimlerinin unutulmayarak, tazelenen, çoğalan bilinçle gelecek nesillere aktarılması hayati önem arz etmektedir. Bu önemi idrak etmemiz sebebiyledir ki, 28 Şubatı tertipleyen şeytani aklın 15 Temmuz saldırısı püskürtülmüştür.
 
28 Şubatta neler oldu?

Yeni ve yaşayan kuşakların bunu bilmesinde, bilenlerin hafızasını tazelemesinde yarar var.
 
Halkımızın inanç, özgürlük ve atılım iradesiyle kararlılığının önüne geçemeyeceğini anlayan küresel karanlık odaklar, 28 Şubat 1997 günü, işbirlikçi taşeronları aracılığıyla, seçilmiş hükümeti her alanda çalışamaz duruma getirerek istifaya mecbur bıraktılar. Askerden, siyasilere, gazetelerden yargıya, odalardan sendikalara, partilere, derneklere kadar sözde sivil toplum kuruluşları, demokrasiye karşı harekete geçmeye zorlandı. Bu işbirlikçi kişi ve kurumların çoğu özellikle de ‘Beşli Çete’ diye bilinenleri vesayetçi anlayışlarıyla zaten darbeye teşneydiler. Toplumu gerip korkutarak darbeye zemin ve gerekçe hazırlama amacıyla uydurma, asparagas haberler servis edildi. Ankara Sincan’da tanklar yürütüldü.
 
Sincan'da yürüyen tanklar, sadece halkın iradesi üzerinden değil, tarihimiz, inancımız, değerlerimiz üzerinden geçirildi. Hayallerimizi, umudumuzu, güvenimizi, inancımızı özetle varoluş iddiamızla güçlü benliğimizi ezmek, yok etmek istediler. 20 yıl sonra artçı saldırısı olan 15 Temmuz darbesi ile başlayan işgal girişimi de esasen felsefe ve ruh olarak 28 Şubatçılarınkiyle aynıdır. 15 Temmuz darbe ve işgal girişimi, bin yıldır ulaşamadıkları karanlık emellerini, her şeyi göze alarak ateş ve kanla gerçekleştirme girişiminden başkası değildi. İstiklâl ve istikbalimizi yok etmeyi amaçladıkları kesin olan 15 Temmuz ihanetinin öncülerinin 28 Şubat destekçileri olması, tesadüf değildir.
 
28 Şubatçı zorbalar, tam manasıyla bir zulüm ve soygun düzeni kurdular. Gasp ettikleri yönetimlerinde faiz ve enflasyon taşınamaz seviyelere çıktı. Sanayi üretimi ve yatırımlar durdu. Ticaret bitti. Sistemli olarak batan veya batırılan bankalarda en az 50 milyar dolarlık soygun yapıldı. Ülkenin bütün maddî ve ekonomik kaynakları ya çalındı, yok edildi veya felç edildi. Ekonomi kümilatif olarak 350 milyar dolar geriledi. Günlük hayatı çok ağır krizlerle etkileyen soygun ve çökertme operasyonlarını ‘çağdaşlık’, ‘laiklik’, ‘Atatürkçülük’ yalanları ile perdeleyip gözden kaçırılmaya çalıştılar. Daha da fecisi sokaktaki satıcıya kadar sanayiciler, işadamları, bürokratlar, üniversite öğretim üyeleri, öğretim görevlileri, öğrenciler, inancını yaşamak isteyen herkes fişlendi. Dini duygu, temayül ve yaşantı suç sayıldı. Bu gayri meşru ve yasadışı gerekçelerle kamu çalışanlarının görevine son verildi. Başörtü ile üniversiteye girmesi yasaklanan kızlarımız okullarından uzaklaştırıldı, onların onur ve istikballeriyle oynandı. Sekiz yıllık zorunlu eğitim ve katsayı uygulaması, birçok dinî, millî, manevî vakıflarla birlikte Kur’an kurslarının kapatılması, verilen brifinglerle yüksek yargı ve gazetecilerin zapturapt altına alınması, kimi basın mensuplarının faili meçhul suikastlara hedef olması, toplum mühendisliği ile manşetlerin yasadışı olarak ihdas edilen ‘Batı Çalışma Grubu’ tarafından atılması gibi birçok sebep ve uygulama, 28 Şubat darbesinin açık bir düşman saldırısı olduğunu ve millî iradeye baskı yapmak üzerinden milli değerlere ve millet varlığına açılmış topyekûn yok etme operasyonu olduğunu ayan beyan ortaya çıkmıştır.
 
28 Şubat, sadece milletin özgür iradesiyle seçilmiş bir hükümete diktatörce heveslerle yapılmış bir darbe değildir. Başta İsrail olmak üzere dış bağlantıları deşifre olmuş ahlâk ve onur yoksulu işbirlikçi zorbalar, bütün ahlâkî, insanî, hukukî değer ve kuralları ayaklar altına alarak güzel ülkemizde iyileşmenin yaşandığı her alanı çökertmişlerdir. Ayağa kalkmaya çalışan bir ülkeye organize bir düşmanlık ve kasıtlı hamlelerle diz çöktürme operasyonu, ancak ve ancak memleket ve millete duyulan husumet, ihanet ve nefret gibi düşmanca duygu ve emellerle açıklanabilir. O nedenle bu darbe tıpkı 15 Temmuzdaki gibi kesinlikle açık bir düşman saldırısıdır. Tarihten silip atma amacı güttüğü için en az ‘bin yıllık’ İslâmî mazimize nispet ve nazire yapılır gibi, bu baskıcı, karanlık dönemin bin yıl süreceği söylenmiştir.
 
Bin yıl sürdüreceklerini itiraf ettikleri öfke ve nefretleriyle milletimizi tehdit edenler, bugün milletimizin sabırla, inançla, azimle doldurduğu tarih sahnesinden bir çırpıda silinip gittiler. Kimse onları hayırla anmıyor, anmayacak. Unutulmanın derin boşluğunda sefil mağlubiyetleri, tarihin ve milletin onlara ilk armağanıdır. Tarih onları ancak yaptıkları zulümlerle anacak ve yazacak. Ancak emperyalizme karşı canı ve kanı ile özgürlük ve demokrasi, daha da önemlisi İslâm mücadelesi veren milletimizin onurlu kazanımının hukuken de tescil edilmesi gerekir. Bu tescil milli benliği, kimlik ve iradeyi taçlandırmış olacaktır. Mahkeme süreci uzun ve belli ayaklar üzerinden sürse de, bugün 28 Şubatın Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı ve dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir’in de aralarında bulunduğu 103 sanığın yargılanıyor olmaları, tarihi önemdedir.
 
Adalet, millet vicdanının beklentilerine uygun ve mağduriyetlere son verecek tarzda tecelli etmelidir. 28 Şubatın yargılandığı bir dönemde 28 Şubatın mağdur ettiği insanlardan hâlâ hapiste olanlar vardır. 28 Şubatın tutuklu mağdurları özgürlüğüne kavuşmalıdır. Kavuşmalıdır ki, hak, hukuk, özgürlük ve demokrasi adına 28 Şubat saldırı ve zulmü sonuçsuz kalsın. Ve bundan böyle kimse bu milletin özgür iradesine zincir vurmaya cesaret edemesin.

Var oluşumuzun temel dayanağı, insanımızın inanç ve iradesine dayanan hak ve özgürlük mücadelemizdir. 28 Şubat zulmünün hayatımızın ve varlığımızın her anında ve alanında yaptığı tahribatı, hep hatırlayacak, unutturmayacak, özellikle genç kuşakların dimağında canlı algıya dönüşmesi için gereken gayreti göstermeye devam edeceğiz.

Bir daha 28 Şubat ve benzeri ihanetlerin yaşanmadığı, hiçbir art ve kötü niyetli kişi ve oluşumun vesayet girişimine cesaret edemeyeceği, her alanda, anlamda ileri, gelişmiş Türkiye’nin aydınlık şafağında buluşmak dileğiyle, aziz milletimize selâm olsun.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 8
Bugün : 424
Bu Ay : 5406
Toplam : 5406

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom