Abuzer Yalçın

Abuzer Yalçın

abuzer-yalcin

Bir zeytin dalını da mahallemize gönderelim

BİR ZEYTİN DALINI DA MAHALLEMİZE GÖNDERELİM

Fırtına ve heyecanın dorukta olduğu zamanlarda kimse kar ve zararı hesaplayamaz. Aynı zamanda hamasi duygular da aklıselim ile hareket etmenin önünde en büyük engeldir. Ülkemiz gezi olayları, 17 ve 25 Aralık, 15 Temmuz gibi arka arkaya birkaç tane badireyi atlattı ve halen terör belasıyla imtihan olmakta olan bir ülkedir. Fakat bizim kimi siyasetçilerimiz, toplumun nabzını elinde tutan ve yönlendiren medya ve aydınlarımız maalesef toplumun hassasiyetini göz önünde bulundurmadan tartışıp konuşmaktadırlar. İnsanî ve usulüne uygun bir dil kullanılmamaktadır.

 Devlet olarak haklı olduğumuz bir noktada hatalı söylem ve kullanılan itici dilden ötürü çoğu zaman haksız bir konuma düşebiliyoruz. Farkına varmadan yanı başımızdaki komşuyu, aynı sokakta beraber yürüdüğümüz, aynı duyguları paylaştığımız insanları, işyerindeki meslektaşlarımızı bu hatalı ve itici dil yüzünden kimi zaman kırabiliyoruz. Tamiri mümkün olmayan husumetler üretebiliyoruz. Teröre karşı tavırlarımız, siyasi tercihlerimiz ve dini birtakım birlikteliklerimiz aynı olmasına rağmen yanlış ve hamasi birtakım duygular yüzünden kardeşliğimiz yıkılıp gitmektedir.

Kimi insanımız tarafı olmadığı halde bazı terör odaklarını savunmak zorunda bırakılmaktadır. Kimileri de insanımızın hata yapmasını, yanlış tercihlerde bulunmasını bekler ki kolaylıkla damgalasınlar. İnsanları ayrıştırmanın peşinde olanlar kimimizin hata etmesini ve ayağımızın kaymasını dört gözle beklerler. 15 Temmuz’dan bu yana siyasi arenada yapılan bu değil mi? Kraldan fazla kralcılar, yada kralın yağdanlıkları kendilerinin dışındaki insanların her zaman hata yapmasını isterler ve bu şekilde insanları harcamanın peşinde olurlar. Siyasette, örneğinkişi AK Partilidir, AK Partinin düşmanı gösterilir. CHP’lidir, CHP’nin düşmanı gösterilir. PKK’lı değildir, PKK’lı gösterilir. İnsanlık onuruna saygılı olunmasını, teröristle terörist olmayanı, insan haklarını savunanla teröristin birbirinden ayrıt edilmesini isteyenler de kimi zaman terörist damgasını yemektedir. PKK ile Kürt’ün birbirinden ayrıt edilmesini, PKK ile mücadele edilirken Kürt insanının onuruna dikkat edilmesini isteyen de PKK damgasını yiyebiliyor.

Olay ve insanların psikolojisini iyi tahlil etmek gerekir. Bu tahlili sıradan hamasi duygularla coşan bir vatandaştan elbette bekleyemeyiz fakat topluma hizmet ettiğini söyleyen bir siyasetçiden, topluma yol gösterme iddiasında olan bir aydından veya gazeteciden bunu beklemek en doğal hakkımızdır. Ülkede dini mercilerde bulunan insanların ayrıştırıcı söylemlerde bulunanları ikaz etmeleri gerekir. Terör bugün var yarın Allah Teâlâ’nın izniyle bertaraf olur gidecektir. Fakat kardeşliğimiz çok önemli olan bir değerdir. Bu değer giderse bir daha geri getirmek mümkün olmayabilir. İslam kardeşliği ve toplum birlikteliği zedelendiği zaman toplum da yıkılmaya mahkûmdur.

 Biz bu dikkatsizliği Irak Kürdistan bölgesinde yapılan referandumda gördük. Aydınlarımız ve siyasetçilerimiz ülke insanının etnik durumunu hiç göz önünde bulundurmadan hamasi duygularla kardeşliği zedeleyen söylemlerde bulunuldu. O süreçte atılan naralar kimi insanları incitmişti. Belki PKK ve terörü besleyen de bu tavırlarımızdır. Yanı başındaki Kürd’ü veya Türk’ü düşünmeden sarf edilen yersiz sözler ve cahiliye ırkçılığını çağrıştıran birtakım söylemler, bu toplumu her zaman ayrıştırmıştır. Onarılması mümkün olmayan derin yaralar açmıştır.

Bugün Kürtler, Türklerden en azından başka dillerin konuşulması ve yazılması; kültür ve folklorlarının hoş karşılanması gibi kendi dilleri, kültürleri ve folklorlarının da hoş karşılanmasını ister.  Bir Türk de aynı zaman da bütün bu söylediklerimiz hususlarda Kürtler tarafından hoş karşılanmasını bekler. Parantez içi söyleyecek olursak bugüne kadar şarkiyatçıların yaptığı kadar T.C. Devleti Kürt kültürü ve Kürt diline bir sempatiyle yaklaşabilseydi Türk-Kürt kardeşliği bugün çok daha iyi bir yerde olabilirdi. Bu durum,  Lazca, Çerkesce, Pomakça, Abhazca, Romanca, Tatarca, Hemşince gibi yaklaşık onca farklı dil  ve lehçe için de geçerlidir.

Bu ülke, yüzde yetmişi göçmen ve aynı zamanda zengin aidiyetleri olan bir nüfusa sahip. Hiç kimse yerli ve saf ırka sahip değil. Devlet soy ağacını kısmen de olsa açtı. İyi de yaptı. Sosyal medya sağ iken dedesini sormayanların ölmüş dedesinin dedesini araştıranların esprileri ile kırıldı. Asıl ilginç olan soy geçmişini öğrenenlerden kimilerinin şaşkınlık yaşamaları. Ama bu durum,  bu toprakların yani Anadolu’nun bir gerçeği. Bu anlamda yanlış bakış açısının neresinde dönülürse o kardır. Toplumumuzun buna şiddetle ihtiyacı vardır.

Konumuza dönersek, Türkiye’nin Afrin’e Zeytin Dalı Hareketini düzenlediği bu günlerde kardeşliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır. Nitekim Afrin meselesi bir gün biter, Türk Askeri yuvasına döner yine Kürt ile Türk baş başa kalır. Yine Türk ve Kürd’ün birbirine ihtiyacı olacak. Dünya bir dakikalık horozun ötmesinden ibaret değildir. Uzun süreli ve geniş düşünmek gerekir. Ne Türk, kardeş olabileceği bir Kürd’ü bir yerlerden ithal edebilir, ne de Kürt, beraber olabileceği bir Türk’ü bulabilir. Bu topraklarda kimse kimseye karşı müstağni değildir. Herkesin birbirine ihtiyacı vardır.

Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. Ektiği ürünü hasat etmeye giderken dahi komşularını ve diğer insanları incitmemeye gayret eder. Savaşın da bir ahlakı vardır. İnsanların onurunu çiğneyerek savaşa çıkılmaz. 2005’lerde Filistin’e füze saldırısında bulunan İsrail’in, din adamları ve çocuklarının medya eşliğinde füzelerin üzerine, füzelerin atılacağı hedeflerin yazılması biz Müslümanlara ağır gelmişti. Biz o hareketi insanlığa hakaret saymıştık. Amerikalı coni ahlaksızca savaşabilir, ateizmi savunan dinsiz bir PYD’li ahlaksızca bir savaşı tercih edebilir fakat Müslüman asla bunu yapamaz. Sosyal medyada yayınlanan videolara baktığımızda aşırı derecede hamasi duyguların hâkim olduğu görülebilmektedir. Irkçı söylemler ön plana çıkmaktadır. Düşmanlık düşmanlığı doğurduğu gibi hamaset de hamaseti doğurur. Nitekim ırkçılılığın ırkçılığı doğurması kaçınılmazdır. Cephede savaşan askerin son derece hassas davrandığını ve savaştığı teröristlere dahi kimi zaman şefkatle yaklaştığını, hatta üşüyen teröriste kabanını giydirdiğini görüyoruz.Askerlerden insan kurtarmaya yönelik müşahede ettiğimiz karelerin yanı sıra geride kalan birtakım cahillerin hamasi duygularla insanlık onurunu çiğneyen ve son derece kırıcı davranışları da yok değildir.

 Allah hepimize aklıselimle hareket etmeyi nasip etsin.Kazanırsan dost kazan, düşmanı anan da doğurabilir, derler.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

abuzer türkmen @aklıseliim

25 Mart 2018 21:01

Allah razı olsun. Herdaim ihtiyacımızın olduğu aklı selime çağrınız çok güzel ve yerinde olmuş.

Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 1
Bugün : 1
Bu Ay : 1
Toplam : 1

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom