Kadir GÜLTEKİN

Kadir GÜLTEKİN

SÜNNET BEZİRGÂNLARI

SÜNNET BEZİRGÂNLARI

            Bu konuyu, yazmaya başlarken, Allah’ın Resulü, son Nebi, Muhammed (a.s.) için, selâm ve salat göndermeyi ayrı bir vazife olarak telakki ediyorum.

         Ey Allah’ın Resulü, sana selâm olsun, ey Allah’ın Resulü senin de, bizlerin de Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Ey Nebi…!  Sen de Allah’ın kulusun, bizler de Allah’ın kuluyuz; sen Allah’ın elçisisin, ancak biz değiliz.

         Ben, müslümanım diyen birini ben, müslümanım diyen herhangi bir kişiyi ‘peygamberi devre dışı bırakıyor, peygamberi inkâr ediyor, peygamberin sözlerini (hadisleri) inkâr ediyor, peygamberin takip ettiği, yürüdüğü yolu, yaşadığı hayatı (sünnet olarak tarif edilen keyfiyeti) inkâr ediyor’ diye suçlamak, müslümanlık iddiasında olan birilerinin yapabileceği en büyük saygısızlık ve de küstahlıktır…

         İmanın şartları, Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanmak diye sıralanır ve devam eder. Herhangi bir kişi, hem müslüman olduğunu iddia eder hem de peygamberi işin içine katmaz ise, o kişinin kitaba yani Kur’an’a inandığını söylemesinin, kıymeti harbiyesi kalır mı? Peygamber yok ise kitap da, yok demektir. Kitap, yani Kur’an yoksa, kâmil manada, Allah da, yok demektir. Bu gidişata göre; ortada, ne din kalır, ne iman kalır, ne Allah kalır, ne de kitap kalır…

         Ben altmışbeş yaşındayım, elli yıldır bu meselelere kafa yoran, bu mahallede (müslümanların mahallesinde) yaşayan birisiyim. Bir tek Allah’ın kuluna rastlamadım ki, ben müslümanım desin de, peygamberi devre dışı bırakıyor olsun. Benim rastlamamış olmam, belki başkaları için, çok anlamlı olmayabilir, ancak ben rastlamadım. Kendisinin, müslüman olduğunu, iddia ettiği halde, peygamberi ıskalayan birisiyle karşılaştığınızda, o kişiyi ciddiye alırsanız, ben o kişiye değil, size şaşarım size…!

         Şöyle diyenlere rastladım: ‘Dinin kaynağı tekdir, o da Kur’andır, sünnet denilen keyfiyet dinin kaynağı değildir.’ Bu düşünce tartışılabilir, ancak bu düşünce sahibini, peygamber karşıtı olarak itham etmek insafsızlık ve de zalimlik olur.

         ‘Bana Kur’an yeter’ diyen birine de rastlamadım. Dinin (İslâm’ın) kaynağının Kur’an olduğunu söylemekle ‘Kur’an bana yeter’ demek aynı şey değildir.

         Elbette ‘ben size öyle bir şey bırakıyorum ki; ona sarılırsanız, asla yolunuzu şaşırmazsınız, o şey, Allah’ın kitabı Kur’an’dır’. Veda Hutbesindeki, Allah’ın muazzez peygamberine ait olan bu beyanı ‘Size iki şey bırakıyorum, biri Kur’an diğeri de benim sünnetimdir’ şeklinde tahrif ederseniz, sizin bu tahrifinizi yakalayan, ortaya çıkaran ve sizlerle mücahade eden müslümanlara, iftira etmek; sizler için yani sünnet bezirgânı iftiracı müptezeller korosu için kaçınılmaz olacaktır. Allah ve peygamberine iftira edecek kadar, pervazsız olanlar, sana, bana iftira etmişler, ne önemi var kardeşim sen işine bak işine…

         Akla, mantığa, Kur’an’a aykırı olamayan, sahih diye tarif edilen, herhangi bir söze hangi akıl sahibi itiraz eder? Hele bu söz, Allah resulüne ait ise, herhangi bir kişi, ne sebeple, ne hakla, ne gerekçe ile, Allah resulünün sözüne saygısızlık etsin de karşı çıkmış olsun…? Karşı çıkılan şey, itiraz edilen husus; peygamber adına uydurduğunuz yalan ve düzmecelerinizdir…

         Keyfiyet bu merkezde iken, iftiracı müptezeller korosu, neden böyle bir kampanya yürütüyor? Peygamberi çok sevdikleri için mi? Elbette hayır. Peki, neden, niçin...? Çünkü, siz, Allah Resulü adına uydurulan yalanları ortaya çıkarınca, Allah’ın kitabında tanıttığı peygamberi, o peygamberin tertemiz hayatını, orta yere getirince, sünnet bezirgânlarının tezgâhı bozulacak, din, iman, Allah, peygamber satarak; sağladıkları her türlü rantları kaybolacaktır. Bu iftiracıların, hop oturup, hop kalkmalarının, Mehmet Görmez hocayı hazmedemeyişlerinin, siyasi mekanizmaları devreye sokma çabalarının sebebi, gayret-i diniyeleri olmayıp, dini, paraya tahvil etme, ranta çevirme gayretidir.

         Eğer, insanlar, Allah ve peygamber hakkında, Kur’an gerçekleriyle, bilgilendirilecek olurlarsa, zikirmatikler, ‘cehennem ateşine dayanıklı’ olduğu iddia edilen kefenler, neyin, kimin neresinin kılı olduğu bilinmeyen, kıllardan süzülerek şişelenen ‘sakalı şerif’ suları tezgâhlarında kalacak. Eğer, insanlar, İslâm’ı, gerçek manasıyla Kur’anı ve aklın muhatabı olan, Kur’an davetini anlayacak olurlarsa, sömürü ve soygun merkezi olarak işlev gören, tarikat merkezleri, rağbet görmeyecektir. ‘Cennete girebilmek için, bir mürşidin eteğine yapışacaksın’ şeklindeki, müşriklik davetleri karşılık bulmayacaktır; böylece, din, sadece Allah’a has kılınmış olacaktır. Allah’ın, biz müminlerden istediği de budur…                                                     

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 1
Bugün : 1
Bu Ay : 1
Toplam : 1

Son Eklenen Firmalar

Malatya Metro Market

FİRMA DETAYI

Malatya Yorgan Yıkama ve Köpüme

FİRMA DETAYI

Simge Teknik Servis

FİRMA DETAYI

Kardeşler Sakatat Asis Et Gıda

FİRMA DETAYI

Ağabey Deri

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom