Abdullah YEKTA

Abdullah YEKTA

abdullah.abyekta@gmail.com

ADIM ADIM SİYONİST PLANLAR

ADIM ADIM SİYONİST PLANLAR.

Kudüs onurumuzdur fakat onurumuz çiğnenmiştir. İki milyar Müslüman’ın onuru leke almıştır. Alınlarda kara bir leke oluşmuştur. Sakın kimse bunu, lanetli İsrail yapmıştır, Amerika yapmıştır demesin. Şeytan gibi suçumuzu başkasına atmaya gerek yok. Burada bir suç varsa, o da biz Müslümanlarındır. İsrail ve Amerika’dan daha ziyade Ortadoğu’daki satılmış Arap liderleri Kudüs’ü İsrail’in başkenti yapmıştır.

Filistin’in yakın tarihi, Arapların ihanetleri ile doludur. Birinci dünya savaşında İngilizlerin kışkırtmasıyla Osmanlıya karşı oynanan münafıkça oyunlarla bu ihanetler başlar ve bugünümüze kadar devam etmektedir. Suud ailesi arasında bölüştürülen Irak, Ürdün ve Suudi Arabistan karşılığında Filistin’de kurulan Yahudi İsrail devletine karşı sessiz kalınması istenmiştir. Ortadoğu’da sınırları cetvelle çizilen ülkeler terörist İsrail Devletine karşı hep sessiz kalmışlardır. ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkeler, İsrail’in menfaatleri söz konusu olunca Araplara el altında sopayı göstermişlerdir. Arap Birliğinin, kimi zaman İsrail’e karşı yaptıkları kınama içerikli açıklamaları dahi batılı ülkelerin büyükelçileri tarafından yazılmış ve ellerine tutuşturulmuştur. Bugünden geriye baktığımızda Filistin davasına en büyük ihaneti bu Arap ülkeleri yapmıştır.

 Filistin’de Siyonist İsrail Devletine karşı kurulan örgütler dost gibi görünen bu Arap ülkeleri tarafından çoğu zaman sabote edilmiştir. Daha sonraları Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) çatısı altında bir araya getirilen örgütlerin çoğu Arap ülkelerinin hain liderleri tarafından sabote edilmiştir veya satın alınmıştır. Filistin’de kurulan ve Mısır’daki İhvan-ı Müslimin’in Filistin versiyonu olan Hamas ve İslami Cihad, hain Arap liderlerine kanmayarak güçlerini halktan alan bir İslami mücadele örgütleri olarak İsrail’e karşı savaştılar ve başarıya ulaştılar.  

Hamas’ın 1990 sonrasında başlattığı intifada eylemi hem İsrail’i ve hem de İsrail dostu Arap ülkelerini ciddi bir şekilde düşündürmüştü. Sonunda bu İslami kılıklı münafık Arap liderleriyle İsrail ve ABD, Filistinlilerin bu onurlu eylemini pasifleştirmek için Oslo antlaşmasıyla FKÖ öncülüğünde uyduruk bir Filistin Devletini kurdular. Gaye ellerindeki taşlarla Yahudi İsrail Devletine rahat vermeyen Filistinli gençlerin mukavemetini kırmaktı.  

Her zaman İsrail’in gizli bir müttefiki olan Suudi Arabistan, Ürdün ve Mısır gibi ülkeler, Filistin’in İslamî direnişini baltalamak için 1980’lerde ve 1990’larda Rabıtatül-Âlemi İslamî teşkilatını yaygın hale getirdiler. Bu kuruluşun tek bir görevi vardı o da dünya üzerindeki İslamî direnişleri sabote etmek ve direnişlerini kırmaktı. Bir ay önce “İsrail’e karşı savaşmak caiz değildir.” ve Filistin’in kurtuluşu için mücadele eden “Hamas bir terör örgütüdür.”  diyen Suudi Arabistan baş müftüsü o dönemde Rabıtatül- Âlemi İslamî teşkilatının en faal adamı idi.

Siyonist İsrail Ortadoğu’da yerleşmek için planlı adımlarını yavaş yavaş atmaktadır. Bir ay önce Lübnan Başbakanını Suudi Arabistan’a çağırıp istifa ettiren Suudi yetkililerin perde arkasındaki danışmanları İsrailli ve ABD’li yetkililerdi. Amerika’nın Irak’ı işgalinden bu yana, özellikle Arap baharı esnasında Suudi yönetimi, Yahudi İsrail Devletinin Filistin’de, Lübnan’da, Sina Yarımadasında daha rahat hareket etmesini sağlamak için çabalamışlardır.

Gazze saldırısında Filistinlilerin İsrail karşısında rahat bir nefes almasını sağlamak amacıyla İsrail’e savaş açan Hizbullah’a karşı İsrail’i destekleyen ülke yine Suudi Arabistan idi. Bundan bir ay önce İsrailli yetkililer, o dönemde Suudi Arabistan’ın kendilerine destek verdiklerini itiraf etmişlerdi.

Arap Baharında, Mısır halkının bir Firavunu başarılı bir şekilde devirmesinden sonra Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün gibi ülkeler Mısır’daki askeri contaya maddi finansman sağlamak suretiyle bu devrimi boğmuşlardı. Bugün Mısır zindanlarında hapis hayatı yaşayan İhvan-ı Müslimin’in liderleri ve mensupları Suudi Arabistan ve İsrail ittifakı yüzünden çürümektedirler. Muhammed Mursî gibi bir entelektüel, İslamî kılıklı Suudi yetkilileri ve müftüleri yüzünden zindanlarda çürümektedir.

Beğenmeyebilirsiniz fakat Hizbullah gibi Müslüman bir örgütün Lübnan’da olması her zaman İsrail’in hedefleri önünde bir engeldir. İsrail Hizbullah’tan çekinmeseydi bugün Kudüs’ü başkent yapma yerine tekrar Lübnan’ı işgal ederdi. Suriye’de iç karışıklıklar çıkarmaya başladıklarında Suudi Arabistan-İsrail-ABD ittifakı Suriye’deki İslamî gruplara silah yardımında bulunuyordu. Fakat bu grupların kendi güdümlerinde olmayacaklarını anladıkları zaman silah yardımını kestiler. Bunun karşısında bu üçlü ittifak, el-Kaide mensubu, Afganistan’da kurulan mücahitler hükümetini devirmek için kullanılan Kafkas ve değişik unsurlara mensup gerillalarla ve daha önce Irak ordusunda görev yapan subay ve askerlerden toplama uyduruk bir örgüt kurdular. Kısa süre içerisinde Suriye ve Irak topraklarının büyük bir kısmını ele geçiren bu terör örgütü kendisine “ Irak ve Şam İslam Devleti” (İŞİD) ismini verdi. Bu örgütün yöneticileri CİA ve MOSAD ajanlarıydı. Bu örgütün İsrail ve Amerikalı askerlere tek bir kurşun sıktıkları malum değildir.

 

Bugün Suudi Arabistan ekonomisinin gizli ve en büyük ortağı Yahudilerdir. Bugünlerde Suudi Arabistan’da Kızıl Deniz kenarında inşaatı devam eden liman kent Suudi Arabistan-İsrail ortaklığı ile yapılmaktadır. Bugün İslam ülkelerinin baş belası İsrail değil Suudi Arabistan, BAE vb. ülkelerdir. Nerede İslamî bir uyanış varsa İsrail’den önce Suudi Amerika o uyanışı bastırmak için oraya koşmaktadır. İsrail İstihbarat Bakanının 07/ 12/ 2017 günü yaptığı açıklayamaya göre Amerika Başkanı Trump bu mel’un kararı olmadan önce Suudi Arabistan başta olmak üzere birçok Arap ülkesi devlet başkanlarıyla istişarede bulunmuştur.

 Ortaya çıkan belgelere göre Şeyh Ahmet Yasin’in şehit edilmesinin arkasında İsrail’in Suudi Arabistan ile istihbarat alışverişlerinden tutun da 1967’de İsrail’in Sina Yarımadasını işgaline kadar Suudi planlarının olduğu ortaya çıkmaktadır.

Sonuç olarak bugünkü mevcut Arap yönetimleriyle bir yere varılamayacaktır. Arap düşünürlerinin dediği gibi bunlar “ummal”dırlar. Batının gönüllü casusudurlar. Bismillah deyip taşı eline alan ve İsraillilere atan Filistinli çocukların eylemiyle başarıya ulaşılabilir. İsrail’in gizli ve açık müttefiklerinden medet ummadan kendi ayakları üzere durmak suretiyle Filistin özgür olabilir. Filistin İslam’ın ribatıdır. Filistin düşerse İslam coğrafyası da düşer. Şu anki manzara ribatın da düştüğünü, Hayber’in de Mekke ve Medine’nin de düştüğünü göstermektedir. İmamın dediği gibi her bir Müslüman İsrail’e bir kova su dökseydi İsrail’i sel alırdı. 

Boykot en büyük silahımız olmalı. ABD ve İsrail mallarına karşı ciddi ve bir mü’min hassasiyetiyle boykot yapılmadır. Sadece İsrail’e karşı boykot kararlarını almak yeterli değil, İsrail’e destek veren bütün Arap ülkelerinin malları boykot edilmelidir. Bütün hac ve umre seferleri iptal edilmeli bir tek Arap hurması dahi satın alınmamalıdır. Nasip olursa hacca gidenler Şeytan taşlama yerinde birer taş fazla almalı ve İsrail’in dostları olan bu Şeytan Arap liderlerine atmalıdırlar. Zira gözüken şeytanları taşlamanın daha sevap olacağı kanaatini taşıyorum. 

Selam ve dua ile. 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 96
Bu Ay : 14608
Toplam : 23866

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom