Prof. Dr.  Mehmet Kubat

Prof. Dr. Mehmet Kubat

mehmetkubat@gmail.com

İSLÂM’IN İDEAL İNSANI: HZ. MUHAMMED

İSLÂM’IN İDEAL İNSANI: HZ. MUHAMMED

Yüce Allah (c.c.), bir damla sudan yaratıp üstün özelliklerle donattığı insanoğlunu ― başka hiçbir amaçla değil― sırf kendisine ibâdet etmesi için yaratmıştır:

“Ben cinleri ve insanları yalnızca bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât, 51/56).

Hayat ve ölüm, insanların sınanması, denenmesi, imtihan edilmesi amacıyla var edilmiştir:

“Hanginizin “en güzel ameli” yapacağını imtihan etmek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur.” (Mülk, 67/2).

Cenâb-ı Allah (c.c.), insanoğlunun, dünya üzerinde yaratılış gayesine uygun bir hayat sürmesi ve sonunda ebedî saadete ulaşması için uyması gereken kaideler ve kurallar belirlemiş; insanın dünya ve âhiret saadetini kazanabilmesi için uyması gereken bu kaide ve kuralları bizzat yaşaması, önder ve örnek olması ve bildirmesi için de her topluma peygamber göndermiştir:

“Andolsun biz her ümmete, “Allah’a kulluk edin, kendilerini Allah yerine koyan sahte ilâh tâğûtlardan da kaçının” diye tebliğat yapması için peygamber gönderdik…” (Nahl, 16/36).

Yüce Allah (c.c.), peygamberlerini, kendilerine itaat edilsin diye göndermiştir. Zira peygamberler Yüce Allah’ın mesajını insanlığa ulaştırmakla görevli özel elçilerdir.

“Biz her peygamberi ―Allah’ın izniyle― ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik...” (Nisa, 4/64).

Bu nedenle peygamberlere itaat, Allah (c.c.)’a itaat ile eşdeğer kılınmıştır:

“Kim Rasûl’e itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur...” (Nisa, 4/80).

Peygamberlerin gönderiliş gayesi, doğru yoldan sapanlara Yüce Allah (c.c.)’ın buyruklarını hatırlatmak, hidâyeti bulmaları için gösterdiği kaide ve kuralları bizzat kendi uygulamaları ile pratize etmek ve her konuda onlara rehberlik edip doğru yolu (sırat-ı müstakîm) göstermektir:

“İbrahim’de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır…” (Mümtehine, 60/4).

Hz. Âdem (.a.s) ile başlayan “mekârim-i ahlâk” merkezli bu nebevî silsile, bütün insanlığa gönderilen Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ile taçlanmıştır:

"(Ey Muhammed!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiyâ, 21/107).

Tıpkı diğer peygamberlerin gönderiliş gayelerinde olduğu gibi, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem'in gönderiliş gayesi de, yolunu yitirmiş insanlığa her konuda örneklik edip onları sırat-ı müstakîme iletmek olmuştur:

“Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzâb, 33/21).

Yüce Allah (c.c.)’a iman edip O’nun rızâsını isteyen, âhirette lütfedeceği emsalsiz nimetlere mazhar olmayı uman ve daima Allah (c.c.) sevgisiyle yaşamak isteyen insanlar için eşi bulunmaz örnek, O’nun sevgili kulu, elçisi, rahmeti, şâhidi, müjdecisi, davetçisi ve ışığı olan Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’dir.

Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in örnekliği, yalnızca belli başlı bazı davranışlarda değil, Mü’minlerin hayatlarını kuşatan bütün davranışlarda geçerlidir.

Elçilerini, buyruklarını içeren birer kitap ile kavimlerine gönderen Yüce Allah (c.c.), peygamberlik zincirinin son halkası Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i de bütün insanlığa Kur’ân-ı Kerîm ile göndermiştir:

“Size kendi aranızdan, âyetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.” (Bakara, 2/151).

“O Allah ki, ümmîlere, içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir. Hâlbuki onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.” (Cuma, 62/2).

Son ilâhî kitap olan Kur’ân-ı Kerîm, Mü’minlere Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e itaat etmelerini emretmiştir:

“Allah’a itaat edin ve peygambere itaat edin…” (Âl-i İmrân, 3/32; Mâide, 5/92).

Yine Kur’ân-ı Kerîm, Peygamber’e itaatin Allah’a itaat olacağını açıkça ve müteaddit defalar belirtmiştir:

“Kim Rasûl'e itaat ederse, and olsun ki Allah'a itaat etmiş olur.” (Nisa, 4/80).

Ayrıca Kur’ân-ı Kerîm, Allah’ı sevmenin ve Allah’ın sevgisine nâil olmanın Peygamber’e tâbi olmaktan geçtiğini ifade etmiştir.

“De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Âl-i İmrân, 3/31).

Kur’ân-ı Kerîm’i en iyi anlayan ve yorumlayan kişi kuşkusuz Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'dir. Bu nedenle kıymetli ve değerli olan Kur’ân-ı Kerîm’i Rasûlulah sallallahu aleyhi ve sellem'in anladığı ve yorumladığı gibi anlamak ve yorumlamaktır. Kur’ân-ı Kerîm’i onun anladığı ve yorumladığı şeklin dışında sahiplenilen diğer anlayışların hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur...

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, asla kendi nefsinden, hevâ ve hevesinden konuşmamış, bilakis ya doğrudan vahiyle ya da vahyin ışığında konuşmuştur:

“O (Peygamber) hevâdan (kendi arzu, istek ve tutkularına göre) konuşmaz. Onun O'nun size aktardığı sözler, kendisine indirilen ilâhî vahiyden başka bir şey değildir.” (Necm, 53/3-4).

Kur’ân-ı Kerîm’de, değişik vesilelerle ifade edildiği üzere, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir beşerdir; ama sıradan bir beşer değil, “Allah’tan vahiy alan bir beşer”dir...

Evet, Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem bir insan olarak içimizden biridir; fakat Cenâb-ı Allah onu vahiy alma ve peygamberlerin sonuncusu olma mertebesiyle onurlandırmıştır. Bu nedenle Kur’ân’da, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in bildirdiklerinin sıradan bir insanın sözleri gibi düşünülmeyip lâyık olduğu ulvî yerde tutulmasının çok önemli olduğu müteaddit defalar vurgulanmıştır. Nitekim aktardığımız Necm Sûresinin 3. ve 4. âyetlerinde, onun peygamber olarak tebliğ ettiklerinin kişisel arzularına göre söylenmiş sözler olamayacağına, bilakis onun söylediklerinin ya Kur’ân âyetleri gibi doğrudan doğruya vahiy ya da Sahîh Sünnet gibi vahyin ışığında söylenmiş sözler olduğuna vurgu yapılmıştır.

Mealen sunduğumuz Necm Sûresi’nin 3. âyetinde “neteka: konuşma, söyleme” anlamında bir fiil kullanılmış olmasından hareketle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bütün söylediklerinin vahiy olduğu, dolayısıyla herhangi bir konuda ictihad ettiğinin söylenemeyeceği yorumunu yapan âlimler olduğu gibi, beşer olarak yani günlük hayatın akışı içinde kişisel düşüncelerini belirtmek üzere veya bir yargıç, bir devlet başkanı, bir komutan, bir aile reisi vb. değişik sıfatlarla söylediği ve o bağlamda değerlendirilmesi gereken sözlerinin bulunduğunu söyleyen âlimler de olmuştur. Bununla birlikte, bu âyetleri diğer âyetler ışığında ve öteki sağlam delillerle birlikte değerlendiren İslâm âlimleri, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Kur’ân dışında yani tebliğ mahiyetinde olmayan söz ve davranışlarının da vahyin kontrolü altında bulunduğunu kabul etmişlerdir. Bu gerçeğin tabiî sonucu olarak Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bir konuda ictihad ettiğinde ―yanlış sonuca ulaştığı var sayılsa dahi― ona bunun doğrusunun mutlaka bildirildiği konusunda âlimlerimiz arasında görüş birliği vardır.

Âlimler bu görüş birliğine Kur’ân’daki şu açık âyetler dolaysıyla ulaşmışlardır:

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan ulu’l-emre (Müslüman idarecilere) de (itaat edin). Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz, Allah’a ve âhirete gerçekten inanıyorsanız, onu Allah’a (Kur’ân-ı Kerim’e) ve Rasûl’e (Sünnet-i Seniyye’ye) götürün. Bu, sizin için hem hayırlı hem de netice bakımından daha güzeldir.”(Nisa, 4/59).

“Kim peygamber’e itaat ederse and olsun ki Allah’a itaat etmiş olur...” (Nisa, 4/80).

"Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın.” (Muhammed, 47/33).

"(Ey Muhammed!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Âli İmrân, 3/31).

"Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şâhit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Allah'ın izniyle seni bir davetçi ve nûr saçan bir kandil (rehber) olarak gönderdik.”(Ahzâb, 21/45-46).

"Kim Allah'a ve Resûl'e itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddîkler, şehidler ve sâlih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!” (Nisâ, 4/69).

Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem’in peygamberlikle görevlendirildiği dönemde yeryüzü vahşetin, haksızlığın, zulmün ve barbarlığın en şiddetlisini, en katısını, ve en kesifini yaşıyordu. İnsanlık, istiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un “Bir Gece” isimli şiirinde,

“Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta,

Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!”

şeklinde tasvir ettiği tablodan daha vahim ve daha trajik bir manzarayla karşı karşıya bulunuyordu...

Allah Rasûlü sallahu aleyhi ve sellem, kadının “insan” sayılmadığı, kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü, insana hiçbir değerin verilmediği, helvadan put yaparak bunlara tapan ve daha sonra da acıkınca yiyen... kısacası cehâletin en koyu biçimde yaşandığı bedevî bir toplumdan bütün unsurlarıyla medenî bir toplum inşa etmeyi başarmış, Yesrib'i Medîne yapmıştı...

Bu itibarla Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in insan, bilgi ve gaye tasavvurunda gerçekleştirdiği büyük bir inkilapla bu dünyaya gelişinin anlamı, âlemdeki bütün kilitli kapıları açan manevî bir anahtar mesabesindedir...

Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, peygamberlikle görevlendirildiği ilk günden Refîk-i A’lâ’ya/Yüce Dost'a yürüdüğü son ana kadar zulme, haksızlığa karşı çıkmış; daima zâlimin karşısında durmuş, mazlumun safında yer almış ve yeryüzüne adâleti tesis etmeyi birinci hedef olarak belirlemiştir…

Denilebilir ki onun mücadelesi, tümüyle yeryüzünde zulmü ortadan kaldırmak ve adâleti tesis etmeye yönelikti…

Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, aynı zamanda, üstün ahlakî erdemlerle donatılmıştı ve o, üstün ahlâkî esaslara dayalı bir toplum inşa etmek için hayatını vakfetmişti...

“Ey Muhammed!) Muhakkak ki sen en yüce ahlâk üzeresin.” (Kalem, 68/4).

Kuşkusuz, Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem’in güzel ahlâkını bütün yönleriyle anlatmak için kelimeler kifayetsiz kalır…

Ancak, biz yine de onun dünyaya teşrifinin seneyi devriyesinde, güzel ahlâkına dair, bizlere yol gösterecek bir kaç örnek aktarmak istiyoruz:

Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, kadının insan sayılmadığı, tıpkı birer mata gibi alınıp satıldığı bir dönemde, eşlerine saygı gösterir, onların haklarını gözetir, hatta geceleyin ibâdet etmek istediği zaman bile eşlerinden izin alma inceliğini gösterirdi…

Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, Hz. Hatice (r.a.)'ye düğün için gül hediye etmiş ve ona "Ey Hatice! Senin sevgin benim rızkımdır." deme zerâfetinde bulunmuştur…

Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, kimseye yük olmamak için, daima kendi işini kendisi yapardı…

Hz. Âişe (r.a.)'ye, “Rasûlullah evde ne yapardı?" diye soran kişiye, "Ev işleriyle meşgul olurdu. Elbiseleri kendi yamalar, evi kendi eliyle süpürürdü. Eliyle süt sağar, çarşıdan ev eşyasını satın alır gelirdi. Ayakkabısı sökülürse bizzat kendisi kendi eliyle onarırdı. Su kovasının ipini bağlardı. Deveyi kendi eliyle bağlar, ona yem verirdi. Köle ile birlikte un öğütürdü." diye cevap vermiştir.

Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem’in merhameti dillere destandı...

Hz. Enes (r.a.) anlatıyor:

“Allah Rasûlü’ne 9–10 yıl kadar hizmet ettim. Bir kere bile bana “Öf!” demedi. Yaptığım bir iş hakkında hiçbir zaman “Niçin böyle yaptın?” yahut yapmadığım bir iş hakkında “Şöyle yapsaydın ya!” ya da “Beceremedin, ne kötü yaptın!” dediğini duymadım. On yıl boyunca bana bir kere bile zorlanacağım bir iş yüklemedi. Bir işi beceremeyip yapamadığımda bana kızmadı ve beni azarlamadı. Hatta ailesinden biri bir konuda beni kınamak istediğinde onları engelleyerek, ‘Onu bırakın! Eğer öyle yapması takdir edilseydi mutlaka yapardı’ buyururdu.”

Hz. Zeyd (r.a.) 3 ya da 5 yaşlarında iken çok bağlandığı, çok sevdiği, adını Umeyr koyduğu küçük bir kuşu vardı. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Zeyd’i her gördüğünde ona “Umeyr’in babası” anlamında “Ebû Umeyr” diye hitap ederdi. Bir gün Zeyd’in kuşu öldü. Kuşunun ölümü onu çok üzmüştü...

Kuşun öldüğünü duyan Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Zeyd’in evine taziyeye gitti.

Zeyd’in kederli hali, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in merhametli kalbini çok etkiledi.

Onu neşelendirmek istedi. Zeyd’in saçlarını okşayarak yanağını öptü.

Gülümseyerek:

−“Ya Ebu Umeyr! Nuğayr’a (kuşa) ne oldu?” dedi. “Hayvanı ne yaptın?” diye ekledi.

Zeyd, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in kalbe huzur veren ilgisiyle ferahladı…

Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, hayatı boyunca yani Medine'ye gelişinden vefat edinceye kadar geçen dönemde, hiçbir zaman üst üste iki vakit iyice doyarak yemek yememişti. (Tirmizi).

Hz. Enes (r.a.) anlatıyor:

"Günün birinde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in huzuruna geldiğimde onun karnını bir kuşak ile çok fazla sıktırarak bağlamış olduğunu gördüm. Sebebini sorduğumda oradakilerden biri, "Fazla acıktığı için" dedi." (Müslim).

Bir gün, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in oturarak namaz kıldığını gören Ebû Hureyre (r.a.), "Ey Allah'ın elçisi, hasta mısın?" diye sorduğunda o, "Hayır, açım!" diye cevap vermişti...

Yine bir gün benzer bir vak’ada Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, kızı Fatıma (r.a.)’ya giderek evinde yiyecek bir şeyler olup olmadığını sorar: “Kızım! Sende yiyecek bir şey yok mudur? Ben çok açım.” der. Hz. Fatıma (r.a.): “Canım sana feda olsun babacığım! Yemin ederim ki bende de sana yedirecek bir şey yoktur.” diye cevap verir. Bu sırada Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, peygamberliğinin yanı sıra aynı zamanda İslâm Devletinin de başkanıdır…

Yine başka bir gün kızı Fatıma (r.a.) yeni pişirdiği arpa ekmeğinden bir parça da babasına götürür. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, kızına, “Vallahi kızım, üç gündür baban bir şey yememişti.” der. Bu sözleri söylediği esnada da Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem İslâm Devlet başkanıdır...

Evet, babaların kız çocuklarını diri diri toprağa gömdüğü bir çağda, Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, sevgili kızı Hz. Fatma (r.a.), her yanına girdiğinde, ayağa kalkıp onu karşılar, "Hoş geldin kızım" diye onu öper, elinden tutup, yanına oturturdu…

Allah Rasûlü sallalahu aleyhi ve sellem, yalnız kızı Fâtıma için değil, bütün Mü'minler hatta bütün varlıklar için bir rahmetti: “(Ey Rasûlüm), Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiyâ, 21/107).

"Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir." (Tevbe, 9/128).

Bu âyette Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem,  Yüce Allah’ın iki güzel ismi ile, "Raûf" ve "Rahîm" olarak nitelenmiştir. Raûf “çok şefkatli”, Rahîm ise “çok merhametli” demektir. Yüce Allah’ın hiçbir peygamberini kendi isimlerinden ikisiyle birlikte anmamış olduğu dikkate alınırsa, onun Rabbimizin katındaki derecesi ve bütün bu açıklamalara rağmen ondan yüz çevirenlerin ne büyük ziyanda oldukları daha iyi anlaşılır...

Mevlid Kandili, bizlere Efendimiz Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve selem'i anlamayı, davetini kavrayıp yaşamayı, onun kutlu mesajını bütün insanlığa ulaştırmayı hatırlatan müstesna gecelerden biridir…

Müslüman birey için esas olan, Efendimiz Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve selem'in yolunu izlemesi, bu idrak, bu bilinç ve bu şuur ile yaşamayı sürdürmesidir…

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve selem'in izini sürdürmenin yolu, kuşkusuz onun örnek hayatının, eşsiz öğretisinin ve yüce mesajının asrın idrakine en uygun tarzda sunulması; bu bağlamda sevgi, saygı, şefkat, merhamet ve adâlet ikliminin yeryüzünde hâkim olması için cehd ve gayret gösterilmesidir…

Yüce Yüce Rabbimiz (c.c.), "Şüphesiz ki, Allah ve melekleri, Peygamber'e çokça salât ederler, onu över ve yüceltirler. Ey müminler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin." (Ahzab, 33/56) buyurur…

Binlerce kez salât ve selâm olsun dünyaya gelişiyle zulmeti aydınlığa çeviren İslâm’ın İdeal İnsanı’na…

mehmetkubat@gmail.com

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 1
Bugün : 1
Bu Ay : 1
Toplam : 1

Son Eklenen Firmalar

Malatya Metro Market

FİRMA DETAYI

Malatya Yorgan Yıkama ve Köpüme

FİRMA DETAYI

Simge Teknik Servis

FİRMA DETAYI

Kardeşler Sakatat Asis Et Gıda

FİRMA DETAYI

Ağabey Deri

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom