Kadir GÜLTEKİN

Kadir GÜLTEKİN

ALEVİ - SÜNNİ GÜZELLEMELERİNE TERS AÇIDAN BİR GÜZELLEME DE BENDEN ..!

ALEVİ - SÜNNİ GÜZELLEMELERİNE TERS

 AÇIDAN BİR GÜZELLEME DE BENDEN ..!

                                                                       -Meğer sevdiğim kız alevi imiş-

           

Dedem, annemin babası, Levent oğlu Hüseyin’dir; Hekimhan ilçesine bağlı, eski adı İbocuk yeni adı Erecek olan köyün, Taşlıdere mezrasında mukim idi.

            Ben henüz yedi yaşında iken, ilk kez duydum –alevi- kelimesini, ilk kez –alevi- denilen insanları, dedemin mezkûr evinde tanıdım, gördüm…  Dedemin kirveleri vardı. Kirvelerinden biri Çingene, diğeri ise Fethiyeli (Yazıhan mıntıkası) alevilerdi. Anlayacağınız, biz alevilerle kirveyiz gardaş…

            Malatya merkezde oturduğumuz, hemen her evde, mutlaka bir alevi kapı komşumuz olmuştur. Ticari hayatım boyunca da, çok yakın ve dostça ilişkilerim oldu, alevilerle…

            Laf olsun diye, bir şey söylenmesini, gerçekten sevmem. İnanmadığım şeyi söylememeye, yazmamaya, elimden geldiği kadar, dikkat ederim. Hani derler ya, “nefsimden üstün.” Bütün içtenliğimle ifade etmiş olayım ki, nefsimden üstün diyebileceğim, şu dünyada yaşayan birisi varsa o kişi, Haçovalı bir alevi olan Ali ustadır. Anlamış olmalısınız ki, benim alevi takıntım ya da, alevi sorunum yoktur ve olamaz. Böyle bir takıntım olmadığı içindir ki, aleviler hakkında en acı sözleri ben söyleyebilirim. Acı sözü kim, kimlere söyler, onu da siz bulunuz…

            Kubilay ortaokulu, Turan Emeksiz lisesi, Malatya’da okuduğum iki okuldur. Bizim zamanımızda, kız öğrenciler, alevi olduklarını gizlerlerdi. Erkek öğrenciler, biraz daha rahattı; ancak kız öğrenciler genellikle gizli tutarlardı… Bu nedenle, hangi kızın alevi olup olmadığı bilinmezdi; ancak şüphe edilirdi…

            Ne acı şey, ne olduğunu gizlemek… Ne acı şey, birinin ne olup, ne olmadığı hakkında şüphe etmek. Her ikisi de çok acı… Niçin gizleniyor ..? Gizlenecek kadar kötü bir şey mi, yoksa bir tehdit algısı mı var..? Hangisi olursa olsun, durum endişe verici idi… O günlerdeki algı bugün yok ama problem bitmiş, insanlar rahatlamış değildir…

            Alevi yurttaşlarımıza ilişkin, birçok isnat, itham ileri sürülmektedir. Bu isnatların ve ithamların benim için fazla bir önemi ve de değeri bulunmamaktadır. Ben, işin ruhuna inmenin ve işin özünü anlamanın ve anlatmanın peşindeyim…

            Alevilik, Hz. Ali’yi sevmek değildir. Alevilik –dini- bir tanım ve kavram değildir. Alevilik dini bir mezhep de değildir. Alevilik bir siyasi tanımdır. Alevilik mezhepler tarihinde, siyasi mezhepler grubunda sayılmıştır. Bütün bu değillerden sonra, Alevilik denen bir şey yoktur, diyebilir miyiz..? Diyemeyiz, çünkü kendilerinin alevi olduğunu söyleyen ve kabul eden, milyonlarca insan var…

            “Alevilik Hz. Ali’yi sevmekse, en büyük alevi biziz” diyenler, gerçekten, söylemiş oldukları bu söze, kendileri inanıyor mu bilmem ama alevilerin bu aldatmacaya inandıklarını sanmıyorum. Ayıp, çok ayıp.. Hiç olmazsa, bundan böyle alevi vatandaşları aldatmaktan, kandırmaktan vazgeçiniz…

            Bir yakınım, arkadaşı ile otururken ben de yanlarına oturdum. Bir süre sohbet ettik. Arkadaşı kalkıp gitti. Yakınım dedi ki “Bu giden var ya, iyi bir keferedir.” Ben kendisine, yani ne demek istiyorsun diye sorunca, giden arkadaşının –alevi- olduğunu söyledi. Ben bu defa dedim ki, o senin arkadaşın, onunda birlikte rakı içiyorsunuz, birlikte kumar oynuyorsunuz, birlikte hovardalık yapıyorsunuz, sen de namaz kılmıyor, ramazan orucunu tutmuyorsun. Aynı şeyleri söylüyor ve yapıyorsunuz… Neden, o kefere ve alevi oluyor da, sen Sünni ve Müslüman oluyorsun?

            Değerli dostlar, Türkiye’de ki, alevi-sünni anlayışının gerçek fotoğrafı budur, genellikle böyledir.

            Alevi olduklarını ileri süren, birçok kimseden dinlediğim cümleler, şöyle sıralanabilir ; “Bizi dışlıyorlar, bizi horluyorlar, bizi taciz ediyorlar, biz itilip kalkılıyoruz”… Bütün bu yakınmalar, doğru olsa bile, adama sorarlar neden…? Bütün bunlar niye oluyor, hiç düşündünüz mü? Hangi yanlışları yapıyorsunuz ve nerede yanlış yapıyorsunuz? Bence, aleviler öncelikle, özeleştiri yapmak zorundadırlar.

            Çok önemli bir tespiti vermek isterim. Birçok batılı ülke iş birliği yaparak, özellikle Türkiye’de aile planlaması, diye alçakça bir planı uygulamaya koydular. Bu hain plana, ilk balıklama atlayan, alevi toplumu oldu. Bu nedenle, alevi nüfusu, % 5 civarında kalmaya mahkûm olmuştur.

            Ey alevi arkadaş!  Yapacağınız, yapmak istediğiniz iş, kaba kuvvete bağlı olacaksa da, demokratik kurallara bağlı olacaksa da, peşinen kaybettiniz, geçmiş olsun…

            Birkaç özel tespit yapalım. Bu tespitler, genel anlamıyladır; dışında kalan, alevi yurttaşlarımız, lütfen alınganlık göstermesinler; onlar tabi ki istisnadırlar.

            Alevi birine, “selamun aleyküm” derseniz, o size, “merhaba” der, bayramınız mübarek olsun derseniz, o size, “bayramınız kutlu olsun” der, alevi bir arkadaşınız, sizden ayrılırken, “Allah’a ısmarladık” diyemez, “iyi günler” der. Bu örnekleri çoğaltmak elbette mümkün…

            Din ile, iman ile, Allah ile, Kuran ile peygamber ile ilgili sayılabilecek, bir tek kelimeyi kullanmaya dahi tahammülü olmayan birileri, belli ki, kendilerini Müslüman saymıyorlar. Genel olarak alevi toplumu kendisini dinden (İslâm’dan ) bu kadar uzak tutmaya gayret ettiğine göre, alevi toplumunun içinden çıkan, en tutarlı düşünce biçimi, ‘Alisiz Alevilik’tir. Bence, daha dürüst ve daha tutarlı olan ‘Alisiz Alevilik’ işin, tarihi dokusuna ve sosyolojik yapısına daha uygun düşmektedir.  Hz. Ali Araptır, oysa aleviler genellikle Türkmendir. Hz.Ali dört büyük halifeden biridir. Hz. Ali, hem Hz. Osman’ın, hem de Hz. Ömer’in akrabasıdır; her iki halifeye de samimiyetle biat etmiştir…

            Aleviliği, siyasi bir akım, ya da, kültürel bir değer olarak kabul etmeyip, dini bir kavram olarak kabul ederseniz, asla işin içinden çıkamazsınız; yüzlerce yıldan beri, zaten işin içinden çıkılamamıştır. Bir alevinin çocuğu, camide namaz kılan kimseleri göstererek babasına sorarsa, “Baba bu amcalar ne yapıyor, bunlar kim?” Babanın, evet alevi babanın, çocuğuna verebileceği, hangi cevap, ya da, hangi açıklama, çocuğu ikna edebilir? Bu çocuklar ateist olmasın da, ne olsunlar.

            Türkiye’deki, alevi sünni,  anlayış ve yaklaşımının, baş tarafta fotoğrafını vermiştim. Bu fotoğraf,  iyi bir resim, iyi bir tablo değil, kötü bir tablodur. Bu kötü tablonun, değişmesi için, alevi toplumun da, aleviliğe karşılık gelen Sünnilerin de, eğer gerçekten selamete çıkmak gibi, bir niyetleri var ise, ülkeye problem çıkarmak gibi bir niyetleri yok ise; Alevilikten de karşılık olan Sünnilikten de vazgeçmek zorunludur…

            “Alevi kardeşlerimiz” demekle, alevi ile kardeş olunmuyor. Bunu aleviler çok iyi biliyor. Alevileri aldatmaktan ve onları  oy deposu olarak görmekten lütfen vazgeçiniz. “Ancak müminler kardeştir.”  Eğer, “Hepimiz Âdem’in çocuklarıyız, bu nedenle, herkes kardeştir” diyorsanız, o zaman da “alevi kardeşimiz, roman kardeşimiz” diye, ayrıca söylemeye gerek yoktur. Ebu Leheb, Ebu Cehil, hatta Firavun bile, kardeş olabilir, niye olasın ki?

            Alevi toplumuna, tarih boyunca kimler hangi haksızlığı ve kötülüğü yapmış, ben bunlarla ilgilenmem;  ben, Alevilerin, kendi kendilerine yaptıkları, haksızlıklarla ilgileniyorum.

            Alevi dostlarıma demek istiyorum ki hiç olmazsa bundan böyle, aklımızı kullanalım, hangi iş bize zarar verir, hangi iş fayda verir, bunları lütfen hesap edelim. Başkaları bizim yerimize, ne cennete, ne de cehenneme girecektir.

            Bu din yani İslâm dini, Sünnilerin, Şiilerin, Türklerin, Arapların dini değil hele alevilerin dini hiç değil. Bu din, Allah’ın dini, İslâm dinidir. Sahibi Allah’tır. Allah bu dini, elçileri marifeti ile tüm insanlığa göndermiştir.

            ‘Alevi İslâm’ı, Arap İslâm’ı, Sünni İslâm’ı, Türk İslâm’ı’ gibi ifadeler en hafif şekli ile Müslümanlara ve İslâm’a yapılan seviyesizce bir saygısızlıktır. Bu ifadeleri kullananları şiddetle ve nefretle kınıyorum.

            Ey alevi dostum! Pireye kızıp, yorganı yakma… Tarihte, yaşanmış bazı olaylarla ilgili olarak anlatılan, saçma hikâyeler ve menkıbeler, sizin de, bizim de, aklımızı kullanmamıza engel olmamalıdır. Benim, birbirinden kıymetli, çok sayıda alevi dostum var. Bu dostlarım için, iyilik ve hayırdan başka bir şey düşünmüyor, onlar için hidayet üzere olmalarını temenni ediyorum.

            Çeşitli aralıklarla, telefon açar, sohbet ederdik. Bir gün, yine telefon açtım, hal hatır sorarak, sohbete devam ediyorduk ki, kullandığım cümlelerden, evlilik teklifi yapacağım, anlaşılmış olmalı ki bana, sen benim alevi olduğumu bilmiyorsun dedi; ben, sakıncası yok dedim ise de, 1970 yılında Malatya’da başlayan sevda, belki de sevdamız, 1977 yılında İstanbul, Karaköy, Rıhtım caddesindeki paket postanesinde sona ermiş oldu…

            Meğer sevdiğim kız alevi imiş…

                                                            Kadir GÜLTEKİN                    

                                                                 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 420
Bu Ay : 13675
Toplam : 78498

Son Eklenen Firmalar

Malatya Metro Market

FİRMA DETAYI

Malatya Yorgan Yıkama ve Köpüme

FİRMA DETAYI

Simge Teknik Servis

FİRMA DETAYI

Kardeşler Sakatat Asis Et Gıda

FİRMA DETAYI

Ağabey Deri

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom