Kadir GÜLTEKİN

Kadir GÜLTEKİN

CAMİLERİMİZİ AHIR YAPMIŞLAR HA…! EYVAH DAHA KÖTÜSÜ…

CAMİLERİMİZİ AHIR YAPMIŞLAR HA…!

EYVAH DAHA KÖTÜSÜ…

 

            CHP’nin tek parti iktidarı zamanında, Türkiye’de bulunan bazı camilerin  ‘ahır’  yapıldığı iddia edilmektedir. Bu iddiayı, ben hiçbir zaman ciddiye almadım. Ciddiye almadım, çünkü ben bu iddialara ikna olmuş değilim. Benim ikna olmamış bulunmam, bu iddianın yalan yanlış olduğu anlamına gelmez.

 

            Politikacıların bu iddiayı siyaseten kullanmaları belki anlaşılabilir, ancak bu iddia entelektüel ortamların konusu olmamalıdır. Camileri ahır yaptığı iddia edilen zihniyeti ve bu zihniyet mensuplarını savunmak, temize çıkarmak bana düşmez, böyle bir gayretimin olmadığını, olmayacağını belirtmeme gerek dahi yoktur. Şunu rahatlıkla ifade edeyim ki, Müslümanları, İslâm dinini, Allah’a secde etmek için özel olarak inşa edilen mescitleri (camileri) aşağılamak maksadı ile ahır yapanların,  Allah’ın ve tüm lanet edicilerin laneti üzerlerine olsun. Daha ne diyeyim?!

            ‘Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların, doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.’ (Tevbe: 18)

            Mescitleri yapmak ve imar etmek,  müminlerin görevi olması yanında, mescitleri temiz tutmak da müminlerin daha önemli bir görevi olsa gerekir. Bence, mescitlerin temiz tutulması, halılarının, avizelerinin temiz tutulmasından daha önemlisi mescitlerin şirk pisliğinden temizlenmesidir. Camiler, şirk pisliğinden temizlenmelidir ki, şirk pisliğine bulaşmışlar camiye geldiğinde, camiden çıkarken şirk pisliğinden temizlenmiş olarak çıkabilsinler.

            Camilerin ahır yapıldığı iddiaları ve bu iddiaların kopardığı fırtına, çıkardığı toz duman bulutları, dikkatleri bu alana teksif etmiş olmalı ki, daha kötü olanı tam manası ile fark edilememiştir.

            Nedir daha kötüsü…? Ben soruyorum: camilerin ahır yapılması mı, yoksa Allah’a, peygambere iftira edilen, şirk koşulan mekânlar halinde kullanılması mı kötüdür? Nedir daha kötü olanı, elbette ikincisi daha kötüdür. Bu daha kötü olan işi ya da işleri, kim veya kimler yapıyor? Anladık iddia edildiği gibi ahır yapan CHP’nin tek parti iktidarıymış. Evet, daha kötü olanını kim ya da kimler yapıyor?

            Ben camilerimizin,  Allah’ın dininin arı duru haliyle anlatıldığı, çocuklarımızla birlikte gidip gelebileceğimiz çok yönlü birer mektep olmasını arzu ediyorum. İnşallah böyle olduğu, olacağı günleri Rabbim bize gösterir…

            Konuyu daha açık bir hale getirmek için bazı kaynaklarda kayıtlı bulunan ve zaman zaman nakledilen iki rivayeti yeri gelmişken anlatmak istiyorum. Birincisi ‘mescitlerinizi sade, evlerinizi süslü tutunuz’. İkincisi ise, rivayet edilir ki, peygamber Muhammed a.s. arkadaşlarıyla mescit yanında sohbet ederlerken bir bedevi gelir ve mescidin duvarına bevl eder. Sahabelerden bazısı bedeviyi cezalandırmaya kalkar, peygamber ; ‘Ne yapıyorsunuz adam bedevi, bilse yapar mı?’ diye arkadaşlarını ikaz eder ‘üzerine su döküverin, temizlensin’ buyururlar.

            Bugün bile, herhangi bir camiyi ahır yapsalar veya bir densiz, bedevinin yapmış olduğunu yapsa, sanırım yer yerinden oynar. Daha kötüsünü yapanlara karşı, herhangi bir faaliyet olur mu; olursa, ne kadar olur…?

            Müslümanların evlerini yeterince süsledikleri şüphe götürmez de, mescitlerini sade tuttukları biraz şüphelidir.

            Ve daha kötü olanı yapılıyorsa… Kim iddia edebilir ki, ‘sen olmasaydın bu âlemleri yaratmazdım’ yalanının söylenmediği bir tek cami olsun? Kim iddia edebilir ki ‘Allah Kur’an’da benim huzuruma kul hakkı ile gelmeyin’ yalanının söylenmediği bir tek cami olsun? Kim iddia edebilir ki ‘İmam-ı Rabbani, Muhiddin-i Arabi dedi ki’ ile başlayan tarikat menkıbesi saçmalıklarının anlatılmadığı bir tek cami olsun? Toplumun herhangi bir yerinde bu akla izana ters olan saçmalıklara itiraz ettiğimizde muhataplarımızın yaptığı savunma aynen şöyledir;  ‘Ama bunları camide hoca söyledi.’ Yalan mı söylüyor muhataplarımız? Hayır, çünkü bu saçmalıkları hemen hemen hepimiz birçok hocadan dinlemekteyiz.

            Son zamanlarda Diyanet İşlerimizin hazırladığı hutbelerdeki hassasiyet, hadis kitaplarındaki uydurma hadisleri temizleme faaliyetleri ümit ve güven vericidir. Bu hayırlı faaliyetlerin kesintiye uğramaksızın devam edeceğini ümit ediyorum.

            Ülkemizin en ücra köşesinde, her köyünde, kasabasında, mahallesinde birimi bulunan Diyanet İşleri teşkilatımızdır. Başka hiçbir kurum bu denli, güçlü değildir. Böyle olunca, Diyanet İşleri teşkilatımızın önemi daha fazla öne çıkmış bulunuyor…

            Bu teşkilat, temiz, doğru, güzel işler yaparsa, ülkemizin halini düşününüz lütfen. Ancak yanlış ve kötü işler yaparlarsa, bir de o zaman ülkemizin halini birlikte düşünelim. Ben saygıdeğer M. Görmez hocamızın samimi bir mümin olduğuna inanıyor ve teşkilatının daha düzgün işleri ortaya koyacağına güveniyorum.

            İslâm’da ‘ruhban sınıfı’ yoktur der dururuz. Ancak ‘din adamı’ kavramını nereye koyacağız bilen var mı? Din adamı kıyafetlerini, takke, sarık, cüppe gibi namaz levazımatını nereye koyacaksınız? Camilerde uygulanan onlarca bid’atı nereye sığdıracaksınız? Bütün bunları halledecek olan teşkilatın bizzat kendisidir, sorumluluk ise çok büyüktür.

 

                                                                                       Kadir GÜLTEKİN

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 1
Bugün : 1
Bu Ay : 1
Toplam : 1

Son Eklenen Firmalar

Malatya Metro Market

FİRMA DETAYI

Malatya Yorgan Yıkama ve Köpüme

FİRMA DETAYI

Simge Teknik Servis

FİRMA DETAYI

Kardeşler Sakatat Asis Et Gıda

FİRMA DETAYI

Ağabey Deri

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom