Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Sonunda dosdoğru tutumlar kazanacak

SONUNDA DOSDOĞRU TUTUMLAR KAZANACAKTIR
 
Gezi olayları ile başlatılan istikrarsızlaştırma, PKK’nın hendek kazarak mevzilendiği şehirlerde halkın desteğini de alacağını umduğu şehir işgalleri, ardından 15 Temmuz darbe ve işgal kalkışması, son tahlilde bütün bu hain girişimi organize eden üst aklın Türkiye’yi ebediyen tarihten silme planının parçalarıydı. Eğer hesapları tutsaydı bugün Ortadoğu’da ve bütün bir İslâm coğrafyasında yaşanan kaosu hayal etmek bile imkânsız olacaktı. Türkiye’nin, milli varlığını hedef alan saldırıları, milleti ve devleti ile bütünleşerek püskürtmesi, işgalci emperyalistlerin bütün hesaplarını bozmuştur.
 
 
 
Direnen, direnmenin de ötesinde ileri mevziler kazanan Türkiye, stratejik ve moral üstünlük kazanmış, ABD öncülüğündeki şer ittifakının duruşunu, pozisyonunu bozmuştur. Irak ve Suriye’de kaosu artırma planı büyük ölçüde Türkiye’nin çökertilmesine bağlı olarak tamamlanacak, Haçlı Siyonist işgale giden yolun kapıları ardına kadar açılacaktı. Oysa son derece uyanık, sabırlı ve cesur tutumla Türkiye bu kapıyı kapattı. Niyetleri kursaklarında kaldı. Şu an ABD’nin kafası oldukça karışık. Ne yaparsa yapsın öngördüğü amaçlarını gerçekleştirememiş olmanın bunalımı ile bir yandan hiç olmazsa bu bataktan en az hasarla nasıl çıkacağının hesabını yapmaya başlamıştır. Çünkü artık ne bizim bölgemizde ne de dünyanın herhangi bir yerinde mahallenin eli değnekli delisi olarak her istediği yere her istediği zaman nizam veremeyeceğini anladı. Bugün anlamadıysa yarın anlayacak.
 
 
 
ABD, insanların kaderiyle bu kadar keyfi ve bu kadar hoyratça oynamanın evvela kendisine duyulan nefretleri çığ gibi çoğaltacağını görmek durumundadır, görmüş olmalıdır. Ancak galiba büyük devlet olmayı, Firavunluk eğilimiyle kayıtsız koşulsuz azgınlık yapma hakkını kendinde görme şeklinde anlayarak başka algılara ilgisiz kalma pis huyunu sürdürmek istemektedir. Geldiğimiz noktada sadece ABD’nin istediği olmayacak, ayrıca istemedikleri de olacak. Hep söyleyip durduk, sorumsuzca ve bir devlet ciddiyetine yakışmayan tutumla tutuşturduğunuz ateş eninde sonunda sizleri de yakacaktır. ABD körüklediği yangından kurtulmak istiyorsa bir an önce tası tarağı toplayıp gitmelidir. Bizim için bu çekilmeyi bir zafer kazanmış gibi propaganda etmesinde bir sakınca olmaz. Eğer varsa gururu, onu daha fazla incitmeden, örselemeden hiç olmazsa imajının bir kısmını kurtarmalı, korumalıdır. Bugün ABD dünyanın genel ekseriyetinin zihninde zalim, saldırgan, bozguncu bir siyasi figürdür. Bütün dünyanın nefretini kazanmak için gerçekten çok çalıştı. Bunca çalışmalar sonrasında kazanılan kötülük, yitirilen iyiliklere değdi mi?
 
 
 
Bizi yok ederek var olma hesapları yapanlar güçlü, kararlı var olma irademiz karşısında afalladılar, şaşırdılar. Paniklemeye başladılar. Kurguları, düzenleri bozuldu. Çıkış ve çözüm üretemez oldular. Çıkışsızlığı, çözümsüzlüğü dayatan politikaları kendilerini bitirme, itibarlarını, güvenilirliklerini yok etme noktasına getirdi. Türkiye kendi kültür ve medeniyet coğrafyasında var oldukça sinsi hain politikaları yok olacaktır, yok olmaktadır.
 
 
 
Başaramayacaklar. Kısa metrajlı kurgularla ABD’yle ittifak kuranların yakında büyük hezimetler yaşayacakları ihtimalini de göz ardı etmeyin. Bu ittifak içinde olanların çoğu vatanlarına, insanlarına ve bağlı oldukları değerlere ihanet ettiler. Bu ittifaklar her şeyi yerinden etti. Bütün konumları, alışkanlıkları bozdu. Bölgede en dürüst, en samimi, en barışçıl ve yapıcı politika izleyen Türkiye’dir. Türkiye sadece Irak’ta değil, Suriye’de de, Mısır’da da, Filistin’de de bütün mazlumların tartışmasız sığınak ülkesidir. İnsani değerleri esas alarak politikalar üreten en güvenilir ülkedir. Asıl gücümüz de etkimiz de buradan kaynaklanmaktadır.
 
 
 
Cerablus operasyonu ile aslında bizim temel farkımız ortaya çıkmıştır. Onlar gittikleri yere kan ve gözyaşı götürdüler. Yakıp yıktılar. Sözüm ona bütün bu cinayetleri de özgürlük ve demokrasi adına yaptılar. İnsan hakları ve barış adına yaptılar. Malikî ve İbadi gibi yerli işbirlikçileri de bunlara meşru zemin hazırlamaya çalıştı. Oysa Türkiye’nin girdiği Kuzey Suriye’de tekrar hayat yeşerdi. Orası en güvenli bölge oldu. Böylece kaos planları çöktü. Bunu bütün dünya gördü, görüyor, biliyor. Türkiye’nin ortaya koyduğu kardeşlik ve medeniyet perspektifini bütün Suriye ve bütün Irak gördü, görüyor. O nedenle ne yaparlarsa yapsınlar bölge halkının zihnindeki yapıcı, koruyucu Türkiye algısını değiştiremezler. İnsanımız bunu çok iyi biliyor. Tıpkı ABD’nin, Rusya’nın ve onların emir komutasına giren İran’ın ne kadar zalim olduklarını, olacaklarını bildikleri gibi.
 
 
 
Dayandık, dayanacağız. Sonunda eğri büğrü, çarpık, bulanık çizgiler değil, dosdoğru tutumlar kazanacaktır. Şu hale bakınız ABD üstelik NATO’da ortak oldukları Türkiye ile değil terör örgütleri ile ittifak kuruyor. Kime karşı? Türkiye’ye karşı. Ne güzel ittifak değil mi? Bu son yaşananlardan sonra Türkiye’nin NATO’daki üyeliği de ABD ile ortaklığı da bitmeye yakın bir aşamaya gelmiştir. ABD askerleri omuzlarına terör örgütlerinin armasını takıyorlar. Solcu, sosyalist olduklarını söyleyen PYD ve PKK öteden beri kadim jargonlarını üzerine kurdukları ‘ABD emperyalizmi’ni bir anda unutarak onlardan para ve silah alıyor. ABD bayraklarını dalgalandırıyorlar. ABD’nin verdiği silahların bir kısmı PKK’ya bir kısmı DAEŞ’e gidiyor. DAEŞ içindeki çoğu elbette ajan olan lider kadro PKK’nın korumasında Sincar’a, oradan da Rakka’ya geçiriliyor. Kimse merak etmesin bütün bunları ABD organize ediyor. ABD’nin bölgedeki en önemli müttefiki DAEŞ’tir. Musul, ABD’nin Maliki yönetimi ile müşterek organizasyonu sonucu büyük silah ve para kaynaklarıyla birlikte DAEŞ’e verilmiştir. Bunların DAEŞ’le savaşmak, Musul’u kurtarmak gibi bir dertleri yoktur, olmadı. Musul’u kurtarma planları aslında bölgedeki Sünni Müslümanları sürme ve katletme amacı gütmektedir. O nedenle Türkiye’nin Başika’daki varlığına tahammül edemiyorlar, o nedenle Musul’u kurtarma operasyonuna katılmamızı istemiyorlar. Niçin? Çünkü Türkiye gerçekten DAEŞ’le savaşıyor da onun için. Fırat Kalkanı bunun en canlı örneğidir. Çünkü Türkiye onların planlarını bozacak da onun için. Evet münafık işbirlikçileriyle beraber kâfir emperyalistlerin planını bozacağımız doğrudur.
 
 
Haçlı Siyonist saldırı planları asıl 15 Temmuz’da bozulmaya başlandı. Hemen ardından Cerablus’a başlayan operasyonumuz, bizi hedef alan saldırının asıl kaynağını bildiğimizin de ifadesiydi.   
Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 7
Bugün : 223
Bu Ay : 6928
Toplam : 6928

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom