Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Kendi coğrafyamıza ve tarihize dönerken

KENDİ COĞRAFYAMIZA ve TARİHİMİZE DÖNERKEN


Türkiye bulunduğu coğrafyada kendi yerini alınca, tarihin büyük sarsıntılar ve acılarla yaşadığımız boşluğu da ortadan kalkacak. Tarihsel yerimizi almamız, bölgede iktidar boşluğundan doğan düzensizliğin, dengesizliğin önünü alacaktır. Bu niyetle daha ilk kıpırdanmamızda iyileşme yönünde emareler gözlenmeye başlandı.

Tarihi veya coğrafi olarak kendi yerimizi belirleyen karakteristik, medeniyet, kültür ve inanç değerlerimizden ayrı düşünülemez. Bölgemizdeki tüm insanları sarıcı, kuşatıcı bir ruhla kucaklamak bütün dengeleri, denklemleri, asli varoluşlarına uygun olarak yeniden düzenleyecektir. Bunun için değerlerimize cesaret ve kararlılıkla sahip çıkmak, çevik, hızlı, etkin bir atılganlıkla faaliyete geçmek gerekir. Bunu anladık. Hep savunmada kalan, bir şekilde canını kurtarmayı, hadiselerden en az zararla çıkmayı hesap eden politikalardan ileriye doğru hamle yapma dönemine girdik. İleri hamlelerin gecikmesi korkaklığımızdan değil, imkân yokluğu ile büyüyen çaresizliğimizdendi. İmkânlarımızla birlikte çarelerimiz, çıkış yollarımız da çoğaldı.

Bugün Türkiye’nin bayındırlıktan sağlığa, tarımdan silah sanayine kadar hayatın maddi tüm alanlarında yaptığı büyük ilerlemeler, kendine eşsiz müdahale gücü kazandırmaktadır. Türkiye, güçlü olmayanın etkili iddia sahibi olamayacağını bilmektedir. Başkalarının verdiği imkânla kendi savaşını sürdüremeyeceğini anlamıştır. Yaklaşık on beş yıldır ne yaptığını bilen bir kararlılıkla derlenip toparlanmış, bu süreçte içeride ve dışarıda çok akıllı, incelikli politikalar izlemiştir. İzlenen politikaların son derece hesaplı, dengeleri gözetir oluşu, düşünsel genetiğimize Selçuklu ve Osmanlı’dan beri yerleşmiş hususiyet olmalıdır. Şimdi bu hususiyetle kimseyi ürkütmeden, düşmanların kafasını karıştırarak sürdürülen savunma ve arınma siyasetinden sonra ikinci aşamaya geçilmiştir.

İkinci aşama saldırı ve temizlik aşamasıdır. Elbette bu aşama da ince bir dikkat ve siyasetle sürmekte, sürdürülmektedir. Gündelik değişkenler dışında gerçek anlamda süren, bizim kendi yerimize ve tarihimize yolculuktur. Yürüyüş, gecikme duygusunun verdiği hasret ve heyecanla çok hızlı, çok etkili, görkemli olmaktadır.

Suriye, Irak ve bütün çevremizle olan ilişkilerimiz iç gelişmelerden ayrı düşünülemez. Bünyenin iyileşmesine dönük içerideki ameliyat dışarıda da operasyon gücümüzü artırmaktadır. Birilerinin 15 Temmuz darbe ve işgal girişiminin işbirlikçilerini cezalandırmakla güvenliğimizde zaaflar olacağı söylemi, ordunun Suriye’de yıldırım hızıyla ve son derece hassas süpürme hareketi karşısında geçersiz olmuştur. Türkiye sahaya inmiştir ve hiçbir şey bizim inisiyatifimiz dışında cereyan etmeyecektir, edemeyecektir. Dün itibariyle 90 kilometrelik güney hududumuzda DAEŞ ve müttefiki PYD sökülüp atılmıştır. Sökülüp atılma şiddetli cezalandırma şeklinde olmuştur. Onlarla birlikte aslında onları sahaya süren ABD vs Esad darbe yemiştir.

Bütün Ortadoğu ve İslâm coğrafyasına 15 Temmuz darbe ve işgal girişimi ile bütünüyle el koymak isteyen emperyalistlerin oyununa Türkiye el koymuştur. Hesapları kursaklarında kalmıştır. Türkiye olaya el koymuştur. Bu işin şakası olmadığı, şakamızın olmadığı anlaşılmıştır. Menbiç ve El-Bab’a, hatta ondan sonra Fırat’ın doğusuna, Kobani’ye yönelecek olduğunu düşündüğüm Fırat Kalkanı Operasyonu Türkiye’nin blöf yapmadığını, yanı başında bir oldubittiye meydan vermeyeceğini göstermiştir. Türkiye ve PYD arasında daha doğrusu bizimle terör örgütleri arasına sıkışan ABD sefil, çaresiz durumdadır. Her türlü silah ve lojistikle bize karşı desteklediği PYD ve DAEŞ’in sabun köpüğü gibi erimesi bütün planlarını bozmuştur. Türkiye’nin kararlılığı bütün planları bozmuştur. Asıl kurgusunu muhtemelen Türkiye’nin 15 Temmuz sonrasında teslim alınması üzerine kuran ABD ve batılı güçler Türkiye’nin muazzam bir atraksiyonla bu krizlerden de kazanımla çıkması karşısında çaresiz kalmışlardır. Neredeyse bütün planları çökmüştür. Şimdi ABD, güya onların da karşı olduğunu ifade ettiği DAEŞ’in gün gün mevzi kaybetmesi karşısında çıkmaz sokağa girmiştir. Türkiye kapatılmak istenen dar koridorlardan çıkıp geniş siyasi kombinezonlar, yeni atraksiyonlar kurmuştur. Bütün bu gelişmeler Suriye’de oynanan oyunu bozmanın yanında yeni dönemin de işaretlerini vermektedir.

ABD gerçekten bir seçim yapmak zorundadır ve eğer bu bölgede var olmak, ilişkileri biraz daha götürmek istiyorsa Türkiye’yle uyum içinde olmak zorunda olduğunu görmelidir. G20 zirvesinde Obama’nın beyanlarından, bu yönde bir tercih yaptıkları anlaşılıyor. Yani ABD Türkiye’nin geliştirdiği ve uygulamaya koyduğu askeri siyasi hamleler karşısında geri adım atmıştır. Biden’den sonra G20 zirvesinde de hem Obama’nın hem Kerry’nin yüzündeki ifade yenilmişliği ifade ediyordu. Yenilmiş, mahcup ve seçeneksiz. Üstelik bu gelişmelerin Kasım seçimlerinin hemen öncesinde yaşanması da onlar için ayrı bir olumsuzluktur. Yeni planlar üretemiyor, yeni hamleler yapamıyorlar. Türkiye’nin tezlerine evet demek zorunda kalacaklar. Kaldılar da. İsterlerse kalmasınlar. Türkiye onları kendi mantıkları, kendi gerekçeleri, kendi oyunları ile vuruyor. Tehlike DAEŞ mi diyordunuz? İşte ben de tek başıma da olsa DAEŞ’i temizliyorum. Şimdi de bundan rahatsız oluyorlar. İstedikleri kadar rahatsız olsunlar. Türkiye tıraşlayabildiği kadar tıraşlamalı, gidebildiği kadar gitmeli. Bu bölgeler bizim bölgemiz. Buraların insanları bizim insanlarımız.   

Sonuç itibariyle, kendine gelen, kendini bulan Türkiye, kendi coğrafya ve tarihine yeniden dönüyor.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 7
Bugün : 515
Bu Ay : 16595
Toplam : 25853

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom