Veysel Tay

Veysel Tay

veyseltay@gmail.com

Tayyip Erdoğan’ın ve Darbe Karşıtlığının Arkasına Saklanmak

 

Hemen hemen herkesçe bilinen bir fıkrayla başlamak istedim bu yazıya:

Adam: - “Müftü Efendi, babam Cuma günü vefat etti, öteki tarafta nasıl karşılanır?”

Müftü: - “Namaz kılar mıydı?”

Adam:  - “Kılmazdı ama Cuma günü vefat etti”

Müftü: - “Oruç tutar mıydı?”

Adam:  - “Tutmazdı ama Cuma günü vefat etti”

Müftü: - “Zekât verir miydi?”

Adam:  - “Vermezdi ama Cuma günü vefat etti”

Müftü: - “İçki içer miydi?”

Adam:  - “İçerdi ama Cuma günü vefat etti”

Müftü: - “Cuma günü bir şey yapmazlar babana ama Cumartesi ne yaparlar onu bilemem”

 

Maalesef ülkemizde bir kısım kamu personeli, bu fıkrada anlatılan şahıs misali, görevini yapmayan ama Tayyip Erdoğan’ı çok seven (ya da çok sevdiğini iddia eden), kamunun kendisinden beklediği hizmeti yerine getirmeyen ama darbeye karşı olan insanlardan oluşmaktadır.

Bahsettiğim kamu personel ve hatta yöneticileri, 15 Temmuzdaki hain darbe/işgal girişimine kadar sürekli kendilerini Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve ona olan sevgilerine refere ederek hayatlarını sürdürmekteydiler. O kadar ki, oluşturdukları havayla kendilerinin eleştirilmesi, sanki direk Sayın Cumhurbaşkanı’nın eleştirilmesi anlamına geliyormuş gibi bir tavır sergilemekteydiler. Verdikleri izlenime bakarsanız sanırsınız ki, onlar bulundukları her yerde Sayın Cumhurbaşkanı’nı temsil ederler, konuştuklarında ise Sayın Cumhurbaşkanı konuşur.

İşin aslında ise bu zevat, Sayın Cumhurbaşkanı’nın arkasına gizlenerek kamuda üzerlerine düşen görevi savsaklayan, hem bulundukları kuruma, hem arkasına gizlendikleri Sayın Cumhurbaşkanı’na, hem de hizmet etmeleri gereken halka zulmetmekten başka bir şey yapmıyorlardı.

Bunlar karşımıza, kimi zaman bir bakan, milletvekili, müsteşar, kimi zaman bir genel müdür, daire başkanı, kimi zaman bir vali, belediye başkanı, il müdürü, daire müdürü, mühendis, memur vs. olarak çıkarlar. Elbette ki, görevini kendisine verilmiş bir emanet olarak gören ve o hassasiyetle çalışan tüm kamu hizmetçilerini bu durumdan tenzih ederim. Zaten hiç şüphe yok ki, bahsettiğim kesimden en çok rahatsız olanlar da görevini layığıyla yerine getiren kamu çalışanlarıdır.

15 Temmuz’daki hain darbe/işgal girişimi bahsettiğim zevat için, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra ikinci bir can simidi oldu. Artık sığınacakları tek şey Sayın Cumhurbaşkanımıza olan sevgileri değildi, zira onlar artık birer darbe karşıtı kahramanlardı ve de darbeyi onlar önlemişti.

Artık onları eleştirmek darbeci olmak demekti. Onlar meydanlarda demokrasi nöbeti tutarlar, bunu sosyal medya üzerinden ilan ederek, herkese gösterirler ve yapmaları gereken kamu hizmetini tamamlanın verdiği kalp huzuruyla(!) aldıkları maaşı helal ettirdiklerinden emin olarak evlerine dönebilirler.

Sanki üzerlerine yüklendikleri kamu görevi, sadece Sayın Cumhurbaşkanı’nı sevmek ya da darbe karşıtı olmakla sınırlı bir görevmiş gibi hareket eden bu insanlar, darbe karşıtı olmak için maaş aldıklarını zannediyorlarsa ya da darbe karşıtlığını kamu personeli olmanın bir parçası diye düşünüyorlarsa, bilsinler ki darbe ve işgale karşı olmak, insan olmanın bir gereğidir, bunun için kamu görevinin sorumluluğunu almalarına gerek yoktur.

Yazımın başında aktardığım fıkrada anlatılan adam gibi, bu kamu personelleri de darbe karşıtlığı konusunda ahirette hesaptan kurtulabilirler belki, ama gerek 15 Temmuz’dan önce, gerekse de 15 Temmuz’dan sonra yerine getirmeleri gereken, ancak savsakladıkları, boş verdikleri, umursamadıkları kamu hizmetlerinin hesabından kurtulamayacaklardır. Zira kamu hizmeti ateşten bir gömlektir ve de bu gömleği giyen herkesin üzerine aldığı emanete hıyanet etmeden gereğini yerine getirmesi gerekmektedir.

Bizler ya da en azından ben bir vatandaş olarak, sokağımda, mahallemde, şehrimde, tüm kamu kurumlarından aldığım/alamadığım hizmetleri bilirim ve buna göre konuşurum ancak, bunun için ilgililerin, gereken eksikleri gidererek görevlerinin gereğini yapmak yerine, savunma yapıp mazeret üretmeleri de anlamsız olduğu kadar onları daha da basitleştirecektir.

Emaneti alanlar, emanetin hesabını verebilecekleri bir şekilde çalıştıkları takdirde, zaten bir sorun kalmayacağı kanaatindeyim. Aksi takdirde inandığını (ya da inandığını iddia ettiği şeyleri) yaşamayan nesiller olur çıkarız ve bizim için asıl darbe, asıl işgal bu olur. Bu toplumsal darbenin de karşısında duracak kimseyi de bulmamız mümkün olamaz, Allah korusun.  

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 17
Bugün : 636
Bu Ay : 7341
Toplam : 7341

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom