Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Kurgular çarpışıyor

KURGULAR ÇARPIŞIYOR
 
Bazı konuları anlamak, anlatmak kolay olmaz. Anlasanız da ifade etmekte zorlanırsınız. Anlatma zamanı iyi seçilememişse kimi gerçekler mahiyetinin tersi bir etki bile yapar. O nedenle söz, biraz da söylenme zaman ve ortamına göre anlam kazanır. 
 
Ortamını ve zamanını bulmayan söz doğru anlaşılmadığı gibi size dost değil düşman da kazandırabilir. Böyle kazanılmış düşmanlarım az olmadı. Gerçi gelgeç duygularla dost edinme meraklısı değilim. Hele konjonktürel dostluklarım neredeyse hiç olmadı. Biz uzun menzillere yönelmiş insanlar olarak, dünya ahret kardeşliği ile dost olmayı tercih ettik, ediyoruz. Sosyal, siyasal gündemin sıcaklığında söylenmiş hiçbir söz, kendi esas meselemiz ve menzilimiz yanında daha fazla önemli değildir. Bu biliniyor. Bunu biliyorlar. Bunu bilenler oluşturdukları gündemle zihinlere yön vermede son derece ustalar. 
 
Zihin yönlendirme işlemi güç ve hâkimiyet alanınıza, güç ve hâkimiyet mekanizmanızın işleme biçimine göre şekilleniyor. Görülen veya gösterilen dışında gerçeklerin farklı derinliklerini düşünecek üstün zekâlar fazla değil. O kadar ki, çoğu insan, bir vakitler hipnoz altındayken savunduğu hatta kavgasını verdiği düşüncelerin etkisi azalınca yani hipnozdan çıkınca ‘vay be’ demekten kendini alamıyor. Akıllanmak ve akıllanarak tecrübe edilmek galiba farkına vardığımız aptallıklarımızın sayısıyla orantılı oluyor. Herkesin bir hikmetli ve yine herkesin maalesef bir aptal yanı oluyor. 
 
Hikmetle söylediğiniz söz aynı zihni kapasiteyle anlaşılamayabiliyor. O zaman ortak var olma zemini, ortak yön kayboluyor. Daha kötüsü anlaşmaya imkân veren bir dil kalmıyor. Ölçü dağılıyor, denge bozuluyor. Doğru yanlış, iyi kötü, gece gündüz birbirine karışıyor.
 
İşte bu ortamlar bazı konuların anlaşılmasını imkânsız ölçüde zorlaştırıyor. Hatta ortam bazı konuların anlaşılmaması için özel olarak kurgulanıyor. İşin tuhafı karşı taraf diye gözüken tüm tezlerin hepsi kurgu. Kurgular çarpışıyor. Algılar vuruşuyor. Sonunda ortam yumuşadığı, sular durulduğu zaman gerçek ortaya çıkıyor. Bilenler için, derin görüş sahibi olanlar için gerçek ortada duruyor. İyi de bizim için göz önünde duran gerçeğe insanları, en azından ilgilileri nasıl inandıracağız? Buna imkân olmuyor.
 
Hakikate gözlerini kapatmış olanlar beyinleri içinde kendilerince başka bir gerçeğe koşullanmış olabilirler. Oraya kapanıp kalmalarının varoluşsal savunma ile açıklanabilecek psikolojik bir mahiyeti vardır. Varlığını bağladığı şey tükenip gitmeden bağlanış devam eder. Oraya takılıp kalmışlar. Bu normal bir psikoloji değildir; hastalık halidir. Özgür tercih ve iradeyle birey olamayanların ait ve dâhil oldukları sürü psikolojisi, onların büyümesini, gelişmesini engellemekte veya yavaşlatmaktadır. Kendi başlarına var olamıyorlar.
 
Kendi yapay ve koşullandırıldıkları gerçeğin dışına çıkamıyorlar. Yapacak bir şeyiniz yok. Onlara gayet yumuşak, babacan edalarla “bak arkadaş” diyorsunuz. “Bak evladım, yanlıştasın, yanlış yapıyorsun. Ömrünü heba, geleceğini heder etme.” “Bak” diyorsun, “kurgulanmış, kime neye hizmet ettiği belli olan bir oyunun figüranı olma.
 
Fillerin tepiştiği alanda çimen olup ezilme.” Söz geçiremiyorsun. Hayal gerçeğe o kadar baskın geliyor ki, yalanlar benliği o kadar etkisi altına almış ki, özgür düşünmenin imkânı yok. Bizim de kimseyi elbette inandırmak gibi bir görevimiz yok. Ama zor da olsa hissettirerek, el yordamıyla tarif ederek bir şeylere işaret etmemiz gerekiyor. 
 
Niçin mi böyle bir ifade tarzı seçiyoruz veya seçiyorum? Çünkü dedim ya zamanını, ortamını bulmayan doğrular yanlışa dönüşür. Gerçekler yalana. Dostluklar düşmanlığa dönüşür. Şimdiye kadarki bildiklerimden tecrübemden yola çıkarak ancak böyle konuşuyorum. Sır gibi. Şifreli gibi. Ama zaman zaman kâmil akıl sahiplerine kimi hissettirmelerimiz oldu, olacak elbette. Vaktiyle, -vaktiyle dediysem en az 7-8 yıl önce- ortada daha dershane meselesi bile yokken dostlarıma Fethullah cemaatinin terörize edileceğini görür gibi olduğumu söylediğimde, kimi müstesna dostlarım dışında çokları beni hafifsemiş, uçuk kaçık düşünceler ileri sürdüğümü söylemişlerdi. Bugünse bir Fethullahçı Terör Örgütünden bahsediyoruz. Yine o dostlarımdan bir ikisi dışında hatırlayıp gelen ve bu konuyu tartışan hemen hiç olmadı. Onlar konjonktürün izin verdiği unutuş ve hatırlayışlarla düşünsünler. Bütün bunlar nasıl oluyor, ne oluyor, niçin oluyor? Aslında çok derin olmayan bir ilgi ve hassasiyet,en azından gerçeğin kimi yanlarını anlamamıza imkân verebilir.
 
Şimdi başka bir şemayı bir üst şemayı ortaya koymaya çalışacağım. Eğer bu şema anlaşılmazsa olanlar, olacak olanlar asla anlaşılamayacaktır: Devlet muazzam iyi çalışıyor. Devlet 15 Temmuzda en ileri düzeyi yaşanan yoğunlukta müthiş bir iş çıkardı.
 
Bence son yüz yılın en büyük operasyonu gerçekleşti, gerçekleşiyor. Şimdiye kadar devlet hep savunmadaydı. 15 Temmuzdan sonra saldırı pozisyonuna geçti. Bundan böyle her şey buna göre şekillenecek. Şekillenme şimdiden başladı bile. Siz niye zihni alışkanlıklarınızı değiştirmiyorsunuz? Değiştirmezseniz, hadiselerin muazzam seyreden ve ustaca kurgulanmış seyrini anlayamazsınız.
 
Hem anlayamazsınız hem de size bu günlerden başta can sıkıntısı olmak üzere birçok mağduriyetler kalır. Ağırlıklar, dargınlıklar, küskünlükler ve sefalet. 
 
Olması gerekenler olur ve siz onların hiç de umurunda olmazsınız.
 
Hiç olmazsa her şeyin ayan beyan ortaya çıktığı bu ortamda yolunuzu bulmalı değil misiniz? Gerçekten ayan beyan olan nedir? Hangi yol ortaya çıkmıştır?
Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 8
Bugün : 345
Bu Ay : 15775
Toplam : 25033

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom