Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

İNKÂRIN EVRENSEL İLGİSİZLİĞİYLE YAŞAMAK!

İNKÂRIN EVRENSEL İLGİSİZLİĞİYLE YAŞAMAK!

Hakikatin kendimize ilişkin, kendimize yakın tarafından, daha dolaysız ifadeyle kendimizde olanından ayrı düşersek, insana, eşyaya dair tüm tasavvurlarımızın yanlış ve çarpık olması, hayretle karşılanacak bir sonuç olmaz. Bugün insanlık bir anlamda böyle bir çarpıklık, zihni karışıklık yaşamaktadır. 

Karmaşada bir düzenin işliyor olmasına karşılık ‘karışıklık’ içinden çıkılmaz bir durumu ifade eder. Bugün ana istikametinden sapmış insan fıtratının, buna bağlı olarak temel düşünme ve duyuş biçiminin, ruh ve zihin yapısının, aklının, zekâsının ‘karışık’ bir işleyiş içinde felç olduğu söylenebilir. Bizi insan kılan çoğu değerlerimiz işe yaramayacak ölçüde tezyif olmuştur. Ancak bu ifadelerden modern psikoloji veya psikiyatri terminolojileriyle tanımlanan bozulmalardan, eğilim veya sapmalardan bahsettiğim anlaşılmasın. Benim dikkat çekmek istediğim konu çok derinlerde, derinimizde tebarüz etmiş bir gaflet halidir. 

Gaflet, hayati fonksiyonlarımızı iflas ettirecek ölçüde ve şiddette bütün varlığımızı sarmış gözükmektedir. Yani biz bugün sadece gizleme, yansıtma, özdeşleşme gibi kimi eğilimlerden veya ruhun kimi atak hallerinden, depresif durumlardan değil doğrudan insan varlığımızın tıkanmasından, hiçleşmesinden, anlamsızlaşmasından söz ediyoruz. Eğer sıkıntımız hastalık olsaydı, çaresi bulunma umudu ve beklentisiyle veya hastalığımıza katlanarak yaşayabilirdik. Oysa bugün içine düştüğümüz gaflet hali doğrudan kendi varlığımızı dert etmemekle ilgilidir. 

Kendimizi bilemediğimiz için baştan kaybediyoruz. Kendini bilemeyen, kendine güvenemeyen insan, başkasını nasıl bilecek? Çevresini, dünyayı, tüm eşyayı, hayatı, kâinatı ve elbette Tanrıyı nasıl bilecek? Bilinçsizlik gelişim sürecimizi tersine döndürüyor. Yani beşer varlığından insan, oradan da halife katına çıkmış, hanif, muvahhit ve salihler seviyesine yükselebilmiş insan, tekrar mağarasına ve vahşiliğine dönmüştür, dönmeye çok arzuludur? Yoksa yaşanan küresel ve kitlesel vahşetin, onca katliamın, savaşın, ölümlerin, talanların bir açıklaması olabilir mi? Olabilir miydi? Bunca yağmanın, bunca haksızlığın, zulmün, işkencenin bütün bunlardan zevk alacak ölçüde duyarsızlaşan vicdanın, duygunun başka açıklaması olabilir mi? Bütün bu olanlar, bütün bu yapılanlar insana yakışan şeyler mi? Yakışan şeyler miydi? Bu sağırlaşma, bu körleşme, bu çürüme, kokuşma, ancak insanın kendi varlığını, kendisiyle birlikte varlığına gizlenmiş, kodlanmış ilahi cevheri inkâr etmesiyle mümkün olabilir. İnkâr evrensel ilgisizliğiyle yaşama biçimine dönüşmüş insanlık onuruna, değerine, asaletine tahkir edici bir gözle bakmaktadır üstelik. 

Bu işe yaramayan, zamanı geçmiş lakırdılardan kime ne yarar olacaktır? Nesnel amaçları ve dünyayı putlaştırmış çağdaş materyalizm de böyle düşünüyor. Tıpkı şeytan ataları gibi. Bu insan değerlerinden, bu ahlâk değerlerinden bizim ne çıkarımız olacaktır? Bütün bu soruların en kestirme cevabı ahlâksızlıkla kazanılacak hiçbir değerimiz olamaz şeklinde olmalıydı. Bizi insanlığımızdan utanacak hale getiren kazanım zafer değil, hezimettir? 

Yani?

Yani sorun çok derinlerde, insan olup olmamakla ilgilidir.

Gerçekten şeytan kıtalar dolaşıyor ve gerçekten insanlık ölümlerin bütün çeşitlerini omuzlayan çetinlikte bir savaşta direniyor. Rehin alınmış akıl, tutulmuş, kuşatılmış vicdan, satın alınmış veya kiralanmış entelektüel bırakınız çare üretmeyi, evrensel saldırganlığıyla zulmü de göremiyor veya görmeye yanaşmıyor. Özlenen insanlığın umudu adına var olanlarsa korkutulmaya, sindirilmeye çalışılıyor.

İnsan varlığımızı yitirme süreciyle birlikte sağlıklı düşünemez, sağlıklı sanat, felsefe, siyaset yapamaz olduk. 
Ve gelinen aşamada insanın tedaviye değil, dirilişe ihtiyacı var.

İnsanlık öldü mü ki, dirilişten söz ediyoruz?

Terör ve savaşlar güzergâhında olup biten mağduriyetlere bakınız. Kim bu mağduriyetlerin ne tarafında duruyor? Gelir dağılımındaki adaletsizliğe, fakirlik, yoksulluk, iyi beslenememe, ilaçsızlık gibi sebeplerle dünyanın büyük kısmını kasıp kavuran ölümlere bakınız? Bu da ayrı bir trajedi? 

Bir çıkış bir çözüm mutlaka bulunmak zorunda. 

Çünkü varsak ve yaşıyorsak hâlâ canlı tuttuğumuz umudumuzu bilinçle çoğaltmak mecburiyetindeyiz.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 294
Bu Ay : 1549
Toplam : 1549

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom