Prof. Dr.  Mehmet Kubat

Prof. Dr. Mehmet Kubat

mehmetkubat@gmail.com

KÛTU’L-AMÂRE ZAFERİ

KÛTU’L-AMÂRE ZAFERİ

Bizde tarihin çarpıtılması istisnaî bir durum değil, genel-geçer bir kuraldır…

Hele konu bir de Osmanlı tarihini aktarmak olunca, işte o zaman tarihsel gerçekliklerin yanlış aktarılması ve çoğunlukla tersyüz edilmesi kuralı moda haline gelmiş, hatta bazen “görev” addedilmiştir!..

Bilhassa Cumhuriyet döneminde, Osmanlı dönemine ait tarihî gerçeklikler çoğunlukla çarpıtarak, yalan-yanlış kurgularla aktarılmış; bazen de bilinçli bir biçimde gizlenerek manipüle edilmeye çalışılmıştır!..

Bu yalan ve yanlış yazılan, çarpıtılan, dahası unutturulmaya çalışılan tarihî hâdiselerden biri de gerçekte Birinci Dünya Savaşı’nın temel muharebelerinden biri olan Kûtu’l-Amâre Zaferi’dir…

Kûtu’l-Amâre Zaferi, 1952'ye kadar bayram olarak kutlanırken, Türkiye'nin NATO'ya girişi sonucu zaferin kutlanması yasaklanmıştır. Nitekim bugünün bayram olarak kutlanmasından rahatsız olan İngilizler, bayramın kaldırılması için yoğun baskı yapmış, baskılar üzerine bayram kutlamasına son verilmiştir!..

Türkiye'nin NATO'ya üyeliğinden sonra ilk ve orta dereceli okulların müfredat kitapları başta olmak üzere, üniversitelerde okutulan ders kitapları da dâhil, kaleme alınan hemen bütün tarih kitaplarında Kûtü’l-Âmare Zaferi’ne dair bilgiler neredeyse tamamen silinip yok edilmiştir…

Artık bu tarihten sonra, böyle bir hâdise hiç yaşanmamış gibi kabul edilerek basın yayın organlarında Kûtü’l-Âmare Zaferi’ne hiç yer verilmiş, tek cümleyle bile olsa bu olaya atıfta bulunulmamış ve bilinçli bir tavırla böylesine tarihî önemi haiz müstesna muharebe gizlenmeye çalışılmıştır…

Bu yazıda, ümmet sorumluluğuyla hareket eden Osmanlı’nın ordularıyla destan yazdığı bu muharebeyi, yani Çanakkale'den sonraki en şanlı duraklarımızdan biri olan Kûtü'l-Amâre Zaferi’ni ana hatlarıyla aktarmaya çalışacağım.

29 Nisan 1916’da, yani bundan tam 100 yıl önce, Osmanlı birlikleri, İngiliz kuvvetlerine karşı tarihî bir zafer kazandı ve Bağdat cephesinde başarı hanemize çok değerli bir puan daha yazdı. Osmanlı birlikleri, İslâm topraklarına göz dikmiş azılı düşman İngiltere’ye Kûtu’l-Amâre’de unutamayacağı bir yenilgi tattırdı…

Kûtu’l-Amâre (كوت العمارة), Dicle nehri kıyısında, Şattularap kanalı ile birleşen Basra Körfezi'nin 350 km kadar kuzeyinde, Bağdat'ın 170 km güneyinde ve Bağdat ile Amâre arasında bulunan, 1915 yılı nüfus sayımına göre 6500 nüfusa sahip kasabanın adıdır. Bu küçük kasabanın da dâhil olduğu bölgenin Osmanlı idaresine girmesi, Kanûnî Sultan Süleyman devrinde (1520-1566), Bağdat’ın fethi sırasında olmuştur.

“Bağdat’ı fethederek İslâm âlemine patronun kim olduğunu göstereceğiz” diyen şımarık İngilizler, tabiatıyla bu bölgeyi işgal etmeyi hedefliyordu…

Nitekim Irak petrollerini ele geçirmeyi amaçlayan İngilizler, 6 Kasım 1914 tarihinde Basra Körfezinden Şattularap ağzındaki Fav bölgesine asker çıkararak saldırıya geçer ve ilerleyen aylarda bu saldırılarını kuzeye doğru genişletirler…

General Townshend komutasındaki İngiliz kuvvetleri, Dicle nehri boyunca ilerleyerek 3 Haziran 1915 tarihinde Kûtu’l-Amare’yi, Temmuz 1915 sonlarına doğru da Nasıriye’yi işgal ederler…

Bu sırada Osmanlı ordusu, Albay Nûreddin Bey’in kumandasında bulunuyordu…

İngiliz birliklerinin bu bölgeyi işgali üzerine, II. Abdülhamit döneminde başlayan orduyu modernleştirme çalışmalarına katkıda bulunmak amacıyla İstanbul’a gönderilen Alman Mareşal Goltz, 22 Ekim 1915’te bölgede yeni teşekkül ettirilen Osmanlı 6. Ordusu'nun komutanlığına getirilir…

22-26 Kasım 1915’te General Townshend komutasındaki İngiliz 6. Poona (Hint) Tümeni, Bağdat’a 30 km. uzaklıktaki Selmân-ı Pâk bölgesinde taarruza başlar. Bu bölgede meydana gelen çarpışmalar, Bağdat’ı ele geçirmeye çalışan İngiliz ve müttefikleriyle, onları durdurmaya çalışan Osmanlı ordusu arasında büyük ve destansı bir mücadeleye sahne olur. İngilizler ve müttefikleri, kahramanca direnen Osmanlı ordusu karşısında başarısızlığa uğrar ve çaresiz geri çekilmek zorunda kalırlar. Selman-ı Pâk Muharebesi'nde yenilgiye uğrayan İngilizler, çaresiz bir biçimde 3 Aralık 1915'te tekrar Kûtu’l-Amâre kasabasına sığınırlar…

Çok sayıda kayıp veren İngilizler ve müttefikleri Kûtu’l-Amâre’ye çekilirken, Osmanlı birlikleri 5 Aralık 1915’te kaleyi kuşatma altına alırlar. Aynı şekilde Mareşal Goltz’un emriyle Irak ve havalisi komutanı Albay Nurettin Bey'in birlikleri 27 Aralık'ta Kûtu’l-Amâre'yi tümüyle kuşatır…

1916 yılının başlarında İngilizler’in Irak cephesi kumandanlığında bulunan General Nixon’un yerine General Percy Lake tayin edilir. General Lake’in emriyle Basra bölgesinde bulunan İngiliz kuvvetlerinin kuşatma altındaki General Townshend’e yardım etme teşebbüsleri sonuç vermez…

İngilizler, Kûtu’l-Amâre’yi kurtarmak için General Aylmer komutasındaki Tigris Kolordusu’yla hücuma geçtilerse de, 6 Ocak 1916 tarihli Şeyh Saad Muharebesi'nde 4.000 askerlerini kaybederek geri çekilmek zorunda kalırlar…

Bu arada Osmanlı 9. Kolordu Komutanı Albay Nurettin Bey görevinden alınarak yerine Halil Paşa atanır…

Kûtu’l-Amâre’yi ele geçirmek için tekrar harekete geçen İngiliz ordusu, 13 Ocak 1916 tarihli Vadi Muharebesi'nde 1.600 ve 21 Ocak Hannah Muharebesi'nde ise 2.700 askerlerini kaybederek geri püskürtülür…

İngiliz birlikleri, 1916 Mart başında tekrar taarruza geçerek 8 Mart 1916'da Albay Ali İhsan Bey komutasındaki 13. Kolordu'ya hücum ederler. Ancak burada da 3.500 asker kaybederek geri çekilmek zorunda kalırlar...

İngilizler, Hindistan’dan Basra’ya gönderilen yeni tugayların desteğinde 5 Nisan 1916’da Felâhiye’de başlattıkları dört gün süren taarruza rağmen, bir türlü kuşatmayı yaramazlar. Kaledeki yiyecek stoklarının tükenmesi üzerine, uçaklarla havadan yiyecek paketleri atılır. Ancak bu yiyecek paketlerinin çoğu nehre düşer. Dolaysıyla yapılan yardımlar yerine ulaşamaz ve sonuçsuz kalır…

Bu arada Mareşal Goltz, Bağdat'ta bulunan karargâhında hastalanıp 19 Nisan 1916'da ölünce, yerine Halil Paşa bu kez Osmanlı 6. Ordu Komutanlığı’na getirilir…

İngilizler ve müttefikleri, 21-22 Nisan 1916’da IV. Felâhiye Muharebesi adı verilen bir saldırı daha gerçekleştirmişlerse de, bu saldırı da Osmanlı ordusu tarafından püskürtülmüş ve düşmanlar burada da yenilmeye mahkûm olmuşlardır…

Başka çıkar yol bulamayan İngiliz Generali Lake, 26 Nisan 1916’da kuşatma altındaki General Townshend’a Osmanlı birlikleriyle teslim müzakerelerini başlatmasını bildirir. İngilizler, yaklaşık beş ay süren kuşatmanın kaldırılması karşılığında bütün silâhlarını ve 1 milyon sterlin tazminatı vermeyi teklif ederler. Karşılığında ise İngilizler, Kûtu’l-Amâre yolu ile Hindistan’a gitmek için müsaade isterler. Ancak Osmanlı askerî yetkilileri, yapılan bütün teklifleri reddederek İngilizlerin kayıtsız şartsız teslim olmaları konusunda direnmeye devam ederler…

Nihayet 27 Nisan 1916’da Kûtu’l-Amâre’nin 4 km kuzeybatısındaki nehir üzerinde Osmanlı ordusu komutanı Halil Paşa ile İngiliz komutan General Townshend arasında yapılan görüşmede İngilizler tazminatı 2 milyon sterline çıkarmak zorunda kalırlar. İki taraf arasında bir protokolün imzalanmasının ardından Osmanlı kuvvetleri halkın coşkulu gösterileri arasında Kûtu’l-Amâre’ye girer ve 29 Nisan 1916’da 13.300 kişilik İngiliz ordusunu teslim alırlar…

Savaşın sonunda 13’ü general, 481’i subay ve 13.300 İngiliz askeri esir alınır. Dahası, esirleri kurtarmak üzere gelen 40.000 İngiliz askeri de öldürülür…

İngilizler açısından savaşın bilançosu gerçekten çok ağırdı: Tarihe “Kûtu’l-Amâre Zaferi” olarak geçen bu savaşlar zinciri sonucunda İngilizler 30 bin (bazı kaynaklara göre 40 bin)’den fazla kayıp ve 13 binden fazla esir düşerken, Osmanlı birlikleri ise toplam 10 bin askerini şehid vermiştir…

Kûtu’l-Amâre Zaferi’ne istinaden “Kût” soyadını alan Osmanlı Komutanı Halil Paşa, savaştan sonra 6. Ordu'ya hitaben yayınladığı mesajda şunları dile getirir:

“Arslanlar! Bütün Osmanlılara şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın güneşli semâsında şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum… Ordum gerek Kûtu’l-Amâre karşısında ve gerekse Kûtu’l-Amâre’yi kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve 10 bin erini şehit vermiştir. Fakat buna karşılık bugün Kut'ta 13 general, 481 subay ve 13 bin 300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30 bin zayiat vererek geri dönmüşlerdir. Şu iki farka bakılınca, cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır!.. İşte Osmanlı sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci zaferi Çanakkale'de, ikinci zaferi burada görüyoruz!..”

Halil Paşa’nın da vurguladığı gibi, aslında şanlı Çanakkale Zaferi’nin bir devamı demek olan Kûtu’l-Amâre Zaferi, Birinci Dünya Savaşı’nı derinden etkilemiştir.

Ayrıca bu zafer, petrol ve diğer zenginlikleri sömürmek amacıyla Bağdat’ı ele geçirmeye yönelik sinsi planlar yapan İngilizlere asla unutamayacakları büyük bir darbe vurmuştur!..

İngilizler, Osmanlı ordusu karşısında hayatta kalan son askerlerine kadar esir düşerek, büyük bir hezimetle savaşı kaybetmişlerdir...

İnglizler, Kûtu’l-Âmare’de yalnızca savaşı kaybetmemiş, gerçekte tarihlerindeki en büyük hezimeti de yaşamışlardır!.. Nitekim Kûtu’l-Amâre Zaferi, Avustralyalı araştırmacı Dr. Gaston Bodart tarafından “İngiliz prestijinin Birinci Dünya Savaşı’nda yediği en büyük darbe” olarak yorumlanırken, İngiliz tarihçi James Morris tarafından ise "İngiltere askeri tarihindeki en aşağılık şartlı teslim" olarak tanımlamıştır.

Bu hezimet ile sömürgeciliğin karşısındaki tek gücün, ümmetin yegâne temsilcisi Osmanlı İslâm ordusu olduğu tarihe altın harflerle yazılmıştır!..

Kûtu’l-Amâre Zaferi’nin belki de en önemli yanı, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu’nun olağanüstü zor şartlar altında, hatta imkânsızlıklar içerisinde zoru ikinci kez başarmasıdır. Osmanlı Ordusu’nun daha önce Çanakkale’de de muhali, gerçekleşmesi olanaksız görüleni, yani olmaz denileni, olur kıldığı; ilkin bu zorluğu mümküne çevirdiği, daha sonra da zoru başararak yenilmez zannedilen düşmanı yendiği malumdur…

Kûtu’l-Amâre Zaferi’nin bir diğer önemli yanı da, bir İngiliz tümeninin bütün personeli ile birlikte esir alındığı ilk ve eşsiz bir zafer olmasıdır…

Kuşkusuz bu savaşın askeri tarih açısından da önemi büyüktür: Nitekim İngiliz ordusunun havadan ilk ikmal denemesini Kûtu’l-Amâre’de yaptığı bilinmektedir. İngilizler, bu kuşatma sırasında 26 gün boyunca Dicle'deki Ora Üssü'nden 3 adet Short 184 tipi 225 beygirlik deniz uçakları ile Kûtu’l-Amâre’deki birliklerini ikmal etmişlerdir.

Bu savaşın askeri tarih açısından bir başka önemli yanı da, Kûtu’l-Amâre Savaşı sırasında Osmanlı birliklerinin sınırlı sayıda uçakla önemli görevler ifa etmiş olmasıdır. Nitekim bu savaşta bir yandan keşif görevi yapan Osmanlı uçakları, diğer yandan da düşman hedeflerini sürekli bombardıman altında tutmuştur. Hatta 26 Nisan 1916’da Kûtu’l-Amâre’deki İngiliz kuvvetlerine erzak yardımı yapan bir İngiliz uçağı, Osmanlı avcı uçağı tarafından düşürülmüştür.

Ancak Osmanlı ordusunun bu askerî başarısı, Cemil Meriç’in “İnsan için Şeytan neyse dünya için de İngiltere odur” vecizesiyle nitelediği sinsi İngilizlerin hile, desise ve tuzaklarını yok etmeye yetmemiştir. Nitekim Haziran 1916’da Hicaz’da ortaya çıkan Şerif Hüseyin ayaklanması, İngilizler tarafından planlanmış ve tam da istedikleri tarzda hayata geçirilmiştir…

Yine 1916 ve 1917 yıllarındaki savaşlar, Osmanlı Devleti’nin bağlı bulunduğu tarafın başarısızlığı ile sonuçlandığından, Ortadoğu tamamen kaybedilmiştir!..

Esefle belirtelim ki, Şubat 1917’de Kûtu’l-Amâre, Mart 1917’de ise Bağdat İngilizler’in eline geçmiştir!..

Kûtu’l-Amâre, tıpkı Çanakkale’de olduğu gibi, sömürgeci güçlere karşı birlik ve beraberlik içinde hareket eden İslâm ümmetinin, dönemin bir numaralı süper gücü İngiltere’yi dize getirdiği destansı direnişinin adıdır…

Kûtu’l-Amâre, Müslümanların omuz omuza, birlik içinde ve beraberce hareket ettikleri taktirde alt edilmeleri imkânsız görünen en güçlü orduları bile dize getirebileceklerini gözler önüne seren en önemli tarihî hâdiselerden biridir...

Aynı şekilde Kûtu’l-Amâre, ümmet birliğini yeniden tesis edemedikleri müddetçe, Müslümanların egemen emperyalist güçler karşısında sürekli yenilmeye mahkûm olacaklarının da açık bir göstergesidir…

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

Onur Karabıyık @Tarih Şuuru Olmayan Milletler Tarih Sahnesinden Silinmeye Mahkumdur

31 Mayıs 2016 16:30

Bu yazınızı okuyunca gerçekten ürperdim. Bu ülkenin ilk okulu, orta okulu, lisesi ve üniversitesinde okuyan biri olarak neden bu zaferden hiç bahsedilmediğini fark edince dehşete düştüm. Bu yazıyı okuduktan sonra anladım ki sömürge ülkelerinde uygulanan eğitim politikası gibi bir politika uygulanmış ve biz bundan tamamen habersizmişiz. Bu ülkenin üniversitelerinde yüzlerce Prof. var fakat hiçbiri sayın Kubat gibi gerçekleri aktarmıyor. Prof. Dr. Mehmet KUBAT hocamın bu önemli yazısını okuduktan sonra diğer yazılarını da tek tek, satır satır okudum. Gerçekten son derece önemli konulara parmak basıyor. Herkese hocamın yazılarını okumalarını tavsiye ederim. Sayın hocam sizi kutluyorum. Ne olur daha çok yazarak bizleri aydınlatmaya devam edin. Selam ve hürmetlerimle...

Yücel AKSOY @Tarih Neden Çarpıtılır?

12 Mayıs 2016 16:25

Sayın hocam, Eskiden "yalan söyleyen tarih utansın" başlığı altında yazılar okuyunca pek bir anlam veremezdik. Sizin yazınızı okuyunca bu sözün anlamı zihnimde daha iyi oturdu... Bize Osmanlı hep "hasta adam" diye anlatılır, biz de bu yutturmacaya saf saf inanırdık. Tarih, her halde bundan daha fazla çarpıtılamazdı. Bu yazınızı okuyunca, doğrusu çok etkilendim. Bilhassa batılıların etkisiyle bu tarihi zaferin kitaplarımızdan çıkarıldığını duyunca gözlerime inanamadım. Ve şunu anladım ki, biz ne zaman "biz" olmanın şuuruna varırsak, işte o zaman kurtuluruz...

Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 7
Bugün : 601
Bu Ay : 5583
Toplam : 5583

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom