Şevket Başıbüyük

Şevket Başıbüyük

sbasibuyuk@hotmail.com

Dilin Keskinliği

Siz kendinize hiç öz eleştiri yaptınız mı?

Şu an ben, o ruh halini yaşıyorum…

Bir dostun söylediği gibi; ‘bir çocuk gibiyim.’

Kumsalda saatlerce ev yapan sonra güneş başına geçtikten sonra dönüp yaptığı eve bir tekme koyup yıkan bir çocuk gibi…

Evet, ‘yapan-yıkan’ bir çocuk…

Oysa ‘yıkıcı’ değil, ‘yapıcı bir çocuk olmayı’ ne kadar isterdim/bir bilseniz ne kadar isterdim…

Hayatım boyunca bu hep böyle süregeldi. Saatlerce, günlerce, haftalarca hatta yıllarca yaptığım gönül sarayları -başıma güneş geçince-  dönüp bir tekme koyarak yerle tuz-buz ettim.

Yıktım anlatabiliyor muyum?

Ve şimdi yalnızım!..

Tahminim o ki ardımdan ağlayacak hiç kimsem kalmadı.

Bu güne kadar; ‘cicili-bicili; canım’ dediklerim arkadaşlardan eser yok, yapayalnız başımayım.

Hata -inanamayacak belki de çok şaşıracaksınız ama- ben insanları artık eskisi gibi sevemiyorum.

Zira bu güne kadar ‘bir duvarın tuğlaları gibi’ bildiklerim arkadaşlarımla hiç de aynı duvarın tuğlaları olmadığını gördüm.

Bu güne kadar -hadiste de ifade edildiği- gibi “bir vücudun azaları gibi” olmayı düşündüğüm arkadaşlarla aynı sancıyı duymadığımı hissettim ve bundan böyle kendi acımı yalnız kendimle paylaşmaya karar verdim.

“Kötü bir karar” olabilir bu, ancak kararımı vermişim bir kere…

Kırk sekiz yıllık ömrün -istinasız-  otuz yılını beraber geçirdiğim arkadaşlarımın hiç birini görmek istemiyorum şimdi.

Zira -bu yaştan sonra- anladım ki ringte ayakta durabilenler ancak alkış alabiliyor.

Yenilen boksöre alkış yok…

Ben ki hayat ringinde yenilmiş bir boksörüm.

Evet,  hayat ringinde yenilmiş bir boksörüm…

Ancak -itiraf ediyorum- dilim keskin…

Bazen, benim bile duymak istemediğim sözcükler dökülür dudaklarımdan. Siz buna ‘dilin keskinliği’ diyebilirsiniz ama asla art niyet taşımam, kin hiç gütmem; ne varsa dilimin ucundadır benim.  Dilin keskinliği, bir anlık öfkenin zehriyle bütünleşince şalterlerim atar, özene bezene yaptığım gönül saraylarına bir tane kor yıkabilirim.

Böyle biri olmak istemezdim ama böyleyim işte…

Belki de beslendiğim kaynaklardan benden böyle bir kişilik oluştu.

Amenna; “zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem; gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.” ama kabul etmek gerekir ki, ben biraz agresifim…

Ömrünü kitap okuyarak -biraz da yazarak-  geçiren benim gibi birinin daha munis olması gerekirdi ama…

Ama dünyaya gelmeme vesile olan anne-baba, yaşadığım şartlar, beslendiğim kaynaklar…

İtiraf etmem gerekirse; ben, olması gereken yerden değilim.  Hak ettiğimi hiçbir zaman alamadım bu güne kadar veya öyle inandım. Öyle inandığım içindir ki;  boş dönen bir değirmen gibi kendi kendimi öğütüyorum…

Evet, kendi kendini öğüten bir değirmen gibiyim…

Hâsılı kelam; bazı arkadaşların söylediği gibi ‘ben bir çocuk gibiyim.’  Hayat kumsalında yaptığım gönül sarayları  -güneş başıma geçince- acımadan, sivri dilimle bir tekme kor yıkarım…

Keşke yıkıcı değil yapıcı olabilseydim…

 

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 10
Bugün : 419
Bu Ay : 1674
Toplam : 1674

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom